İçimizden Biri: Nuh’un Sahnesi
10/10
·360 syf.·
2026 1. kitabı
İçimizden Biri: Nuh’un Sahnesi, savaşın en karanlık yüzüne rağmen insan kalabilmenin mümkün olduğunu hatırlatan çarpıcı bir romandır. Roman, iç savaşın en ağır bedelinin ödendiği topraklarda geçer. Otuz beş yaşındaki Nuh Cihan ve sekiz yaşındaki kızı Rabia Hacer, herkesin kaçmayı seçtiği bir coğrafyada kalmayı tercih eder. Yıkılmış şehirlerin ortasında, eski bir arabanın römorkuna kurdukları seyyar tiyatro sahnesiyle, savaşın çocuklardan çaldığı kahkahayı geri vermeye çalışırlar. Onların sahnesinde silahlar değil hikâyeler konuşur; korkunun yerine umut, sessizliğin yerine gülüş yükselir. Nuh’un Sahnesi’nde Shakespeare ile Hacivat-Karagöz, Meddah ile Charlie Chaplin aynı perdede buluşur. Doğu ile Batı, acının ortasında ortak bir gülümsemede birleşir. Bu yönüyle roman, yalnızca bir baba-kızın hikâyesini değil; Türkmen, Kürt, Türk, Arap ve Ermeni demeden, savaşın içine sürüklenmiş tüm halkların ortak kaderini ve ortak çığlığını anlatır. Arif Nihat Asya’nın “İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz.” sözünden ilhamla şekillenen romanın ana teması “İyiler daima kazanır.” önermesi ise “Yaşadıklarına rağmen gülümsemek; umut ve gücün sembolüdür.” cümlesinde hayat bulur. Bu kitap bir savaş romanı değildir. Bu, savaşın ortasında insan kalmayı seçenlerin; bir çocuğun gülüşünü, bir hikâyenin iyileştirici gücünü ve vicdanla kurulan köprüleri anlatan güçlü bir insanlık hikâyesidir. Bu eserin film senaryosu, 2021 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından film yapım desteğine layık görülmüştür. İçimizden Biri: Nuh’un Sahnesi, okuru yalnızca bir hikâyeye değil, kendi vicdanına da bakmaya davet eder. İçimizden Biri: Nuh'un Sahnesi 1 Muhammed Bozbey
Alıntı
İçimizden Biri: Nuh'un Sahnesi 1Muhammed Bozbey · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20264 okunma
9/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2021 36. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2021 23:14
İncelemeye Holden Caulfield tarzında başlayacak olursam, bu kitaba bittim. Öncelikle neden bu kadar gömüldüğünü anlamıyorum, bence oldukça komik ve eğer derinlik arıyorsanız bunu da barındıran bir kitaptı. Evet dili çok "hödükçe", ama zaten kitap 17 yaşında Amerikalı bir ergenin ağzından itiraflar şeklinde yazılmış yani. Ne bekleniyordu, oldukça derin Kafka cümleleri falan mı? Ki eğer aradığınız şey böyle alıntılanacak efsane cümleler ise onlardan da var kitapta bolca. Konudan biraz bahsedeyim, Holden Caulfield okulundan bilmem kaçıncı kez atılmıştır ve bunu ailesi öğrenene kadar eve gitmemekte kararlıdır. Onun bu birkaç günlük kaçışını okuyorsunuz. Bu kaçışta insanlarla iletişim kurmak istiyor ama bir türlü kuramıyor vesaire. Holden'ın bu kaçışını bize anlatma üslubu oldukça komik, bilmiyorum belki de benimle yaşıt olduğu için kendime yakın hissettim. 40 yaşında birinin bu kitabı okumaya başladığında neden az çok ergen bir aptalın tripleri olarak gördüğünü anlıyorum. Yaşlılar şunu kabul etmeliler, gençler kadar iyi sorular soramıyorlar. Central Park'taki yapay göl kışın donduğunda içindeki ördeklerin nereye gittiği sorusunu bir yetişkin kolay kolay soramaz, çünkü yıllardır yaşadığı tuhaflıkları, soruları göz ardı etmeyi öğrenmiştir. Ama bir genç, özellikle bir çocuk daha yaratıcı şeyler düşünür ve sorar. Holden da en çok bu yüzden çocukları sever herhalde. Tek yapmak istediği bir çavdar tarlasında çocukları yakalamaktır. Kız kardeşi Phoebe ile çok açık konuşur ve herkesten nefret ettiği halde bir tek onunla birlikte olmaktan hoşlanır. Holden insanın büyüdüğünde ne kadar sıkıcı, monoton olabileceğini anlar, kendisinin de bu monotonluk içinde kaybolduğunun da farkındadır. Holden bu açıdan muhteşem bir anti-kahramandır, bir nevi C. veya Meursault işte. Kitabı okumak
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma