Trajikomedi tadında hayatı ile yirmilerinde bir mimarlık öğrencisi ve olmayan zamanını kaliteli harcama girişiminden biri olan bu hesap. (En azından motivasyonu var diyelim)
Ama bir yandan da sizin, annenizin evin başköşesinde tuttuğu fotoğraftaki beş yaşındaki çocukla ne gibi bir ortak yanınız var? Hiç, sadece aynı kişisiniz.
O ve biz aynı dünyada yürüyen, aynı dünyayı gören, duyan, hisseden bir grup adamdık; iki dakika içinde ani bir çatırtıyla birimiz yok olacaktı - bir zihin eksilecek, bir dünya eksilecekti.
Öyle de yaptım ve bir kez daha, tıpkı duyma gibi görmenin de aklın önünde ne büyük engel oluşturduğuna ikna oldum: Şu dünyada dâhilerin kör, en iyi müzisyenlerin sağır olmasına şaşmamalı.
İnsanlar her yanı ölçüp saymayı severler, anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?
Sen bir sessin de, kağıt üzerinde bir nota işaretine dönüşüyorsun... Hayır, daha da, daha da kötü ve hiçbir kıyaslama, dibini benim de hâlâ göremediğim o korkunç uçurumu sana anlatamaz. Üstelik, bir dibi de var mı acaba?