Çağdaş

Çağdaş
Bir kitap, okuyunca değil bir sonraki okuyucusuna ulaştırılınca biter.
5/10
·80 syf.··
2020 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2020 02:39
Stefan Zweig kitaplarında hümanizmi dillendirebileceği her yolla dillendiriyor. Bu kitapta ise üç menkıbe ile bunu yapıyor. Menkıbelerimiz, Eski Ahit’ten Rahel ile Yakup’u, Nuh Tufanı’ndan gibi görünse de aslında barış arayan bir güvercinin yaşamını ve Budizm temelli bir hikaye olan eski savaşçı Virata’nın günahsız yaşam arayışını konu ediyor. Açıkçası Rahel’in hikayesi dini mesel olarak nasıldır bilmiyorum ama Zweig’in kaleminde oldukça etkileyici bir hal almış. Nuh’un güvercini çocuk masallarını andırıyor. Son menkıbe olan Virata’nın günahsız yaşam arayışından çıkardığım sonuç; “günahsız yaşam yoktur.” Aksini çıkarabilen beri gelsin. Kitabın dili bildiğimiz Zweig kitaplarındaki gibi akıcı. Dini hikayeler beni pek açmaz ama bu kitaptaki menkıbelerin sadece çıkış noktaları dini mesellere dayanıyormuş gibi geldi bana. Üçüncü hikayeyi heyecanla okuduysam da “erdemin dört adıyla yaşayan” Virata’nın hayatının sonucundan ne gibi bir ders çıkarmamız gerektiğini anlayamadım. Açıkçası ben bu kitabı diğer Zweig kitapları kadar sevemedim. Ama mesellere böylesine karakter yükleyip, böyle sürükleyici menkıbeler haline getirmek de ustanın mahareti. Okuyan pek bir şey kazanmaz, okumayan pek bir şey kaybetmez deyip aradan sıyrılıyorum.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 05:26
“Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah.” Uzun zamandır listemde olan Ö. Hayyam - Rubailer, A. Maalouf - Semerkant ve W. Bartol - Fedailerin Kalesi Alamut üçlemesini tamamlamış bulunuyorum. Ne üçlemesi demeyin, tam da bu sıralamayla okunursa üçleme oluyorlar... (: Sanki önce Alamut’u sonra Semerkant’ı okusam, bilgilerin teyidi açısından daha iyi olabilirdi ama Alamut’un akıcılığından sonra Semerkant sıkıcı gelebilirdi. Doğru sıralamada okuduğumu düşünüyorum. Akıcılık dedik oradan başalayalım, kitabımız okuyucuyu sıkmayan, akıcı bir kitap efendim... ama öyle böyle değil. Zaten kitap kurdu arkadaşlar bir gecede okuduklarını yazmışlar ki, hakikaten bir gecede okunabilecek kadar sürükleyici. Ben okuyacağım kitapları derinlemesine araştırmayı sevmiyorum, hatta bazıları için sadece burada aldığı puana bakıyorum. Alamut için de sağdan soldan duyduklarım neticesinde, kurgu bir roman yani bir hikaye okumayı bekliyordum fakat geldiğim noktada elimde bir felsefe kitabı olduğunu ve bu felsefeye en uygun davranışları sergileyen kişi Hasan Sabbah olduğu için, bu felsefenin anlatımında Alamut hikayesi kullanıldığını düşünüyorum. Öyle ki Semerkant, acem güzellemeli bir tarihi kurgu kitabı fakat Alamut başka bir klansman. Konu bir kere Alamut değil, insan doğası... Zaten Alamut’la ilgili oluşturulan kurgu da çoğunlukla dedikodulara dayanmakta. Hikaye güzel ama gerçek ile ne kadar örtüştüğü tartışılır. Yani asıl mevzu Hasan Sabbah’ın hayata bakışını oluşturan ve müritlerini ona inanmaya iten insan doğası... Yazarımız oluşturduğu nihilist Hassan Sabbah karakterine, fedailer ilk cinayetlerini işleyene kadar sempatiyle bakmamızı, sonra bu karakterin kötülüğünü anlamamızı istemiş ve bence başarmış da. Hasan Sabbah’ın büyük dailerine sahte cenneti anlattığı bölümlerde, Platon’un Sokratesi
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
5/10
·690 syf.··
2020 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2020 02:26
Olasılıksız’dan sonra elbette ki bu kitabı da okuyacaktım. Kurgu açısından Olasıklıksız’dan aldığım hazzı bundan da aldım, fakat o kadar... Yazarımız kitap kurgusu yapmayı ve okuyucuyu şaşırtmayı biliyor. Gelgelelim Gnostisizm temelinde bir kitap, en fazla Gnostisizm kadar sevilir. Her ne kadar bilim kurgu kategorisinde bir kitap olsa da; sinestezi, telepati falan derken gerçeklikten fazlaca uzaklaşmış. Sonlara doğru “bitse de gitsek” havasında okudum. Bu demek değil ki kötü bir kitap. Söylediğim gibi yazarın okuyucuyu şaşırtma konusunda özel bir yeteneği var. İlk 150-200 sayfaya sabrederseniz gayet sürükleyici devam ediyor. Fakat elinizden bırakıp, buraya kadar ne okudum diye düşününce elde pek bir şey kalmıyor. Okuduğuma pişman mıyım? Hayır. Tekrar okur muyum? Hayır. Önerir miyim? Olasılıksızı okumamışsanız, önermem. Olasılıksız okuyup beğendiyseniz öneririm.
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
10/10
·118 syf.··
2019 30. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2019 09:47
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar, meczuplar memleketi olamaz. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” diyen bir Ata’nın kurduğu devletin 2000’li yıllar itibariyle geldiği durumu, adliyeye yansımış dört örnek üzerinden anlatmış yazar. Edebi yönden zayıf olsa da, bir gazetecinin araştırma kitabı olarak “iyi kitaptır” diyebilirim. Olayların kahramanlarının ifadelerindeki rahatlığı görünce, kimse kandırılmamış, sadece içlerindeki dürtülere din kılıfı geçirmişler diye düşündüm. Yoksa karı-koca birlikte kendilerini şeyhe tokmaklatıp, bunun da ibadet olduğuna inanacak bu kadar insan olduğuna inanmak istemiyorum.
Şehvetiye Tarikatıİsmail Saymaz · İletişim Yayıncılık · 20193,077 okunma
10/10
·600 syf.··
2019 21. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2019 18:38
Elimizde üç kitap halinde yayınlanmış 1700 sayfalık tek bir kitap var. Bu sebeple yorumu üçleme için yapacağım. Çünkü ne Fi’nin ne de Çi’nin sonunda gerçek bir son elde edebiliyoruz. Kitaplarımızda okuduğumuz karakterlerin tamamı belirli bir eğitim ve gelir seviyesinin üzerinde. Bu sebeple modern dünya dertleri okuyoruz. Ama burjuva hayatını anlatırken, yazıldığı dönemin güncel dertlerini es geçmemiş yazar. Anlamasını bilene “Gezi Olayları” ‘nı medya-halk-hükümet çerçevesinde anlatmış. Araya serpiştirilen seks bölümlerindeki detaycılığın, “Seks satar!” düsturunun sonucu olduğunu düşünüyorum. Yazarın karakter yaratmaktaki becerisini sınırlı buldum. Mesajlarını her karakterin ağzından aynı ifadelerle verdiği için karakter ayrımı yapmakta zorlanıyorsunuz. Karakterlerin gelişimini de değişimini de görebildiğimi düşünmüyorum. Yazarın dini konulara bakışı “Gerçek İslam bu değil!” çerçevesinde gibi görünse de, ben bir deistin argümanlarına benzettim. Bence yazar her hümanist gibi insan doğasını es geçip, insan davranışına odaklanmış. Bu sebeple gerçeküstü olaylar okuyoruz bazı bölümlerde. Seri halinde yayınlanmış diğer kitapları okurken bulduğum heyecanı bu seride bulamasam da; “Acaba şimdi ne olacak?” sorusunu sorduran kitapları başarılı sayacaksak, bu seri de başarılıdır benim gözümde. Üç kitap değil tek kitap dememe rağmen kitaplar için ayrı ayrı yorum yapacak olsam; Fi’yi popüler kültür ve ona eleştirileri sevenlere, Çi’yi komplo teorilerini sevenlere, Pi’yi felsefik hayat derslerini sevenlere öneririm derim. Ayrıca Destek yayınlarından çıkan Pi’nin kapak tasarımına hayran oldum, içimde kitaba sarılma isteği uyandırıyor. Unutmadan; dizi ile kitap örtüşüyor mu sorusuna cevabım; bu kitapları olduğu gibi diziye aktaracak yapımcıya bir daha güneşi göstermezler bu ülkede. Ki
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,5bin okunma