• "I'm a beast. And you know what beasts do in the dark."
  • "Uh, hello?" I snapped. "I just asked you a question."

    "You can ask whatever you want. That doesn't mean I'm going to answer you."
  • "English, Italian, French... it doesn't matter. All people talk about the same things. They're all evil."
  • Hak ettiği değeri göremeyen bir seriye başlamış oldum. Tess'in Gözyaşları ve Pennies'e benzeyen tarafları olsa bile, benzerliği üzerinden fırlatıp attı. Kendi yolunda yürümeye başladı hikaye.

    Çok güzeldi. Crow ve Pearl'ün bir araya gelişleri. Yollarının kesişmesinin nedeni..

    *İntikam için yola çıkıldı, kardeşlerini kaçırıp köle yapan, şerefsiz Bones'un da aynı acıyı çekmesi için değer verdiği birini kaçırıp aynı şeyi yapmaya karar verdiler, Crow ve kardeşi. Vanessa'nın intikamı için..

    *Pearl, erkek arkadaşı Jcaob (adını asla düzgün yazmicam, bu bir isyandır.) işinden kovulmuştu, yeni bir iş bulduğunda tatile çıkmayı teklif etti. Jocap'la ilişkileri çok samimi, yakın olmamasına rağmen, Pearl devam ettirmek istiyor. Böylece tatile çıkıyorlar. Detaylara girmiyorum, çünkü aynı şeyleri Goddreads'te de yazmıştım. Pearl, orada kaçırılıyor.

    *Pennies'deki gibi bir açık arttırmaya çıkıyor. 3 milyon dolara Alrik'in teki onu satın alıyor. Cidden Alrik'in teki ya sarı saç, mavi göz falan.

    *Kaçırılıp getirildiği gemide, açık arttırmaya çıkmadan önce kaldığı odaya, ona tecavüz etmeye gelen adamın kemerini çekip, adamı kendi kemeriyle boğmaya çalışan bir kadın olduğunu da belirteyim. Başlarda bu fazla savaşan kadın modu değişik geliyor ama kitabı okumaya devam ettikçe alışıyorsunuz. Kitabı sindirebiliyorum, her olay, her düşünce yerli yerinde.

    *Pearl, tavsiye üzerinde Bones'u kendine aşık etme çalışmalarına başlıyor. Yavaş yavaş istediğini başarıyor ama Crow'dan haberi yok.

    *Crow ve Cane (yemin ederim aklı birden aklıma geldi, gr'de inceleme yazarken kitabı açıp çocuğun adına bakmaya üşendim, şimdi kendiliğinden aklıma geldi..) Bones'un önem verdiği birini buldular. Emin olmak için gidecekleri operaya onlar da gidiyorlar.
    Orada, Pearl'ün kaçma girişimini engelleyen Crow..
    Crow'un ne yapmaya çalıştığını bilmeyen, daha önce hiç görmediği bir adamın neden ona yardım etmek istediğini merak eden bir Pearl var.

    *Crow ve Cane, Bones'un evine bomba atıp, silahlarla, adamlarla falan kızı alıp çıkıyorlar. Daha doğrusu Crow alıp çıkıyor. Kızı alma sebepleri açık. Bones'un Vanessa'ya yaptığı şeyin aynısını Pearl'a yapıp Bones'un kalbini parçalamak.

    *Pearl'de, aşkım, operada gördüğü adamın onu kurtarmaya geldiğini sanıp seviniyor. Hatta sarılıp teşekkür ediyor. Neler olduğundan, neler olacağından haberi yok...

    *Pearl, bir canavardan kurtuldum derken bir diğerinin yanında buluyor kendini. Üstelik gözlerini kan bulamış..

    *Crow, Pearl'ü kendi evine getirip. Cane ile anlaştığı şeyi yapmıyor. Onu koruyor. Söz verdiği gibi, kimsenin ona dokunmasına izin vermiyor. Burası biraz HOPPALA NE OLUYOR YA, NE OLDU ŞİMDİ? kafasının geldiği yer olabilir ama her şeyin mantıklı bir nedeni var.

    *Crow'un yapması gereken şeyi, intikamını alması gerektiğini, kardeşini karşısına almaması gerektiğini bildiği halde Pearl'ü koruyuşu. Ona özel bir alan verişi, söz verişi ve onu sonuna karar tutuşu, tutacağını söyleyişi.. Gerçekten çok güzeldi. Başta da söylediğim gibi harcanmış bir seri, daha popüler olmayı hak eden bir seri bu bence..

    *Pearl ve Crow'un arasındaki ilişkinin ilerleyişi, tartışmaları.. Pearl'ün dik başlılığı, sürekli olmasa da arada Jaboc'u aklına getirmesi. Beni kaçırdılar acaba ona ne oldu? Acaba beni arıyor mudur? gibi düşüncelerinin kitabın son bölümünde kendi ruhuyla birlikte paramparça oluşu..

    *Crow'un Pearl'ün adını bilmesine rağmen, adıyla seslenmemesi, Button demesi..

    *Pearl'ün son bölümde öğrendiği şeyden önce kavuşmak istediği o özgürlüğü ona vermek ve kendi istediği şeyi elde edebilmek için bulduğu 365 düğmelik çözüm..

    *365 düğmeyi hak et, kazan.
    Özgürlüğüne kavuş.
    Sana onu vereceğim.

    Crow Barsetti.. Adamdır..