"Hiç saklamadığı ama asla söze dökmediği acısını bizimle paylaşıyordu. Her gün yüzünü asıyor, gözlerimize bakmıyor ve gerekmedikçe bizimle konuşmuyordu. Mutsuz değildi ama kendini mutlu etmeyi de önemsemiyordu. Hep içine çekilir gibi dururdu ama aslında yalnızlık çekmezdi. Bize acısını unutturmayarak, onun kadar değilse bile onunla birlikte üzülmemizi sağlıyordu. Yükünü birlikte taşıyorduk."
"Bekliyorum. Bu iş bekledikçe uzayan, uzadıkça varılmayan, varamadıkça daha çok uzayan, daha çok bekleten bir yolu yürümek gibi bir şeye dönüşüyor ve hayatımdaki bütün beklemeler birbirine karışıyor. Her şeyi bir arada bekliyorum."
"Ayla eve girer girmez kendini yatağa atar ve doktorun söylediklerini düşünür. Beklemeyi öğreneceğini söylediğini hatırlar. Beklemeye başlar. Karnının acıkmasını bekler. Birkaç saat geçer. Acıkmaz. Akşam olmasını bekler. Bekleyemeden uyuyakalır. Ertesi gün ve diğer günler belki aniden gelir diye tatile çıkmayıp evi bekler. Ama Ayhan gelmez. Öyle uzun süre bekler ki sonunda Ayhan'ı beklemekten yapılmış bir heykel gibi olur ve onun yokluğuna tamamen alışır."