Kişinin benlik bilinci arttıkça seçim yaptığı küme genişler ve özgürlüğü de aynı oranda artar. Özgürlük birikerek çoğalır; özgürce verilmiş bir karar bir sonraki kararda kişiyi daha da özgür kılacaktır. Her özgürlük girişimi kişinin benlik yarıçapını genişletir.
Bir hükümet halkın özgürlüğünü elinden almak için yola çıktığında öncelikle içlerindeki nefreti çekip dışarıdan bir gruba yönlendirmelidir; aksi taktirde insanlar ya ayaklanır ya da toplu halde psikoza girerler ya da psikolojik anlamda “ölü” ve cansız bir hal alarak ne halk ne de bir savaş gücü olarak faydalı olabilirler.
Nefret yahut kırgınlık genellikle kişinin kendisini psikolojik yahut tinsel intihardan alıkoymasını sağlamasının tek yoludur. Az da olsa saygınlığını ve kendi kimliğine dair algısını korumasını sağlar, sanki bu kişi -yahut milletler söz konusu olduğunda kişiler- kendilerini fethedenlere sessizce şöyle demektedir: “Beni fethettin ama senden nefret etme hakkım saklı.”
Bize yanımızdaki kişinin önüne geçmeye çabalamak öğretildi, ancak günümüzde başarı daha ziyade iş arkadaşlarımızla uyumlu çalışmayı öğrenme becerimize bağlı.
Günümüz toplumunda çoğu insan için baskın değerler beğenilmek, kabul görmek ve onaylanmak olduğuna göre, çağımızda en büyük endişe kaynakları beğenilmemek, dışlanmak ya da onaylanmamaktır.