öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın
artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın
Aynanın orasında burasında kendimi inceliyorum. Gülümsediğimde dudaklarımın çevresine yayılan iki çentik arasında dişler sıralanıyor, yılların sarartamadığı küçük kemikler. Gözlerimi kısıyorum, sivri dilimi çıkarıyorum, bir an yüzümü şeytana benzetiyorum. Tenim yeniden geriliyor, alnım genişliyor. Kendimi seviyorum ve beni kim sevecek bilmiyorum.
İnsan yalnızca mezarda sükuna kavuşabilir; yeryüzünde ise kendi benzerlerinin kötülüğü, tutkunlarının dağınıklığı, daha önemlisi, yazgınin uğursuzluğu dolayısıyla fırsat bulamaz buna.