Büşra Aydın

Büşra Aydın
@busraydbn
Altı çizili satırlarımın dijital arşivi
Bilinçaltı duyulmak için ısrar eder, tekrarlar ve bir bakıma kapıyı kırar.Onu duymanın ve odaya davet etmenin tek yolu, ona bir şeyler dayatmayı bırakmak ve bunun yerine her yerde, sözde, ifade biçimlerinde, rüyalarda ve bedende, söylenememiş olanı dinlemektir. -Annie Rogers, The Unsayable
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
*Eskiden sevdiğim Jung ve aktif imgeleme
1913 yılında Carl Jung literatüre aktif imajinasyon terimini kazandırmıştı. Aktif imajinasyon tekniği bilinçaltı zihinle bir diyalog hâline girmek için görüntüleri kullanır (sıklıkla rüyalardan) ve karanlıkta saklı kalan şeyleri ortaya çıkarır. Son zamanlarda, iyileşme için imgeleme yapmaya dair görüş geniş çapta ilgi çekti ve yönlendirilmiş imajinasyon programları stres ve endişeyi azaltmak, atletik performansı artırmak ve belli bazı korku ve fobiler konusunda yardımcı olmak üzere hazır durumdadır.
Eğer hamile bir anne akut veya kronik stres yaşarsa bedeni, adrenalin ve noröadrenalin dâhil, stres hormonları üretecektir ve bunlar annenin kan dolaşımından rahmine doğru yol alıp aynı stresli hâlin doğmamış bebekte başlamasına sebep olur. Verny sözlerine şöyle devam eder, "Çalışmalarımızda görüldüğü üzere, aşırı ve sürekli stres altında olan annelerin bebeklerinin prematüre olması, kilosu düşük, hiperaktif, çabuk sinirlenen ve sancılı olmaları daha muhtemeldir. Aşırı durumlarda, bu bebekler parmak kadar küçük ve hatta ülser rahatsızlıklarıyla doğabilirler."
Freud ve Jung, daha önce engellenen, bastırılan veya içe atılmış hayat tecrübeleri parçalarının, kullanılan kelimelerde, davranışlarda, jest ve mimiklerde görülebildiğini gözlemlemişlerdir. Takip eden onlarca yıl terapistler bunun gibi ipuçlarını; dil sürçmeleri, kaza kalıpları veya rüya imgeleri hâlinde danışanlarının hayatlarının kelimelerle anlatılmaz ve akla gelmez alanlarını aydınlatan habercileri olarak görmüşlerdir.
Freud ile çağdaş Carl Jung da bilinçaltında kalan şeylerin yok olmadığına fakat daha ziyade yaşamlarımızda kader ve talih olarak yeniden yüzeye çıktığına inanmıştır. Jung, "Bilinçli olmayan ne varsa, kader olarak deneyimlenecektir. " der. Diğer bir deyişle, farkındalık ışığına getirmediğimiz müddetçe muhtemelen bilinçaltı kalıplarımızı tekrarlamaya devam ederiz. Hem Jung hem de Freud, işlenmesi çok zor olan her ne varsa kendi kendine yok olmadığını ancak daha ziyade bilinçaltımızda saklandığını belirtmişlerdir.