Bu durumda sevilene karşı tırmanan nefret, zaman zaman, erkeğin onu öldürdükten sonra kendini de öldürmesine kadar gidebilir. Bu türden birkaç örnek her yıl tekrarlanır: Bunları İngiliz ve Fransız gazetelerinde bulabilirsiniz.
Çoğu zaman, üstün niteliklere sahip, aklı başında, mükemmel erkekleri canavarlara ve iblis kadınlara bağlanmış görüp böyle bir seçimi nasıl olup da yapmış olduklarını kavrayamayışımızı sadece böyle açıklayabiliriz. Eskiler bu yüzden, “aşkın gözü kördür” demişlerdir.
Gelgelelim sadece, o doyuma ulaşmamış aşk tutkusu kimileyin trajik bir sona dayanmakla kalmaz, çoğu zaman doyuma ulaşmış tutku da, mutluluk yerine mutsuzluğa (ölüme) götürür.
Âşıklığın en üst derecelerinde bu hayal öylesine ışıklar yaymaya başlar ki, sevgilinin elde edilememesi durumunda hayat bütün cazibesini kaybeder ve öylesine üzüntü dolu, bomboş, tat vermez bir görünüme bürünür ki, yaşamaya duyulan tiksinti, ölümün korkularına bile baskın gelebilir, bu yüzden de hayat, kimileyin insanın kendi isteğiyle kısaltılabilir.