Adı:
Sodom
Alt başlık:
Sodom'un 120 Günü
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
452
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055708290
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les 120 Journees De Sodome
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi
Yaşamının büyük kısmını Bastille zindanlarında geçiren Sade, "Sodom'un 120 Günü"nü hapishanede yazmaya başlar. Ancak hemen hemen bütün eserlerinde atıfta bulunduğu bu kitabın el yazmalarını 1785'te gelen ani bir sevk kararı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalır. Notları alınmış bir şekilde tamamını bitiremeden hücresine gizler. Ve yıllar sonra Bastille'de 1926'da başlayan restorasyon sırasında el yazmaları bulunur ve o ilk haliyle de yayımlanır.

"Kulaklarını tıkamadığı sürece kimse bu kitabı hastalanmadan bitiremez, en hastası da kuşkusuz bu okumanın cinsel anlamda kızıştırdığı kişi olur." 
-Georges Bataille-

"Sade, şehvet oyunları için, özellikle dünyanın bir ucundaki şatoları ve tek başına duran evleri seçiyor. Böylece romanlarını ürkütücü bir eksene yerleştiriyor." 
-Noelle Chatelet-
376 syf.
·5/10
Bu kitabı okuması da yorumlaması da çok zor. Nefs ve tutkularının esiri olmuş dört çok varlıklı kişi, insanlardan uzak manastıra sadece cinsel hazlarının tatmini için, birçok seçilmiş kişiyle kapanırlar ve program işlemeye başlar. Sade’nin erdem, ahlak ve iyilik kabul etmez bencil ve sadist yaklaşımıyla birçok erotik sahne ve öykü detaylı işlenir. Okuyucu, nefsinin ve tutkularının esiri olmuş sadece şehveti ile hareket eden kişilerin ne kadar alçalabileceğini ve insanlıktan uzaklaşabileceğini açıkça görebilmektedir. Yazar aslında tüm iyilik ve erdemlere karşı çıkarken, kendi iyilerini oluşturmakta ve bu durum paradoksa dönüşmektedir.

Sade’nin saygı duyduğum tek yönü, düşündüklerini ve yazdıklarını yayınlama cesareti göstermesi ve satır aralarında ortaya çıkan muhteşem felsefesidir. Asırlardır evrilen insan kültüründe kuşkusuz iyilikler ve kötülüklerin birçoğu açıkça belli olmuştur. Akıl ve bilime dayanan hiç bir hukuk, cinayet, tecavüz, cinsel taciz, hırsızlık, yolsuzluk, yağma ve talan gibi büyük suçları hoş görmemeli ve cezalandırılmalıdır. Örneğin Sade’nin tüm erdem ve ahlak kurallarına saldırması gibi, hırsızlık ve yolsuzluğu masum gibi göstermeye çalışacak sapkınlar her daim olacaktır.

Bu kitabı okuyacak kişilere tavsiyem, eğer yazarı daha önce okumamışsanız bu kitaptan başlamayınız, önce yazar hakkında araştırma yapıp “Yatak Odasında Felsefe” ile okumaya başlanabilir.
376 syf.
Kitabın yazarı olan Marquis De Sade Sadizmin fikir babasıdır. Sadist- Ruhsal veya fiziksel acı çektirmekten zevk alan kimselerdir.

Bittabi kırbacı ve kelepçeyi oyuncak edinmiş bir adamın elinden çiçekli böcekli bir yapıt beklemek absürd kaçar. Kitaba başlamadan önce Sade'nin biyografisini gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Sade bu kitabı hapishanede yazmış ve akıl hastanesinde nakil sırasında yazının son 3 bölümünü kaybetmiştir.

Servet sahibi 4 sefih, yarısı kız yarısı erkek 18 genç tutup bir kaleye hapseder. Bu gençlere aklınıza gelebilecek her türlü ruhsal fiziksel ve cinsel işkenceler uygularlar. Bunların yanında ensestlik ve tecavüz gibi iğrençlikler baş gösterir.
Gözümde edebi değeri olmayan bir kitap. Kapağını kapatır kapatmaz aklıma Stefan Zweig'in şu sözü geldi;

"Tokluk da açlıktan daha az kışkırtıcı değildir".
376 syf.
·Puan vermedi
Okurken bir yanınız hasta olacak , okudukça eziyet çekeceksiniz , bu bundan daha fazlası olamaz dedikten sonra olduğunu görünce şaşıracaksınız , hayatınızda hayal bile edemeyeceğiniz iğrençlikler göreceksiniz , hayatının büyük bir çoğunluğunun hapiste veya akıl hastanesinde geçirmesinin getirdiği nefretin ve öfkenin boyutlarının büyüklüklerini görünce irkileceksiniz. Diğer yanınız muhteşem bir anlatım tarzına hayran olacaksınız , hayal gücünün bu kadar geniş olmasını ve buna yakın insanların çok ender olmasını ilginizi uyandıracak(Tam olarak demek istediğimi anlatacak kelimeyi bulamadım.). Kurgusunda düzeni ve disiplinin hayran olacaksınız , içindeki derin felsefelerini yapabildiğiniz de hoşunuza gidecek. Bu kadar duyguyu bir arada uyandırdığı için hem taktir edecek hem de beyninin akla zarar çalışmasından tiksineceksiniz. Bu kadar büyük yazarların baş ucu yazarı olmasını anlayacaksınız. Bu arada bu yazdıklarımı bu kitabın yarısına geldiğim de edindiğim duygular. Birkaç olayın nasıl bağladığını merak ettim ve devamlı müşteri olduğum sarraf'dan kiraladığım için bitirmek için neredeyse zorluyorum kendimi. (Bu arada evimde ölüm pornosu adlı kitabım var ama bu kitabı kütüphaneme alacak cesaretim yok. O kadar sert bir kitap. Ayrıca yukarıda bahsettiğim kitap bunun yanında çocuk kitabı kalır.)
Bu arada dikkatimi çeken erkeklere karşı çok büyük bir nefreti var. Özellikle üst düzey dediğimiz kesime ve din adamlarına nefreti üst seviye neredeyse şeytanın arka bacağı demediği kalmış. Sadizm fikir babası denmesinin nedenini bu kitapta anlayacağınız bir kitap olarak ekleyeyim.
İlk defa bir kitabı okurken çok zorlandım,yer yer midem almadığı için 4-5 sayfa okuyup ara verdim. Çok enteresan bir kitap gerçekten.1700-1800lerde böyle bir kitap yazabilmek (daha doğrusu notlarla böyle bir şey oluşturmak) çok cesurca. İnsan ırkının ne kadar vahşi ve iğrenç olabildiğini bir kez daha görmüş oldum.
376 syf.
·63 günde·Puan vermedi
Hayatımda okuduğum en berbat kitaptı diyebilirim. Psikolojim bozuldu resmen. Başladığım kitabı bitirme alışkanlığımın beni böyle kötü bir ruh durumuna sokacağını düşünmezdim hiç. Başlamayın, elinizden bırakıp kaçın.
376 syf.
Kitabın içeriğinden dolayı arada yazılan küfürlü sözcükler için şimdiden özür dilerim. Kitabın kapak yazısına +18 ibaresi konmalı diye düşünüyorum. Pedofili, ensest, tecavüz gibi olaylar rahatsız edici ayrıntılarıyla anlatılmakta.

Kitabın birçok ülkede uzun süre yasaklandığı da malum. Beni de yasaklı kitaplar arasında olması çekti açıkçası. Ama Marquis De Sade' in ilk defa bir kitabını okuyacaklar için doğru adres olduğunu sanmıyorum. Diğer kitaplarından başlanırsa bu kitaptaki o bahsedilen felsefi ayrıntıları fark etmek daha kolay olabilir. Benim fark ettiklerim çok yüzeysel.

Kitaptaki kahramanlarda doğadan geldiğimiz ve doğuştan bizde bulunan kötülükleri dizginlemek doğaya hakaret gibi bir düşünce var. Her türlü ahlaksal tabuya bir başkaldırı, dini reddetme, kötülüğü (göreceli) kendileri için sıradan bir iyilik gibi sunmaları ve tüm insanlığa bu şekilde yaklaşmaları kahramanlarımız hakkında biraz bilgi veriyor.

Pedofili, ensest, tecavüz gibi olayları hiçbir felsefe, ahlak kuralı aklayamaz. Kitabın en çok zorlayan tarafı bu. Ama tabulara başkaldırı konusunda tüm insani ve ahlaki değerleri yıkmak gerekliliğinden Sade bu konuda başarılı. Gerçekten tabu mabu bırakmamış. Bunlar dışında dünyadan bir haber yaşamayan her insan, var olduğumuzdan beri ne denli değişik fantezilerin, seks alışkanlıklarımızın olduğunu az çok bilir. Kitabın yarısının işemeli sıçmalı ayin şeklinde geçmesi günümüze göre masum bile sayılabilir.

Kitapta 4 elit arkadaş birbirlerinin kızlarıyla evlidirler. Bu 4 arkadaş da servetlerini ve konumlarını cinayetlere,hırsızlıklara borçludur. Kitabın başında tüm karakterlerin özellikleri kısaca anlatılmakta. 4 arkadaş titizlikle hazırlık yaparak, 12-15 yaşlarında bakire kızlar ve erkekler, cinsel organlarının boyları ve vücut sağlamlığı iyi olduğu için seçilen erkekler, yaşadıkları ilginç fantezileri anlatmak üzere 4 mama (pezevenk kadın), kendi eşleri ve aynı zamanda kızlarıyla bir şatoya kapanırlar. Belirli bir plan program dahilinde her gün yapılacaklar bellidir. Ayinler, işkenceler, tecavüzler, eş cinsel ve ensest ilişkiler gün geçtikçe şiddetini artırarak devam ediyor. Ki Sade' nin bazı bölümleri anlatmadan es geçtiği de sıkça olmuştur.

Naziko isimli okur arkadaşın tavsiyesiyle, ilgililere Marquis De Sade ' in son yıllarının anlatıldığı Quills (Düşlerin Efendisi) filmini öneririm. Önce filmi izlemek yazar hakkında fikir sahibi olmak için faydalı olabilir.
376 syf.
·Puan vermedi
Lut kavmindeki toplumu ele alarak yapılmış gibi cinselliğin rahatsız edici türleri ve sapkinliklari ele alarak yazılmış. Insanligin gurur verici olarak gördüğü üreme bu kitapta hayvansal dürtülerin ağırlığını gösteriyor. Akılda soru işaretleri bırakıyor.
376 syf.
·Beğendi·6/10
Son derece rahatsız edici bir kitap. En geniş insan bile bu kitabı rahatsızlık duymadan okuyamaz. Sadist, mazoşist ve ensest ilişkiler kitapta birinci öncelikle anlatılıyor.
376 syf.
·12 günde·Puan vermedi
4 şehvet düşkünü zengin ve acımasız adamın acılardan ve iğrençliklerden (dışkı yeme ve zorla yedirme, kan gelecek kadar dövme, kırbaçlama, el kol kesme vs.) beslenerek kendilerini tatminlerini anlatıyor. Sıradan fanteziler gibi düşünerek aldığım kitap bence tam bir hayal kırıklığı. Hiç bir heyecan uyandırmadığı gibi tiksindirici bir kitap. Çünkü cidden hastalıklı insanların seveceği onları heyecanlandıran sahneler söz konusu.
376 syf.
·4/10
Okurken yoruluyor ve acı çekiyorsunuz,bazen biri size fısıldıyor gibi oluyor.
Dönüp dönüp kişileri anımsamak durumunda kalabilirsiniz,betimlemelerin çok sıkıcı olduğu yerler de var.Dayanıp hepsini okuyabilen,batık ama bilinçli bir bilinçaltıyla karşılaşacak bence.
452 syf.
·6 günde·2/10
Olağan dışı ahlak anlayışıyla bilinen Marquis de Sade bu eserinde aslında yaşamayı hayal ettiği hayatın yansımalarını anlatmış hatta bu hayatı yaşama çabalarından ötürü ömrünün 29 yılını hapishanede 13 yılını ise akıl hastanesinde geçirmiş bir Fransız soylusu. Genel kanının aksine Sadizm'in fikir değil yalnızca isim babasıdır. Leopold von Sacher-Masoch ile Marquis de Sade birbirlerinin tamamlayıcısı olarak kabul edilirler ki bana göre bu düşünce Masoch'a küfürden başka bir şey değil.

Kitabın içeriğini inceleyecek olursak ellerinde korkunç bir güç bulunduran dört arkadaşın iğrenç cinsel ve psikolojik sapkınlıklarının en ince ve rahatsız edici detayına kadar anlatıldığı bir eser. Marquis de Sade her ne kadar aktif bir hayal gücüne sahip olsa da oldukça zayıf bir edebi yeteneğe ve anlatım gücüne sahip. Konuyu işleyişindeki inanılmaz yüzeysellik okuyucuda abazan bir liselinin mastürbasyon yaparken yazdığı bir seks hikayesini okuduğu hissini yaratıyor. Anlatım zaman zaman işlenen sapkınlıkların altında yatan psikolojik ve sosyal sebeplere değinerek işleyişi derinleştirecekmiş gibi olsa da kısa sürede eski yüzeyselliğine ve kuruluğuna dönerek okuyucu hayal kırıklığına uğratıyor. Çeviri ve düzenlemedeki yetersizlik de bu durumun üzerine tuz biber oluyor diyebilirim.

Her ne kadar bir kitap için bu tarz şeyler söylemenin yanlış olduğunu düşünsem de gönül rahatlığıyla diyebilirim ki gerçekten insana hiçbir şey katmayan bir kitap. Ne sanatsal ne de düşünsel açıdan hiçbir özelliği yok, belki de yazarın diğer eserlerini daha rahat anlayabilmek için okunması gerekiyor olabilir. (Ben Sade'ın diğer eserlerini okumadım ama Sodom'a sürekli göndermeler yaptığı söyleniyor.)

Aslında kitap hakkında anlatılacak, sayılıp sövülecek daha çok şey var da enerji harcamaya değmez.

SONUÇ: Okumayın gerek yok, çok ağır ve mide bulandırıcı olduğundan değil, ahlaksızlığı yücelttiğinden de değil okuyucusuna katacak hiçbir şeyi olmadığı için okumayın.
Ya da okuyun siz bilirsiniz ben olsam okumam ama.
İnsana, en büyük şehvetlerin kaynağı olan ahlaki ve fiziksel sarsıntıları ancak kötülüğün yaşatabileceğine ikna ettiler.
Doğa kanunlarını yargılamak, kötülüğün erdemden daha gerekli olup olmadığına karar vermek, bize mi düşer ?
Seç ve gerisini boşver, geri kalanı yanlızca senin hoşuna gitmediği için karalama. Başkalarının hoşuna gidebileceğini düşün ve filozof ol.
"Lût iki kızıyla dağa çıkar. Babalarının zürriyeti yok olmasın diye ilk gece büyük kız, ardından da küçük kız babalarıyla yatarlar. Doğan iki çocuğun soyundan İsrailoğulları'nın ünlü on iki kabilesinden ikisi ürer. Semavi dinlerin hepsinin kabul ettiği Sodom ve Gomora öyküsü budur."
Zaten güzellik basit bir şeydir, olağandışı olan çirkinliktir ve tüm ateşli hayal güçleri, şehvet oyunlarında, şüphesiz olağandışı olanı seçerler. Güzellik, tazelik, basit anlamıyla asla çarpıcı olmaz. Çirkinlik, çürümüşlük çok daha sert bir darbe yaratır, çok daha güçlü sarsar; buna göre tahrik de çok daha canlı olur. Bunlardan hareketle, birçok insanın haz almak için yaşlı, çirkin ve hatta pis kokan bir kadını, körpe ve güzel bir kıza tercih etmesine hiç şaşırmamak gerekir.
Marquis de Sade
Sayfa 55 - Çiviyazıları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sodom
Alt başlık:
Sodom'un 120 Günü
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
452
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055708290
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les 120 Journees De Sodome
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Chiviyazıları Yayınevi
Yaşamının büyük kısmını Bastille zindanlarında geçiren Sade, "Sodom'un 120 Günü"nü hapishanede yazmaya başlar. Ancak hemen hemen bütün eserlerinde atıfta bulunduğu bu kitabın el yazmalarını 1785'te gelen ani bir sevk kararı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalır. Notları alınmış bir şekilde tamamını bitiremeden hücresine gizler. Ve yıllar sonra Bastille'de 1926'da başlayan restorasyon sırasında el yazmaları bulunur ve o ilk haliyle de yayımlanır.

"Kulaklarını tıkamadığı sürece kimse bu kitabı hastalanmadan bitiremez, en hastası da kuşkusuz bu okumanın cinsel anlamda kızıştırdığı kişi olur." 
-Georges Bataille-

"Sade, şehvet oyunları için, özellikle dünyanın bir ucundaki şatoları ve tek başına duran evleri seçiyor. Böylece romanlarını ürkütücü bir eksene yerleştiriyor." 
-Noelle Chatelet-

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • Ali Can
  • Uğurcan Duman
  • Şadan Çağlar
  • dlk szgn
  • Uğur De Molinari
  • Tuğba Biçer
  • Mehmet
  • Kreutzer
  • Kitap+Kitap +Kitap
  • orhan lenger

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%26.7
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%13.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40
Erkek
%60

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (4)
9
%16 (4)
8
%20 (5)
7
%8 (2)
6
%8 (2)
5
%8 (2)
4
%8 (2)
3
%8 (2)
2
%4 (1)
1
%4 (1)