Adı:
Aşkın Suçları
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904876
Orijinal adı:
Les Crimes de L'Amour
Çeviri:
Cemal Süreya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos
Marquis de Sade, ilk ve tek ahlaksızlık filozofudur. Ancak Sade'ın önemi bununla sınırlı değildir. Sade'ın eserleri bütün insan ilişkilerini öyle ya da böyle etkileyen cinsel içgüdülerle ilgili her şeyi dikkatle çözümler. Sade'ın eserlerinde felsefe önemli bir rol oynar. Eserlerinde sık sık şu türden ifadelerle karşılaşılır: "Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar."
-Iwan Bloch-

Aşkın Suçları, Lamartine'in, Baudelaire'in, Swinburne'ün, Lautréamont'un, Nietzsche'nin, Puşkin'in, Dostoyevski'nin, Kafka'nın, Apollinaire'in başucu kitaplarından biriydi. Aşkın Suçları'ndaki hikâyelerde ince bir eğleni var. Ve bu eğleni tutumu, onun sayıklamalarını yıkmayacak şekilde gelişiyor. İlkelliği içinde büyüyen, tatlanan, yakamızı bırakmayan bir anlatımı var. Sade'ın bütün eserleri böyledir; "Ağırbaşlı usavurmalarda bulunurken birdenbire gereksiz konulara atladığı halde, çok kez aşırılıklar onda katkısız, ince birtakım gerçeklere dönüşür. Düşüncesi, çok defa baştan düzenlediği sonucu bozacak şekilde gelişir ve bizi kaygılandıran bir amaca doğru yönelir; bu arada biçim de şaşırtıcı durumlar gösterir."
-Cemal Süreya-
(Tanıtım Bülteninden)
199 syf.
·Beğendi·9/10
Sadizmin kurucusu, ilk ve tek ahlaksızlık filozofu... Deli mi filozof mu yoksa yola gelmez sayılan bir mahkum mu olduğuna okuyucusu karar vermeli.
Büyük yazarların baş ucu kitaplarıymış yazdıkları. Yani Dostoyevski, Nietzsche, Kafka, Puskin...
Edebiyatı, yazma sanatını ve konuları bambaşka ele almış. Okurken belli bir ahlak ve kural penceresinde takılıp kalmayacak olanlar için elbette şahane bir yazar. Ki sadece yazdıklarını gerçek yapma tehlikesi bile yıllarca hapis yatmasına yetmiş.
Ne demek istediğimi daha iyi anlamak isteyene Sodom'un 120 Günü nü görmelerini ( kitap ya da film) tavsiye ederim.
Ama bunun dışında Aşkın Suçları'nın 1700'lü yıllarda yazıldığı unutulmamalı. Muhteşem bir kitap.
199 syf.
Sade'ın herhangi bir kitabına olumsuz bir eleştiri yazacağımı hiç düşünmemiştim fakat ne yazık ki buralardayım. Kitaplarında cinselliğin aralarına sağlam felsefi metinler yazan, okurken düşündüren adam gitmiş basit ve gerçekçilikten uzak tatsız tutsuz bir kurgu girmiş. Sade'ın felsefesinden uzaktan yakından alakası olmayan anafikirler, yeşilçam filmlerini andıran tesadüf üzerine tesadüfler, karakterlerin sığ duruşu, hiç beğenemedim. Her kitabında olduğu gibi ensest gibi unsurlara da yer veriyor vermesine fakat yeteri kadar cesur değil, felsefeden uzak bir biçimde yapıyor bunu. Arkasında Cemal Süreyya; Lamartine, Baudelaire, Swinburne, Lautreamont, Nietzsche, Puşkin, Dostoyevski, Kafka ve Apollinaire gibi isimlerin başucu kitapları olduğunu yazmış. Kitabın özünü yakalayamamış, derin anlamları irdeleyememiş de olabilirim, bilmiyorum. Bu kadar pohpohlanan bir kitabı beğenmedim derken milyon defa kendisinde arıyor insan suçu... Düşüncem Sade'la tanışmak, onu anlamak için uygun bir kitap olmadığı yönünde. Yazarın ismini görmemiş olsaydım bu kitabın ona ait olduğuna asla inanmazdım.
199 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ahlaksızlık filozofu... Sadizmin kurucusu... Erotik edebiyat... Gaspard François...

Marquis de Sade deyince kuşkusuz birçoğumuzun aklına bu tanımlamalar geliyor. Bense Marquis de Sade ile bir tavsiye sonucu tanışmıştım ve yazarın hayatına dair en küçük bir bilgiye sahip değildim. Evet henüz bu tanımlamalardan da haberim yoktu. Önemli bir karar vermem gerekiyordu; ya önyargılarımı bir kenara atacak, yazarın oldukça hoş olmayan özel hayatını görmezden gelerek salt eserine yoğunlaşacaktım ya da böyle bir kişiliğin eserini okumayacağımı söyleyerek baştan kaybedecektim. "Aşkın Suçları" önyargılarımdan kurtulmak için bana sunulan büyük bir adımdı ve benim yapmam gereken sadece küçücük bir adım atmaktı. Sayfaları hızla çevirdiğimde ne kadar doğru bir adım attığımın farkına varmıştım. Kitap su gibi akıyordu. Olay örgüsü adeta içine çekiyordu. Zaman ve mekan dinlemeden her yerde kitabı okumaya başlamıştım. Yazarın edebi yönü bende bağımlılık yapmıştı. Ve kısa sürede hüzünlü bir son yaşamıştım. Bu kitabı bu kadar çabuk bitirmemeliydim. Neyse ki bendeki kitapta sadece üç hikaye mevcuttu. Geriye kalan sekiz hikayeyi bir şekilde temin edebilirim diye kendimi avutmuştum. Bir de önyargısız yeni bir hayata adım atmanın verdiği mutlulukla idare edecektim...
214 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Mösyöler, Madamlar ve Matmazeller(diyerek başlamak istedim De Sade’nin de etkisiyle),
Genelde kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmadan önce yazılan yorumları okurum: Aşkın Suçları hakkında yazılan her yorum kitaptansa yazara-Marquis De Sade’ye karşı olan ön yargılar hakkındaydı. Diğer okurların aksine Sade’ye hiçbir zaman o gözle bakmadım. Onun benliği de o şekildeydi ve o benliğiyle güzel eserler kaleme almıştı. Okumak istiyor fakat Nietzsche veya Freud okurken olduğum gibi olmak istemiyordum. Daha fazla yorum yapabilmek, anlamak olmalıydı okuma amacım. Bu sebeple ilk kitabı 3 öyküsünün, kitapları hakkında bilgilerin ve öz geçmişinin bulunduğu bu kitabı seçtim. İyi ki seçmişim, güzel bir başlangıç oldu.
İlk hikayeye başladığımda veya ikinciki üçüncü ve sonuncu olmak üzere beni nerede şaşırtacağını nerede duraksatıp “dünya bu kadar küçük mü” dedirteceğini bilmiyordum. Hikayelerin sonu tumblr’da paylaşılan başımdan geçen olaylar gibiydi, yaşanmış olduğuna inanmanız için kendinizi ikna etmeniz gerekiyordu. Ya da son dönem türk dizileri gibi..(sakın aklınızda kötü bir yer edinmesin kitap, karakterlerin birbirleriyle bir yumak halinde olması, konular ,asla ele alınşı değil, bakımından benzetme yapıyorum)
Gözüme batan rahatsız eden olgu, ilk hikayedeydi. SPOİ Saint-Ange umutsuzca aşık olduğu, sürekli yanında bitip rahatsız ettiği ve bu davranışlarına/duygularına karşılık alamadığı Florville’ye saldırdı ve Florville kendini korumak adına yaptığı hareket onun kendi kucağında ölmesine ölmesine sebep oldu. Olayı daha sonradan Courval’e anlatırken Saint-Ange’ye acıması, onun için şu cümleleri söylemesi: Yolunu şaşırmış bir umutsuzluk içinde, sen tek suçu beni çok sevmek olan genç, böyle bir ceza mı görecektin? beni çılgına çevirdi SPOİ.
Ön yargılarınızla sizi baş başa bırakmadan önce son bir alıntı ekleyeceğim: Ölmek mi yoksa bu durumu sürdürmek mi daha iyiydi?..Ama umut oldukça kişi ölümü düşünür mü hiç?(114)
199 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Cemal Süreya çevirisi ve ön yazısıyla okuyacağınız kitapta geniş bir kronoloji bulunuyor. Tarihler ve olaylar dikkat çekici Cemal Süreya kitap hakkında bilgi veriyor 11 bölümden oluşan Aşkın Suçları orjinal yazımı bize 3 bölüm olarak aktarılıyor.
Birinci bölüm kadercilik
İkinci bölüm hırsın zararları
Üçüncü bölüm erdemin suç işlettiği olarak aktarılabilir.
1700'lu yıllarda yazilan kitap Kafka, Puşkin, Nietzsche ve Dostoyevski gibi yazarların başucu kitaplarından birisiymiş.
Kitap hakkında söylenecek şeylerden birisi Sade'nin kitabı inceleme yazisi yazmış olduğudur. İçerik olarak günümüz koşullarında sizi şaşırtmayacak ancak yazıldığı yıl dikkate alınırsa şok edecek bir kitaptır.
199 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Marquis De Sade'ın Türkçeye çevrilen ilk kitabı olduğunu öğrendiğimde okumaya karar vermiştim. Bilen bilir De Sade ahlak kuramını yerle bir eden, insanın yaşamak istediği tüm hazları yaşaması gerektiğini savunan, yaşamın zevkten ibaret olduğunu düşünen ve bu uğurda mücadele etmiş, Sadizm'in kuramcısı ve isim babasıdır. Daha önce okuduğum iki kitabı oldu ve en hafif, en ılımlı bu kitabını buldum. Kitap üç öyküden oluşuyor ve üçünde de temel konu ensest. Erdem ve Ahlaksızlık kavramlarını savaştırıyor tüm hikayelerinde. Her hikayenin sonunda kalp atışlarımın yavaşladığını, yutkunmakta, nefes almakta zorlandığımı söylemem gerek. Dostoyevski, Cehov, Nietzche, Kafka gibi yazarların başucu yazarı olması ve bundan çok etkilenmiş oldukları düşünülürse tüm önyargılardan sıyrılıp okunmalı diye düşünüyorum.
199 syf.
·8/10
http://www.imdb.com/title/tt0180073/
Kitabin yazari ile ilgili enfes bir film Quills. Kate winslet ve karayip korsanlarindan barbosa olarak tanidigimiz geoffrey rush Sade rolunde izlenmeye deger.
Bu arada kitap sanirim 5 hikayeden olusuyordu ve hepsinde de farkli oldukca carpici ensest iliskiler vardi. Insanin beynine kan sicratan cinsten.
Bir de bu adamin sadist, sadizm(sade-ist, sade-ism) kelimelerinin sozluklere girmesine sebep oldugu soylenir.
199 syf.
·Puan vermedi
Ve elbette bozulmuş toplumlarda olan şeyleri Sade'nin dilinden okumak. Ve elbette şu an çok ahlaklı takılan bizim toplumumuzda ki bozulmalarıda anlamanızı sağlayacak bir kitap
199 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kitabın içindeki muazzam kronolojiye değinmek istiyorum. Sade' nin hayatı o sırada edebiyatta ne oldu ve tarihsel olayları da anlatan detaylı bir kronoloji bulunuyor. Kitabı iyice özümsemek için gerçekten okunması gereken bir bölüm. Keşke her kitapta böylesine detaylı ve güzel bir çalışma olsa.

Cemal Süreya' nın önsözünü es geçmeyin.
Kitapta bulunun bölümler
1- Florville ile Courval ya da kadercilik
2- Faxelange ya da Hırsın Zararları
3- Dorgeville ya da Erdemin Suç İşlettiği
4- Roman üstüne düşünceler.

Öyküler bize çokta sıradışı gelmeyecektir ama yazıldığı dönemde kimsenin konuşamadığı ama sürekli etrafta olan olayları hiç çekinmeden anlatmış.
199 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk M.Sade kitabı, kesinlikle bayıldım. Sanırım Kemalettin Tuğcu kitaplarının verdiği o acıyı özlemişim. Benim okuduğum baskı Gece Yayınevi'ne aitti, Cemal Süreya çevirisi ile de gayet başarılı olmuş kanaatindeyim. Kesinlikle tavsiye olunur. =)
199 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merakla okumaya başladığım ikinci kitabı yazarın. Ama anlatımı ve kurgular ile tadı damağım da kalan bir kitap oldu. Üç ayrı hikayede kurgusu ile çok başarılı. Anlatımı ve üslup ise her zaman hasretini çektiğim gibi. Ama en beğendiğim ve bitmesin dediğim hikaye 'Florville ile Courval' hikayesi oldu. Karmaşık bir hal verdikten sonra çözüm kısmında zaten biraz kestirebildiginiz olaylar meydana geliyor. Cümleye başlamadan kafanızda kurup 'bak şimdi bu olacak' diyosunuz. Benim severek ve heyecanla okumuş olduğum bir kitap. Ve evet tavsiye ederim. Ne kadar sapık düşünceler ve toplum yargılarını hiçe sayan metinler olursa olsunlar, Sade'ın üslubu ve anlatımını diğer bir başka yazarda göremedim. Zaten bu yüzden sonraki tarihlerde yaşamış yazarların başucu kitabı olmuştur bana göre. Ve tarihi es geçmemeli. 1700 lü yıllarda yazılmış bir eser.
Eğer Tanrı yoksa, ona inanmış olmakla ne kaybedeceksiniz? Ama eğer bir de Tanrı varsa, o zaman ona inanmamanın tehlikelerini düşünün.
Marquis de Sade
Sayfa 64 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya
Kibir, inatçılık ve tutkular... İnsanın aklında ve yüreğinde dursuz duraksız bir şekilde diriliğini koruyan tanrının yıkıcı silahlarıdır bunlar.
Marquis de Sade
Sayfa 63 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya
İnsan yalnız mezarda sükûna kavuşabilir; yeryüzünde ise kendi benzerlerinin kötülüğü, tutkularının dağınıklığı, daha önemlisi, kaderin uğursuzluğu dolayısıyla fırsat bulamaz buna.
Marquis de Sade
Sayfa 101 - Fahir Önger Yayınları, Çevirmen: Cemal Süreya

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşkın Suçları
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055904876
Orijinal adı:
Les Crimes de L'Amour
Çeviri:
Cemal Süreya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Notos
Marquis de Sade, ilk ve tek ahlaksızlık filozofudur. Ancak Sade'ın önemi bununla sınırlı değildir. Sade'ın eserleri bütün insan ilişkilerini öyle ya da böyle etkileyen cinsel içgüdülerle ilgili her şeyi dikkatle çözümler. Sade'ın eserlerinde felsefe önemli bir rol oynar. Eserlerinde sık sık şu türden ifadelerle karşılaşılır: "Felsefenin meşalesini her zaman tutkunun ateşi yakar."
-Iwan Bloch-

Aşkın Suçları, Lamartine'in, Baudelaire'in, Swinburne'ün, Lautréamont'un, Nietzsche'nin, Puşkin'in, Dostoyevski'nin, Kafka'nın, Apollinaire'in başucu kitaplarından biriydi. Aşkın Suçları'ndaki hikâyelerde ince bir eğleni var. Ve bu eğleni tutumu, onun sayıklamalarını yıkmayacak şekilde gelişiyor. İlkelliği içinde büyüyen, tatlanan, yakamızı bırakmayan bir anlatımı var. Sade'ın bütün eserleri böyledir; "Ağırbaşlı usavurmalarda bulunurken birdenbire gereksiz konulara atladığı halde, çok kez aşırılıklar onda katkısız, ince birtakım gerçeklere dönüşür. Düşüncesi, çok defa baştan düzenlediği sonucu bozacak şekilde gelişir ve bizi kaygılandıran bir amaca doğru yönelir; bu arada biçim de şaşırtıcı durumlar gösterir."
-Cemal Süreya-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 77 okur

  • Alphesibia
  • Marius Jacob
  • Zeynep
  • hakan
  • Wine Barrel
  • Serdar Glmz
  • Resc
  • A Yusufhân Aydın
  • Şükran
  • Erol Tr

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%50
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.8
Erkek
%52.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.6 (3)
9
%27.3 (6)
8
%27.3 (6)
7
%22.7 (5)
6
%4.5 (1)
5
%4.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0