Mösyö Maneuvrier'in -kendi ülkesi Fransa için- gayet isabetli bir şekilde ifade ettiği gibi: "Pek de iyi maaşı olmayan, öyle çok da itibarlı sayılmayan ve kariyer vaat etmeyen bir memuriyet elde etmek. Böylece her gün gidip gelebilecekleri ama aslında gerçekte neredeyse hiçbir şey yapmayacakları bir işleri olabilir. Böyle bir iş her ne kadar insanın zekâsını ve zihni yetilerini zamanla köreltse de düşünmek ya da karar vermek zorunda olmamak insanlara son derece cazip geliyor. Başkalarının verdiği işi yaparak tıpkı kurulu bir saat gibi aynı şeyleri tekrarlamak bu kişileri inisiyatif almama hususunda mazur kıldığından onlar için bulunmaz nimet sayılmıyor."
Siz de tıpkı Spencer gibi her gün kullandığınız nesnelere şöyle bir bakarsanız üzerinde biraz düşünüldüğü takdirde bunların hepsinin çok daha iyi hale getirilebileceğini fark eder ve yazarın, "Görünüşe bakılırsa insanların büyük kısmının maksadı mümkün olduğunca düşünme zahmetine girmeden hayatlarını yaşamaktır." düşüncesine katılırsınız.
İstikrarlı çabalarımızın önündeki asıl engel kolay pes etme, umursamazlık, tembellik ve aylaklık olarak adlandırabileceğimiz ve üzerimizden hiç eksik olmayan o zihinsel durumumuzdur. Zihnin bu doğal durumunun üstesinden gelme yolunda tek umudumuz kendimizi sürekli olarak motive edip her gün yeni bir ruhla ve taze çabalarla mücadele etmektir. Bu zihinsel durumu her ne kadar temel olarak adlandırsak da doğal olduğunu söyleyebiliriz.