Ahsen

Ahsen
@butim4r
hastane, ciddi bir yerdir. az önce söylendiği üzere, ölümü geciktirmeğe çalışanların yeridir orası. sellemehüsselâm girilmez. girmenin haracını vermek gerekir; bu haracın hemen hemen tümü yüz suyudur. ama yüz suyunun da çeşitleri vardır. hastane, ölümünü geciktirmeğe çalışanların, daha doğrusu, yazgısının kendisine haksızlık ettiğini düşünüp bu yazgının ancak değiştirilmek, en azından el katılmakla gerçek yazgı olarak gerçekleşeceğine inananların umut bağladığı, tıp adı verilen gizli dinin hekimleri, hemşireleri, hasta bakıcıları, laboratuvarları, gizemsel bir gizlilik içinde korunan karanlık ya da yarı karanlık odaları, aygıtları, işçileriyle, sözün kısası irili ufaklı kulları, rahipleriyle, yürütüldüğü yerdir. bir tapınağa girmenin töresini bilmek gerek. ama bundan ötesi de var: girilen yerin, girdiğimiz anda bizi ne kıldığı.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Reklam
sonra gazetelerin satıldığı köşeyi dönünce bir sarı kedi mır mır kedi değil bu, bu mırmır değil pis bir kedi bu, mır mır değil pis pis kedi gel kedi gel pis pis pisi kedi ürkmeden yanaşıyor, kediler her zaman aç yerde bir çekirdek, kara, zeytin çekirdeği gibi ama tabaklardaki gibi değil, tozlu bu, kedi gelir sürünür dizine pis bir kedi bu her kediyi sevme demedim mi ben sana ya seni ısırırsa kediler her zaman aç çek elini yavrum, uzaktan sev, bak kedi çekirdeği koklar, kendisine bir daha bakar, sonra gider duvara sürünür. kediler her zaman aç, kediler aç, kedileri doyurmalı. burun çekilir, evde bir kedi isterim denir. olmaz, niye olmaz, haminnen sevmiyormuş, niye, pismiş, niye, sus haydi yavrum yürü geç kalmayalım
Sayfa 47·Kitabı okudu
"şimdi yoksulluğu da, çalışmayı da öğrendin. sevmeği öğrendiğin gün eksiğin kalmayacak" demişti. “sevgiyi bilmediğimi sen söylersen...” diye başlamıştım söze...“sevgiyi nasıl yaşayabildiğini bilmiyor değilim elbet. kerimcik, sen benim en çok sevdiğim insanlardan birisin. en başındasın onların. beni senin kadar sevmiş insan belki bir, belki iki. ama sevgiyi öğrenmen daha on, on beş yılını alır. bu dediğimi anladığın zaman bana hak vereceksin...”
Sayfa 29·Kitabı okudu
ben, anlatıcı, öykümü sürdüyorum. (böyle bir söze kim inanır ki?) haluk kitaplarını topluyor, isabey kitaplarını topluyor. iki durumda da birinin tatile girmiş olması söz konusu; karşılarındaki adam, tatilin ötesinde; çocuk tatilin berisinde. bir gün, o adam da tatile çıktığında, ömrü boyunca yaşadıklarını alt üst eden bir şeyler olacak. o bilmiyor, ben biliyorum; ben anlatıcıyım.
Sayfa 27·Kitabı okudu
çocukken görülen sevgi çok önemlidir. çok belirleyicidir de. sevgi görmemiş olan, sevgi gördüğünü güneşe çıkıp soluyan bir kertenkele hazzı ile anlatana biraz kızar. çoğu zaman düşünülmeyen şey şu: insan, sevgi görmüş ya da görmemiş olabilir ama önemli nokta, sevgi gördüğü ya da görmediği yolunda beslediği düşüncedir. bu konuda analar babalarla çocuklarının düşündükleri pek ayrı olabiliyor. önemli olan da görülen değil, görüldüğü düşünülen sevgi oluyor.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Reklam