Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Din, yahut din eksikliği, bir takım entelektüel ya da sözel formülasyonlarla değil, kişinin hayata sağladığı uyumla gösterilebilir. Din, bireyin nihai endişesi olarak nitelendirdiği neyse odur. Kişinin dinsel tavrı insanın uğruna yaşaması yahut ölmesini gerektirebilecek değerler olduğuna inandığı noktada mevcuttur.
Kişi ancak “desteklenme” ihtiyacına “Hayır” diyebildiğinde, diğer bir değişle bakılma talep etmeyebilecek bir hale geldiğinde, tek başına ayakta durabilme cesaretine sahip olduğunda otorite sahibi biri gibi konuşabilir.
Uzun bir süre boyunca dışsal gerekliliklere itaat eden kişi ahlaklı, sorumlu seçim yapma gücünü yitirir. Her ne kadar kulağa çok tuhaf gelse de, bu kişilerin iyilik ve mutluluğa ulaşma güçleri de böylelikle azalır. Ve Spinoza’nın da ifade ettiği gibi mutluluk erdemin mükâfatı değil başlı başına bir erdem olduğuna göre ahlaki özerkliğinden vazgeçen birey aynı şekilde erdem ve mutluluğa erişme gücünden de vazgeçmiş olur. Dolayısıyla öfkeli olmasına şaşmamak gerekir.