Müslüman ülkelerde, baştan sona burcu burcu İslam’ın kokacağı o müthiş güzel günün hasretiyle içimiz kavrulmuş, Sabretmekdeyiz. Sabırsa, Müslüman olmanın sorumluluklarını bilerek, gece gündüz çalışmak, uykuları kaçmak demektir.
-Hocam çok ileri gidiyorsun, dikkat et, seni oradan oraya sürerler diyorlar bana.Söylesinler bakalım nereye sürecekler? Söyleyin nereye sürecekler? Allah’ın rahmetinin erişmeyeceği bir yer mi biliyorlar?
Bu ne korkusuzluk..
Hadisi şeriflerinde efendimiz münakaşayı menetti. Sevap kazanır, dedi. Haklı olsa bile susmasını, münakaşaya son veren olmasını emretti. Sevabının iki kat olacağını söyledi.
... Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu, münakaşa ve cedel,
suizanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl, ya da engelle..
İnsan dostlarıyla konuşmaya daldığı bir zamanda kendini yoklamalı ve sormalı:
Neden bahsediyoruz bunların dünyaya ve ahirete bir yarari var mı? O zaman frene basmalı.. hafifçe toslamak ve neşeli havayı dağıtmak pahasına. Ve sözü bilerek, isteyerek yaralı bir mecraya katmalı. Bir ayet, bir hadis, bir ibadet hatırlanmalı ve başkalarına da hatırlatmalı. Taki zaman öldürmek yerine zaman diriltmek, onu en olumlu biçimde kullanmak bir alışkanlık haline gelsin.