Tıkanma

8,2/10  (123 Oy) · 
377 okunma  · 
114 beğeni  · 
4.131 gösterim
"Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Burada anlattığım şeyler önce sizi kızdıracak. Sonra her şey daha da kötü olacak," uyarısı ile başlayan bir roman elinizdeki. Bütün dünyada büyük ilgi gören Dövüş Kulübü"nün yazarından, annelerle oğulları arasındaki sevgi ve didişmeye, seksin bağımlılık yaratma gücüne, yaşlanmanın dehşetine ve Amerikan rüyasının arka sokaklarına dair bir kitap Tıkanma. Tıp Falüktesi'nden atılan Victor Mancini para kazanmak için şöyle bir yol tutturmuştur: Lokantalarda boğazına takılan yiyecekle boğulma numarası yapmakta, kurtaran kişinin kendisinden sorumlu olmasını sağlamaktadır. Böylece, kurtaran kahramanlaşmakta, sıkıcı hayatının bir anlamı, arkadaşlarına gurur duyarak anlatacağı bir hikayesi olmakta, hayatını kurtardığı kişiden sonra da kendini sorumlu hissederek, ona sık sık yardım etmektedir. Bi tür "sürekli kahramanlık" hali. Kendisini annesinin çocuğu gibi değil de rehinesi gibi hissederek büyüyen, anne ve babaların "kitlelerin yeni afyonu olduğunu" düşünen, Tanrı'nın olmadığı bir dünyada, kutsal ve tecavüz edilmez olan annelerin yeni tanrı olduğunu iddia eden Mancini, bütün bunları devrimci eğilimler aşıyan annesinin tedavi masraflarını karşılamak için yapmaktadır. Boğulma numaralarından fırsat buldukça iflah olmaz bir seks bağımlısı olarak ilacını arar: Mastürbasyon yapmadığı her gün için eve bir kaya getiren arkadaşıyla birlikte, hayatın sillesini yiyerek dağılmış insanlarla birlikte olur. Palahniuk, Gösteri Toplumu'nun en veciz yazarlarından biridir. Çarpıcı, gerçekdışı, tutarsız ve anlamsız. Aynı zamanda müthiş bir hayalgücü ve yergi kapasitesi eşliğinde ev, araba, televizyon ve kazanmaya indirgenmiş hayatların içyüzüne bakar; bilinçaltlarındaki genelevleri ziyaret eder.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2003
  • Sayfa Sayısı:
    288
  • ISBN:
    9789755393797
  • Orijinal Adı:
    Choke
  • Çeviri:
    Funda Uncu İrklı
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
17 Nis 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Allah'ım sen bizi tıkama. Bu nasıl bir tıkanmadır arkadaşlar? Bu nasıl bir yeraltı edebiyatıdır? Bir kitap ismiyle bu kadar mı uyumlu olabilir? İnsanlar böyle tıkanmayı nereden öğrendi?

Kitabın ana karakteri, para ihtiyacını restoranlarda yemekleri bile bile boğazına tıkayarak tıkanmış numarası yapan, bu sayede kendini her zaman ezik bir biçimde gösteren ve aynı zamanda da onu kurtaran insanları sürekli ters orantılı bir şekilde kahramanlaştıran birisi. Bir özet olarak bunları söylüyorum fakat olaylar bunla sınırlı olsaydı keşke.

Öncelikle Palahniuk'u Dövüş Kulübü'nden tanıyorum fakat ilk kez bir kitabını okuyorum. Aynı bir Trainspotting ya da bir Requiem for a Dream gibi popülizm eleştirileri, endorfin kurbanlığı, erotizm saplantısallığı, televizyon dizilerinin, Amerikan rüyası ve kültürünün insanlara bir şeyin bağımlılığını pompalaması var. Hatta yaptığı net tavsiyelerle ve yazım üslubuyla Trainspotting'in kardeşi gibi bir kitap olmuş bu.

Kitap, bu kitabı okumak yerine televizyonda izleyecek daha iyi şeyler olduğunu söyleyerek açılış yapıyor bize. Bunu neden özellikle üzerine bastıra bastıra söylediğini düşünüp durdum. Yeraltı edebiyatının insanların dinlemekten, görmekten ve yaşamaktan kaçındığı şeylerden ibaret olduğunun farkına vardım. Televizyonda gösterilmeyen şeyleri yeraltı edebiyatında bulabildiğimizin farkına vardım. Şöyle bir denklem kurabiliriz aslında : Gerçekler acıysa, yeraltı edebiyatı da gerçeklerse yeraltı edebiyatının acı olduğunun farkına vardım.

Ana karakter olan Victor Mancini adının anlamının tam tersine kendini yüceltme isteğinde zerre kadar olmayan bir kişi. Victor galip demektir fakat adam zerre kadar galip olmak istemiyor ki hayata karşı! İnadına daha çok kaybetmek istiyor, kaybettiğinde ise kazandığı daha çok ruhsal tıkanıklık oluyor. Ezilmeyi ve insanları kahramanlaştırmayı, bu sayede de onları kendine bağlı hale getirmeyi seviyor. Aynı zamanda o ve annesi tam bir manyak. Tam tamına zararlı alışkanlıklar bağımlısılar. Bu tekil bağımlılıklara paralel olarak adam insanları da kendine bağımlı hale getiriyor, insanlar Victor'un hayatını kurtarmayla ortamlarda hava atıyor ve çocuğa bağımlı hale gelmiş oluyorlar. Yani tam bir bağımlılık tıkanması var meydanda. Kendine de her zaman "İsa ne yapmazdı?" sorusunu sormayı hayat felsefesi olarak edinmiş ve o ne yapmazsa eleman da tam olarak onları yapıyor. Öyle ki Victor da zaten bağımlıların yolun sonunda neyi beklediklerini bildiğini söylüyor. Biz herhangi bir şeye bağımlı olmasak bile yolun sonunda bizi ne beklediğinin farkında mıyız? Gerçekten her şeyin birtakım sürprizden mi ibaret olduğunu düşünüyoruz?

Bu olayları kendi hayatlarımızla bağdaştırabiliriz. Farkında olmadan biz de tıkanıyoruz günden güne. Etrafımızdakiler kendini yüceltmeye devam edip aradıklarını bulamazken belki de farkında olmadan diplerdeki güzellikleri kaçırıyoruz. Bunu somut olgularla düşünmeyelim. Ruhumuzun derinliklerinde kim bilir ne cevherler saklıyoruz. Acaba biz de tıkanık mıyız ruhumuza, nefsimize, benliğimize ve çevremize karşı? Hiç sorduk mu bunu kendimize? Kitap bize kendimizi tanıma uğruna ezik, fakir, mazlum kalabileceğimizi öğretiyor. Sonuçların belki de kendimizi yüceltmelerimizde değil de ezik kalmakta ve toplumun bilmek, görmek, duymak istemediği özelliklerimizde olabileceğini kanıtlıyor.

Kitapla ilgili değil de yazarla ilgili bir eleştirim var. Kitabı okurken Chuck Palahniuk'la ilgili küçük bir araştırma yaptım ve adamın bildiğiniz online mağazası var arkadaşlar. Yani bir insan net bir şekilde kapitalizm, Amerikan rüyası ve Amerikan kültürü eleştirisi yapıp da nasıl şöyle bir https://chuckpalahniuk.threadless.com siteye sahip olabiliyor, insan gerçekten hayret ediyor.