"Bu uçaklar benzinli mi dizel mi abi?"
"Çüş! Yok, tüplü... Oğlum, araba mı bu? Bunların yakıtı başka."
"Hımm... Tüplü olsa ne iyi olurdu ama. Az yakardı. Benim araba öyle mesele. Yakmıyor, kokluyor adeta."
"Tüplü olmaz oğlum, tehlikeli."
"Yok canım uyduruyorlar. Ne tehlikesi var ki?"
"Oğlum, otoparka bile almıyorlar tüplü arabayı."
"Eh tamam... Uçak otoparka girmeyeceğine göre..."
"Ulan patlama riski var!"
"Yahu abiciğim patlasa ne olur? Zaten uçak havada. Havada öyle kendi kendine patlar gider. Kime ne zararı var?"
"Eh, içindekiler ?"
"Yahu, bir uçak alsa alsa en fazla üç yüz kişi falan alır."
"Üç yüz kişi önemli değil mi?"
"Abi, üç yüz kişi için uçaklarda tüplü motor kullanımını mı yasaklayalım yani? Devlet hazinesi açısından daha hesaplı... Bir milletin kaderi mi, üç yüz kişinin canı mı daha önemli?
"Bilemedim şimdi..."
"Değil mi ya! Mademki hazineyi rahatlatacak, üç yüz kişi de ölüversin yani. Zaten işin fıtratında var."
"O da doğru. Madem uçmayı tercih ediyorlar."
"O kadaaar..."
"...Düşmeyi de..."
"Göze alacaklar!"
"Noktaaa!"
İzlenme rekorları kıran dizilerde ise zaten herkes birbirini öldürüyordu. O dizilerde insan öldürmek tencerede soğan öldürmekten daha kolaydı. İki bölüm üst üste kimseyi öldürmeyenler yanıyor, diziden çıkarılıyordu. Üç bölüm ölmemeyi becerenler ise kırklara karışıyor, kahraman sayılıyordu. Ve millet kahramanlara bayılıyordu!
"Sen usta katil falan değilsin. Hatta sen katil bile değilsin. Adamı kovalarken adam damdan aşağı düşmüş... Bir de seni katilden sayıyorlar. Vallahi bu büyüklerimiz çok cömert insanlar, katillik rütbesini adeta bedava dağıtıyorlar. Ben olsam, sana kesinlikle katillik unvanını yakıştırmazdım. İnce eleyip sık dokuyacaksın bu gibi önemli meselelerde arkadaş! Önüne geleni katilden saymayacaksın. Bir tartacaksın önce; hak ediyor mu, etmiyor mu?"