Erdemle Kırbaçlanan Kadın

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.974
Gösterim
Adı:
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055248192
Çeviri:
Ayşe Türkmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Post Yayıncılık
Baskılar:
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
"Kuşkusuz şimdiye dek bundan daha beyaz bir ten, daha düzgün kıvrımlı bir vücut görülmemiştir yeryüzünde, ama gördüğüm bu güzellikleri çizmek benim fırçama düşmez tabi. Bu kadar körpe bir vücut, bu kadar saf ve ince bir insan az sonra bu barbarların avı olacaktı. Doğa, genç kıza, sanki sırf onların saldırması için vermişti bunca güzelliği."
185 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yayınlandığında, Marquis De Sade'nin tutuklanıp hapsedilmesine sebep olan kitap.

Kitapta, on iki yaşındayken, anne ve babasının ölümüyle, hayatına yapayalnız devam etmek zorunda kalan erdemli, inançlı, hayırsever ve dürüst bir kızın verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor. Zavallı kızın başına o kadar kötülükler geliyor ki , bunları okumak bile insana dayanılmaz derecede acı veriyor. Ama yazar, sanki okuyucunun sabır sınırını zorlarcasına yazıyor da yazıyor.

Kızın başına sadece katiller, hırsızlar, sahtekarlar değil, toplumun en üst kademesindeki saygın diye nitelediğimiz doktor,rahip, tüccar, yönetici ve asiller gibi insanların da içinde bulunduğu ne kadar kötülük düşkünü kişi varsa hepsi de sırayla musallat oluyor.

Yazar aslında bu kızın hikayesini, esas vermek istediği felsefi mesajlara birer örnek oluşturacak şekilde ayarlayarak anlatıyor. Erdem, erdemsizlik, inanç, inançsızlık, yalan, dürüstlük, iyilik, kötülük, yardımseverlik, bencillik ...vs konularında vermek istediği felsefi ilginç mesajları sık sık karakterlerin ağzından okuyucuya aktararak amacına ulaşıyor.

Tabii ki kızın başına her türlü kötülük geldiğinden bahsederken, cinsel içerikli şiddete de maruz kaldığını ifade etmek gerekir. Bu da, kitabın bazı bölümlerinde rahatsız edici bir şekilde müstehcen ve sapkınlık düzeyinde anlatımların bulunmasına neden olmaktadır. Okumayı düşünen kişinin bu durumu da göz önüne alarak karar vermesi gerekir.

Kitap muhteşem bir akıcılık ve sürükleyicilikle yazılmış. Öyle ki zaman zaman çok hızlı okumak bile olaylara yetişmeye yetmiyor gibi geliyor.

Müthiş bir dram ve ilginç mesajlar içeren bu kitabın okunması hakkında kimseye tavsiye veremem. Ama şunu söyleyebilirim eğer, bazı bölümlerdeki müstehcenlikten rahatsız olacaksanız kesinlikle kitabı elinize almayın. Ama müstehcenliğin çok fazla üzerinde durmayıp kitabı, sadece edebi bir eser olarak görecekseniz elinize çok güçlü bir dram ve felsefe kitabı almış olursunuz.
185 syf.
·3 günde·9/10 puan
Çok heyecanlıydım kitabı okurken hem bitmesini istedim hem istemedim öylesine derin mesajlar barındırıyordu ki pat diye vuruyordu insanın kafasına sanki üstelik Sade'den asla beklenmeyecek bir sonla bitti şaşırtıcıydı böyle bir son beklemiyordum erdem kötü bir şeydir diyip bitirecek sanmıştım öyle olmadı. Yine de çok etkileyiciydi diyecek bişey bulamıyorum
185 syf.
henüz küçük yaşta ebeveynlerini kaybeden bir kız çocuğu imgelemesi üzerinden toplumu ve toplumun maruz kaldığı acıların işlendiği vurucu bir kitap.

Marquis de Sade'nin kalemine aşina olanlar bilir, öyle işliyor ki konuları ana mesajı algılayabilen insan için gerçek hayat, acıyla huzursuzlukla başbaşa kalması demek insan için. realiteyi öyle sert bir şekilde anlatıyor ki rahatsızlık duyuluyor genellikle kendisinden. keza sade'ın cezaevine girmesi de bu süreçte gerçekleşiyor.

insanoğlu varolduğu sürece güncelliğini koruyacak olan cinsellik ve fantezi olguları üzerinden anlatımını gerçekleştiren Sade, toplumcu gerçekçi duruşunu çok ama çok farklı bir boyuta çekmiş ve topluma, uyanışı için kırbacını yüzünde şaklatmıştır.

Sade'ın tarzını bilmeyen ya da konuyu kavrayamayan insan için salt bir dirty-pornografik öğeleri hiç durmadan işleyişinden rahatsız olur ve bırakır okumayı.

keza bu kitabında da annesi ve babasının vefatından sonra hayatta tek başına kalmış olan erdemli, onurlu kız (toplum) üzerinden öyle bir anlatım gerçekleştiriyor ki tam bitti derken dahasını yaşamaya başlıyor kız (toplum). ancak bu defa karşısında rahipler, tüccarlar, iş adamları, üst sınıfın figüranları vardır.

toplum ve aristokrasi arasında süren ve adına emek-sermaye çatışması denilen bütün bir ekonomik sistemin temel işleyişini anlatır size sade.

kitap ikinci kez yazılmıştır. ve aslında iki kardeşi anlatır. bu iki kardeşten justin erdemi, juliette ise güzelliğini kullanarak refah içinde yaşamayı ilke edinirler. işte ne oluyorsa erdemi seçen justin'e olur. çünkü diğeri sisteme entegre olmuştur bile. toplum justin'dir.

okuyan Sade'a iğrenç dedi velhasıl iğrenç olan en son kişiydi Sade, anlamadılar.

Marquis de Sade diyor ve susuyorum.
185 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
️️13.14 yaşındaki Juliette ve Justine iki kız kardeş iken. Bazı nedenlerden dolayı yolları ayrılır . Justine nin yaşam boyu yolunda ilerlerken karşına çıkan olumlu olumsuz gelişmelerle sürüp giden kitap insanı baya bı düşündürüyor. Bir sürü soru işaretleri oluşsada kafamda, erdemli olmakmı erdemli olduğunu sanmak mı bir gerçek acaba. Aslında anlatmak istediğim yazmak istediğim çok şey var ama ucu açık bir yorum olsun dedim. Eğer kitabı okuyan yada okuyacak olursanız üzerine sohbet etmek isterim. Tavsiye ederim.
185 syf.
·3 günde·9/10 puan
Henüz ilk gençlik çağlarında iken anne ve babalarını kaybeden Juliette ile Justine, karakterlerindeki tezatlık, hayat tarzlarındaki ve ahlak anlayışlarındaki farklılık nedeniyle yollarını ayırmaya karar verirler. Jüliette'nin dikenli, Jüstine'nin gül dereceği yollara girdiğini görerek peşlerine takılır, yaşadıklarına tanıklık ederiz.
Onların yolculuğu bize bazı değerleri sorgulama olanağı sağlar. Bir taraftan onları gözden kaçırmamaya dikkat ederken diğer taraftan zihnimiz yeni sorgulama alanlarına çekilir.
Dilini akıcı ve yalın, hikayeyi ilgi çekici bulduğumu, beklediğimden daha iyisi ile karşılaştığımı söyleyebilirim.
185 syf.
·7/10 puan
İnsan olmak basit şeydir aslında. Öyle kutsal betimlemelere gerek yok. Beynini kullanan yaratıklarız her birimiz ve bunu hep isteklerimiz ya da çıkarlarımız doğrultusunda... Marki Sade'ı okumak, insanların aslında ne olduğuna dair sansürsüz bir yolculuğa çıkmaktır. Okunmalı...
185 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Daha iyi olabilir di diye kafama bir şeyler takılmadı değil okurken. Onca zalimin arasında dünyadan da tiksindiğim anlar oldu. Kitabın en iyi yanı ise içindeki mesaj okuyan herkesin anlayabileceği kadar net.
260 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Marquis de Sade'nin daha önce tiyatro oyunlarını incelerken kişiliği oldukça dikkatimi çekmişti. Gerçekten de dikkat çekici bir psikolojisi olduğunu söyleyebilirim. Bu okuduğum ilk kitabıydı ve daha önce hiç Sade'nin eserlerini okumamış biri için yerinde bir başlangıç. Öyle ki Sade'nin tutkusuna olan ilgim hapishanedeyken kalem bulamayınca kanı ile duvarlara yazması, kanını kullanamayacak duruma gelince de kendi dışkısı ile yazmadığını öğrenince başladı. Esere gelince talihsiz kıza olanca eziyeti çektirmiş Sade, refaha ulaştırması da ulaştırma şekli de son derece olağanüstüydü benim için. Çok merakla, ilgiyle ve hayran duyarak okudum. Felsefe ve iç inancımı tekrar tekrar sorgulatan bir eserdi. Kitabın büyüsünü hâlâ üzerimden atamıyorum.
200 syf.
Uzun zamandır bir kitabı okurken içim bu kadar ezilmemişti. Sade'ın başına çocukluğunda ya da gençliğinde acaba ne geldi ki bu kadar karamsar kitaplar yazabilmiş. Hani hayatı boyunca eziyet çekmiş bir adam olsa ki öyle de değil. Büyük bir hukuk adamı, yargıç, mahkemelerde verdiği kararlarda da çok adil olduğu söylenir. Çok meşhur bir devlet adamının kızıyla evlenip -yanılmıyorsam- Fransa devlet yönetimi içinde de önemli görevler almış. Gerçi seks manyaklığından, azgınlığından ve Libertenliğinden olacak, bakire bir rahibe olan baldızına tecavüz ettiğinden dolayı o şaşalı hayatı bir anda 180 derece ters döner ve hayatının geri kalanını hapislerde ya da akıl hastanelerinde geçirir ve ölür. "Boşluk" ve "Boyalı Kuş" kitaplarının yazarı Kosinski gibi rahat batmış adama! Tamam, kabul ediyorum, yaşadağı dönemin Fransa'sında kimbilir ne dehşetengiz olaylara tanıklık etmiştir, ancak empati kurup hayatın silllesini yemiş insanlara yardım etmek yerine sapkınlıkları ve bu türdeki edebiyatıyla, bu aşırılıklara biraz da o yol vermemiş midir? Hafızam beni yanıltmıyorsa, toplumda 45-80 yaş arası dul ya da bekar kadınların genelevlere doldurulup genç Fransız erkeklerine ücretsiz seks işçiliği yapması önerisi getirmiş bir sado mazoşisttir kendisi. Libertenlerin köküne kibrit suyu der kitabın hikayesine geçerim...

Juliette ve Justine, iki kız kardeş, anne-babaları yeni ölmüş, daha küçükler, Justine sen de 12 ben diyeyim 14 yaşında, ablası Juliette ise ondan 2-3 yaş büyük. Akrabalarının açgözlülüğü ve umarsızlığı yüzünden iki kardeşin yolları ayrı düşer. Abla, baba ocağından ayrılır ayrılmaz -ve henüz bakireyken- bir randevu evinde çalışmaya başlar ve feleğin tam orta yerinden zart diye geçer. 20 yaşına dek yemediği nane kalmaz, paraya paraya demez, seks işçiliğindeki ünü tüm o bölgeyi kasıp kavurur, ee tabi, iki kardeş de güzeller güzelidir. Juliette 20 yaşında bir soylunun evine kapağı atar, o soylu senin bu soylu benim, nikah da yapar ara sıra, ama kötü bir alışkanlığı vardır: zengin kocalarını öldürür ve miraslarına konar, tam bir kara dul, öyle çok kişinin katili olur ki hesabını kendi bile unutur. 25-26 yaşlarındayken, devlet erkanı içinde geleceği olan bir adamın yanına kapağı atar. Birgün ikisi bir yolculuk yaparken bir handa konaklarlar ve Justine'e, nam-ı diğer Sophie'ye -takma adı- rastlarlar. Juliette önce kardeşini tanımaz (hoş Justine de ablasını tanımaz). Elleri-ayakları zincirlenmiş bir mahkumdur ve idam cezasıyla yargılanacağı mahkemeye askerler tarafından götürülmektedir. Justine'i korumalar eşliğinde odalarında ağırlayıp ondan kötü talihini, irrite edici hayatını, kaderin tabiri caizse anasından emdiği sütü burnundan getirttiği bu zavallı genç kızın hayat hikayesini dinlerler.

O kadar irrite edici bir hayat ki, sürprizbozan vermeden anlatmak zor. Kısaca, bu dindar kızcağızın başına gelmedik kötülük kalmamış. İşin ilginç yanı, bu kaderci, tanrıcı ve koyu sofu kızcağız, yalnızca yardım etmek için kime yaklaşsa o kişi ya da kişiler kızı -hani neredeyse- iğfal etmiş, ırzına geçmiştir. Doktorundan hırsızına, rahibinden keşişine, kulanparasından (pasif gey) hapishane gardiyanına kadar, bu kızcağız bu süfli insanlardan iffetini korumak için akla karayı seçmiş ancak yine de başına gelmedik kalmamıştır. Sahip olduğu erdemleri, bu irin dolu kalplere sahip namuzsuzlar, kızcağızın içinden tek tek söküp almışlardır. Sofu kızımız Justine, ameliyat masasına yatırılmış bir seks oyuncağıdır adeta. Kanlar ve çamurlar içinde bir adama yardım edip, bir de üstüne onun büyük ve adi bir kalpazan olduğunu öğrenip kendisini bir seks kölesi-oyuncağı yapması gibi şeyler bu küçük kızın hayatında bir rutine dönüşmüştür. Justine, onulmaz sofuluğundan ve saflığından dolayı, tam kurtuldum derken ölüm yolunda çekmediği cefa da kalmamıştır...

Sade'dan daha önce okuduğum "Yatak Odasındaki Felsefe" kitabındaki üslubu beni benden almıştı. Müthiş bir filozoftur Sade, belki o kitabın dili biraz edepsizdi, her şey özellikle de seks kölelerinin başlarına gelenler çok aleni irdelenmişti (çevirmen de harikulade bir iş çıkarmıştı; Ayrıntı Yayınları, 5. basım 2011, çevirmen Kerim Sadi). Bu kitapta aleniyet yok, belki çevirmenin oto sansüründen geçmiştir, bilemiyorum (Fransızca kaynak metne baksam bunu bilebilirdim, gerçi dedim ya, kitap öyle iç karartıcı ki bakmaya cesaret edemedim). Sade'ın tanrı ve dinle çok büyük bir sorunsalı var, ancak erdemleri yerden yere -haklı olarak hem de- vururken her zaman ibreyi kötüden yana yeğliyor, yani suçluyu övüyor ve dindar-inançlı-erdemli olan saf insanı boklu sudan sidikli suya sokup çıkarıyor, kötüleyip alay ediyor (elbette ahmaklıklarından ötürü: kadercilik). Mesaj olarak: Hepiniz uyanık olun, işinize geleni yapın, salaklık yapıp dua ederek tanrıdan bir şey beklemeyin yoksa üçün birini aldığınız gibi bir de kötülerin kuklası oluverirsiniz, diyor. Her şey bu dünyada, ölüm ötesi bir cezalandırma ya da ödüllendirme falan yok, eden ettiğini ediyor, edilen de edildiğiyle kalıyor, diyor! Anlayana sivrisinek saz, diyor...

Canı isteyen okusun, içiniz daralırsa karışmam, ben kitaba 10 üzerinden 10 veriyorum ancak okuyun diye de salıık vermiyorum, beni bağışlayın.

Edisyona gelirsek, nefis bir çeviri ve harikulade bir dizgi olmuş (2-3 harf hatası dışında).

Süha Demirel, 16 Ocak 2021, İstanbul.

***

Kitabın Künyesi:

Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Marquis de Sade
Oğlak Yayıncılık
Çevirmen Yaşar İlksavaş
Baskı: Haziran 2015
Sayfa sayısı: 4. Baskı 2009
ISBN: 978-975-329-234-1
Kitabın Türü: Edebiyat, Felsefe-Düşünce, Roman
200 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Bazı kitaplara inceleme yazmayı o kadar çok istiyorum ki ama zamanım buna izin vermiyor sonra bir suçluluk hissediyorum ancak bu kitapta suçluluk hissetmeme rağmen ne yazacağımı bilemedim nasıl olur da bu denli az okuyan bir topluma bir kitabı okuması için tavsiye yazılır neyse uzatmayayım ben yazayım umarım okunur.Okunmayacağını düşünme nedenimden bahsedeyim öncelikle yazarın ismine ufak bir aşinalığı olan herkes bir geri duruyor ayy çok fena bilmemne gibi gereksiz yorumlara giriyorlar.Sanırım buna destek çıkan bir etmen de Sade ın herhangi bir kitabının tanınan bilinen- tabi herkes için geçerli değil bu durum -yayınevleri tarafından basımı yapılmamasından da kaynaklanıyor olabilir.Kitabın konusuna geçecek olursak en basit ifadeyle Juliette karakteri üzerinden erdem kavramını sorgulatıyor.Juliette on erdem diye nitelediğimiz -aslında hiç de gerçek dünyada kabul görmeyen eylem -gerçekleştiriyor ve hepsinin sonunda hayatı yokuş aşağıya gidiyor tam kurtuldu derken yine tekrar tekrar düşüşe geçiyor gerçek hayatla birebir örtüşmese de bazı olaylar hepimiz kendimizden bir parça bir şeyler buluyoruz ister istemez.Suçlu suçsuz kavramında derin olmayan çizginiz üzerinde yürütüyor sizi Sade.Sade ın ismini ve dünya görüşünü erotizm ve sadizmle özdeşleştirmişiz ki bu bizim onu hafife almamızı sağlamış bu kitabı okursanız tokmağı yersiniz kafaya ve yazarın aslında o basit çizgide olmadığını anlarsınız.Bir tavsiye vereyim eğer benim gibi Nietzsche aşığı biri iseniz öncesinde bir Nietzsche kitabı okuyup hemen adından bunu okuyun birebir bazı kavramların örtüştüğünü göreceksiniz tabi Kant seviyorsanız bu kitap sizi pek açmaz ödev ahlakı filan bunların hikayesini bulabileceğiniz bir kitap olmaktan çok uzak.Keyifli okumalar dilerim.
185 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazar 1787 yılın da yazmış olduğu justine ou les malheurs de la vertu isimli kitabının bir eskizidir. yazar bu kitabı 15 gün içerisin de yazmış. Kitap da insan oğlunun yaşamında ki namus, iyilik, dürüst olma ve namus kavramlarını insanların birbirine bakış açısı gibi konuları anlatıyor ve yazar bunu harika bir dille anlatımı ile kitabı daha da okunur kılmış. İnsan hayatın da kendine çizdiği sınırlar ve kurallar bizler için kriter olmalımı bunu sorguluyorsunuz? Bu kitabı çok çok beğendim ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

"bence, bir tanrı olsaydı, yeryüzünde çok daha az kötülük olurdu. yeryüzünde kötülük varsa, ya bu düzensizliklere sözünü ettiğin tanrı tarafından gerek görülüyor ya da bunları önleyebilmek gücünün çok üstünde kalıyor. dolayısıyla güçsüz ya da kötü olan bir tanrıdan hiçbir zaman çekinmem, korkusuzca meydan okurum ona, yıldırımlarına kahkahalarla gülerim."

--spoiler--

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055248192
Çeviri:
Ayşe Türkmen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Post Yayıncılık
Baskılar:
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
Erdemle Kırbaçlanan Kadın
"Kuşkusuz şimdiye dek bundan daha beyaz bir ten, daha düzgün kıvrımlı bir vücut görülmemiştir yeryüzünde, ama gördüğüm bu güzellikleri çizmek benim fırçama düşmez tabi. Bu kadar körpe bir vücut, bu kadar saf ve ince bir insan az sonra bu barbarların avı olacaktı. Doğa, genç kıza, sanki sırf onların saldırması için vermişti bunca güzelliği."

Kitabı okuyanlar 246 okur

  • fatmagül günden
  • nur a.
  • Zeynep
  • Flaneur
  • merve
  • Nrsllkn
  • Gamze
  • Yağmur Başak Kara
  • Serdar
  • Özkan kadı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.7
13-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%7.7
25-34 Yaş
%34.6
35-44 Yaş
%34.6
45-54 Yaş
%7.7
55-64 Yaş
%3.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.6
Erkek
%46.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.3 (5)
9
%12.5 (10)
8
%17.5 (14)
7
%16.3 (13)
6
%3.8 (3)
5
%2.5 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.3 (1)