·
Okunma
·
Beğeni
·
2220
Gösterim
Adı:
Aşkın Suçları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Yayınları
Baskılar:
Aşkın Suçları
Aşkın Suçları
Aşkın Suçları
199 syf.
·Beğendi·9/10
Sadizmin kurucusu, ilk ve tek ahlaksızlık filozofu... Deli mi filozof mu yoksa yola gelmez sayılan bir mahkum mu olduğuna okuyucusu karar vermeli.
Büyük yazarların baş ucu kitaplarıymış yazdıkları. Yani Dostoyevski, Nietzsche, Kafka, Puskin...
Edebiyatı, yazma sanatını ve konuları bambaşka ele almış. Okurken belli bir ahlak ve kural penceresinde takılıp kalmayacak olanlar için elbette şahane bir yazar. Ki sadece yazdıklarını gerçek yapma tehlikesi bile yıllarca hapis yatmasına yetmiş.
Ne demek istediğimi daha iyi anlamak isteyene Sodom'un 120 Günü nü görmelerini ( kitap ya da film) tavsiye ederim.
Ama bunun dışında Aşkın Suçları'nın 1700'lü yıllarda yazıldığı unutulmamalı. Muhteşem bir kitap.
199 syf.
Sade'ın herhangi bir kitabına olumsuz bir eleştiri yazacağımı hiç düşünmemiştim fakat ne yazık ki buralardayım. Kitaplarında cinselliğin aralarına sağlam felsefi metinler yazan, okurken düşündüren adam gitmiş basit ve gerçekçilikten uzak tatsız tutsuz bir kurgu girmiş. Sade'ın felsefesinden uzaktan yakından alakası olmayan anafikirler, yeşilçam filmlerini andıran tesadüf üzerine tesadüfler, karakterlerin sığ duruşu, hiç beğenemedim. Her kitabında olduğu gibi ensest gibi unsurlara da yer veriyor vermesine fakat yeteri kadar cesur değil, felsefeden uzak bir biçimde yapıyor bunu. Arkasında Cemal Süreyya; Lamartine, Baudelaire, Swinburne, Lautreamont, Nietzsche, Puşkin, Dostoyevski, Kafka ve Apollinaire gibi isimlerin başucu kitapları olduğunu yazmış. Kitabın özünü yakalayamamış, derin anlamları irdeleyememiş de olabilirim, bilmiyorum. Bu kadar pohpohlanan bir kitabı beğenmedim derken milyon defa kendisinde arıyor insan suçu... Düşüncem Sade'la tanışmak, onu anlamak için uygun bir kitap olmadığı yönünde. Yazarın ismini görmemiş olsaydım bu kitabın ona ait olduğuna asla inanmazdım.
199 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ahlaksızlık filozofu... Sadizmin kurucusu... Erotik edebiyat... Gaspard François...

Marquis de Sade deyince kuşkusuz birçoğumuzun aklına bu tanımlamalar geliyor. Bense Marquis de Sade ile bir tavsiye sonucu tanışmıştım ve yazarın hayatına dair en küçük bir bilgiye sahip değildim. Evet henüz bu tanımlamalardan da haberim yoktu. Önemli bir karar vermem gerekiyordu; ya önyargılarımı bir kenara atacak, yazarın oldukça hoş olmayan özel hayatını görmezden gelerek salt eserine yoğunlaşacaktım ya da böyle bir kişiliğin eserini okumayacağımı söyleyerek baştan kaybedecektim. "Aşkın Suçları" önyargılarımdan kurtulmak için bana sunulan büyük bir adımdı ve benim yapmam gereken sadece küçücük bir adım atmaktı. Sayfaları hızla çevirdiğimde ne kadar doğru bir adım attığımın farkına varmıştım. Kitap su gibi akıyordu. Olay örgüsü adeta içine çekiyordu. Zaman ve mekan dinlemeden her yerde kitabı okumaya başlamıştım. Yazarın edebi yönü bende bağımlılık yapmıştı. Ve kısa sürede hüzünlü bir son yaşamıştım. Bu kitabı bu kadar çabuk bitirmemeliydim. Neyse ki bendeki kitapta sadece üç hikaye mevcuttu. Geriye kalan sekiz hikayeyi bir şekilde temin edebilirim diye kendimi avutmuştum. Bir de önyargısız yeni bir hayata adım atmanın verdiği mutlulukla idare edecektim...
214 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Mösyöler, Madamlar ve Matmazeller(diyerek başlamak istedim De Sade’nin de etkisiyle),
Genelde kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmadan önce yazılan yorumları okurum: Aşkın Suçları hakkında yazılan her yorum kitaptansa yazara-Marquis De Sade’ye karşı olan ön yargılar hakkındaydı. Diğer okurların aksine Sade’ye hiçbir zaman o gözle bakmadım. Onun benliği de o şekildeydi ve o benliğiyle güzel eserler kaleme almıştı. Okumak istiyor fakat Nietzsche veya Freud okurken olduğum gibi olmak istemiyordum. Daha fazla yorum yapabilmek, anlamak olmalıydı okuma amacım. Bu sebeple ilk kitabı 3 öyküsünün, kitapları hakkında bilgilerin ve öz geçmişinin bulunduğu bu kitabı seçtim. İyi ki seçmişim, güzel bir başlangıç oldu.
İlk hikayeye başladığımda veya ikinciki üçüncü ve sonuncu olmak üzere beni nerede şaşırtacağını nerede duraksatıp “dünya bu kadar küçük mü” dedirteceğini bilmiyordum. Hikayelerin sonu tumblr’da paylaşılan başımdan geçen olaylar gibiydi, yaşanmış olduğuna inanmanız için kendinizi ikna etmeniz gerekiyordu. Ya da son dönem türk dizileri gibi..(sakın aklınızda kötü bir yer edinmesin kitap, karakterlerin birbirleriyle bir yumak halinde olması, konular ,asla ele alınşı değil, bakımından benzetme yapıyorum)
Gözüme batan rahatsız eden olgu, ilk hikayedeydi. SPOİ Saint-Ange umutsuzca aşık olduğu, sürekli yanında bitip rahatsız ettiği ve bu davranışlarına/duygularına karşılık alamadığı Florville’ye saldırdı ve Florville kendini korumak adına yaptığı hareket onun kendi kucağında ölmesine ölmesine sebep oldu. Olayı daha sonradan Courval’e anlatırken Saint-Ange’ye acıması, onun için şu cümleleri söylemesi: Yolunu şaşırmış bir umutsuzluk içinde, sen tek suçu beni çok sevmek olan genç, böyle bir ceza mı görecektin? beni çılgına çevirdi SPOİ.
Ön yargılarınızla sizi baş başa bırakmadan önce son bir alıntı ekleyeceğim: Ölmek mi yoksa bu durumu sürdürmek mi daha iyiydi?..Ama umut oldukça kişi ölümü düşünür mü hiç?(114)
199 syf.
·2 günde·7/10
Sade'ın dilimize çevrilen ilk eseri olmasının yanısıra çevirmen olarak Cemal SÜREYA imzası da ayrıcalık katıyor kitaba. Yapıt üç uzun hikayeden oluşuyor. Diğer Sade yazılarına nazaran yumuşak bir dille kaleme alınmış, daha kolay okunan bir kitap Aşkın Suçları.
199 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Cemal Süreya çevirisi ve ön yazısıyla okuyacağınız kitapta geniş bir kronoloji bulunuyor. Tarihler ve olaylar dikkat çekici Cemal Süreya kitap hakkında bilgi veriyor 11 bölümden oluşan Aşkın Suçları orjinal yazımı bize 3 bölüm olarak aktarılıyor.
Birinci bölüm kadercilik
İkinci bölüm hırsın zararları
Üçüncü bölüm erdemin suç işlettiği olarak aktarılabilir.
1700'lu yıllarda yazilan kitap Kafka, Puşkin, Nietzsche ve Dostoyevski gibi yazarların başucu kitaplarından birisiymiş.
Kitap hakkında söylenecek şeylerden birisi Sade'nin kitabı inceleme yazisi yazmış olduğudur. İçerik olarak günümüz koşullarında sizi şaşırtmayacak ancak yazıldığı yıl dikkate alınırsa şok edecek bir kitaptır.
199 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Marquis De Sade'ın Türkçeye çevrilen ilk kitabı olduğunu öğrendiğimde okumaya karar vermiştim. Bilen bilir De Sade ahlak kuramını yerle bir eden, insanın yaşamak istediği tüm hazları yaşaması gerektiğini savunan, yaşamın zevkten ibaret olduğunu düşünen ve bu uğurda mücadele etmiş, Sadizm'in kuramcısı ve isim babasıdır. Daha önce okuduğum iki kitabı oldu ve en hafif, en ılımlı bu kitabını buldum. Kitap üç öyküden oluşuyor ve üçünde de temel konu ensest. Erdem ve Ahlaksızlık kavramlarını savaştırıyor tüm hikayelerinde. Her hikayenin sonunda kalp atışlarımın yavaşladığını, yutkunmakta, nefes almakta zorlandığımı söylemem gerek. Dostoyevski, Cehov, Nietzche, Kafka gibi yazarların başucu yazarı olması ve bundan çok etkilenmiş oldukları düşünülürse tüm önyargılardan sıyrılıp okunmalı diye düşünüyorum.
199 syf.
·8/10
http://www.imdb.com/title/tt0180073/
Kitabin yazari ile ilgili enfes bir film Quills. Kate winslet ve karayip korsanlarindan barbosa olarak tanidigimiz geoffrey rush Sade rolunde izlenmeye deger.
Bu arada kitap sanirim 5 hikayeden olusuyordu ve hepsinde de farkli oldukca carpici ensest iliskiler vardi. Insanin beynine kan sicratan cinsten.
Bir de bu adamin sadist, sadizm(sade-ist, sade-ism) kelimelerinin sozluklere girmesine sebep oldugu soylenir.
199 syf.
·Puan vermedi
Ve elbette bozulmuş toplumlarda olan şeyleri Sade'nin dilinden okumak. Ve elbette şu an çok ahlaklı takılan bizim toplumumuzda ki bozulmalarıda anlamanızı sağlayacak bir kitap
199 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kitabın içindeki muazzam kronolojiye değinmek istiyorum. Sade' nin hayatı o sırada edebiyatta ne oldu ve tarihsel olayları da anlatan detaylı bir kronoloji bulunuyor. Kitabı iyice özümsemek için gerçekten okunması gereken bir bölüm. Keşke her kitapta böylesine detaylı ve güzel bir çalışma olsa.

Cemal Süreya' nın önsözünü es geçmeyin.
Kitapta bulunun bölümler
1- Florville ile Courval ya da kadercilik
2- Faxelange ya da Hırsın Zararları
3- Dorgeville ya da Erdemin Suç İşlettiği
4- Roman üstüne düşünceler.

Öyküler bize çokta sıradışı gelmeyecektir ama yazıldığı dönemde kimsenin konuşamadığı ama sürekli etrafta olan olayları hiç çekinmeden anlatmış.
199 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Yazarın dünya da en bilinen eseri “aşkın suçları” …

Kitap aslında yani üstad Cemal Süreyanın önsözde verdiği bilgiye göre 11 kısa öyküden/novelladan oluşuyor fakat bu kitapta sadece üçü yer alıyor. Marquis de Sade dünya da sadizmin kurucusu ahlaksızlık filozofu olarak tanımlansa da bu kitapları okuyan bazıları ahlaksızlık diye baksa da yine üstad Cemal Süreyanın verdiği bilgileri aynen aktarıyorum; “bu eser Dostoyevski, Lamartine, Baudelaire, Swinburne, Lautréamont, Nietzsche, Puşkin, Kafka ve Apollinaire gibi ünlü isimlerin başucu kitabıdır” işte böyle demek dünya edebiatına tokat atmış bu isimlerde sapığın tekiymiş canım …

Dediğim gibi üç kısa hikaye de “erdem” etrafında dönüyor
Kitabın dilin sanılanın aksine edebi …
Mesela ilk hikayemiz Florville ve Courval her ne kadar genç bir kızın ahlaksız madamların elinde kötü yollara düşmüşlüğünün itirafları şeklinde olsa da hikayedeki genç kızın kullandığı dil aslında çok düzeyli, hatta terbiyeli ve sanılanın aksine pornografiden son derece uzaktır hatta kitabı okuduktan sonra Sade hakkındaki düşüncelerinizde değişecektir …

Neyse fazla anlatmayalım önyargılarını kırmak isteyenleri önyargıları ile baş başa bırakıp şu alıntıyı da buraya yazıp kaçıyorum;
… şöyle diyorlar, her ulus kendine göre bir erdem yarattığına göre, erdem diye bir şey yoktur. Çok saçma bir görüş bu. Bir ırmak binlerce küçük kola ayrılır diye o ırmağın varlığından kuşkulanabilirmiyiz”

Yazarın en “soft” eseri Aşkın suçları, erdemin ve tutkunun elinde köle olduk netekim …

Namaste çek kürekleri kayıkçı!
Eğer Tanrı yoksa, ona inanmış olmakla ne kaybedeceksiniz? Ama eğer bir de Tanrı varsa, o zaman ona inanmamanın tehlikelerini düşünün.
Marquis de Sade
Sayfa 64 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya
Dürüst insanlar kendilerinin yapamayacakları namussuzluklardan kuşkulanmazlar, bunun için de ilk fırsatta boş bulunurlar, karşılarına çıkan ilk düzenbaza paçayı kaptırırlar.
Kibir, inatçılık ve tutkular... İnsanın aklında ve yüreğinde dursuz duraksız bir şekilde diriliğini koruyan tanrının yıkıcı silahlarıdır bunlar.
Marquis de Sade
Sayfa 63 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya
İnsan yalnız mezarda sükûna kavuşabilir; yeryüzünde ise kendi benzerlerinin kötülüğü, tutkularının dağınıklığı, daha önemlisi, kaderin uğursuzluğu dolayısıyla fırsat bulamaz buna.
Marquis de Sade
Sayfa 101 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Suçları
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Yayınları
Baskılar:
Aşkın Suçları
Aşkın Suçları
Aşkın Suçları

Kitabı okuyanlar 101 okur

  • İkarus
  • Hakan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0