İçinde yeniye yer tanımayan bir ‘düzen’, eskinin düzensiz karışımlarından başka bir yere ulaşamaz.
Her an ayrıyı, aykırıyı, yeniyi yaşayan kişi, düzenli bir yaşam yaşıyordur.
Anlaması hiç bitmez uygar kişinin; anlamadıklarının da sonu gelmez — hep anlamayan insandır uygar kişi; çünkü şunu anlamıştır: anlaması biterse, uygarlığı da bitmiş demektir.
Yaşamın belirsizlikleri acı verir bize;
ama, bunları, yaşamın daha hâlâ belirlenebilecek
— hem de, bizim belirleyebileceğimiz— yanları olarak görüp, bunlardan mutlu bile olabiliriz.