✧ “Efsane-i Nesimi ve Mansuru neyleyim
Bir belli başlı dar u derin yokmudur senin”
“Nesîmî ile Mansûr’un efsanelerini ne yapayım;
senin de uğruna asılacağın bir darağacın, yüzülecek bir derin yok mu?”
❖ “Ol vahdet ilen boyladı gitti bu fenadan
Ey gafil-i şuride bu kesret sana kaldı”
“O, birlik sırrına erip bu dünyadan göçtü;
ey şaşkın gafil, bu çokluk âlemi sana kaldı.”
✦ “Hakikat zahir-i her huşku ter unvan-ı batındır
Derunun inkişaf’ı sine-i meşruhdandır hep”
“Gerçeğin dışta görünen her tazeliği, iç âlemin işaretidir;
insanın içinin açılması hep yaralı bir gönülle olur.”
❁ “Çak-i zemin-i sineyi münbit mahal deyu
Tohm-u muhabbeti dil-i sad çake ektiler”
“Bağrı yarılmış gönül toprağını verimli sayıp
sevgi tohumunu paramparça olmuş kalplere ektiler.”
✧ “Başı açık delisi olup nay veş gönül
Mağz-ı serinde cevher-i cinnet şinah eder”
“Gönül, ney gibi başı açık bir divâne olur;
başının içinde delilik cevherini taşır.”
❖ “Şuriş-i şem’i neden idrak eder pervaneler
Suzış-i aşk ile biperva nice bir yaneler”
“Pervaneler mumun çılgınlığını nasıl anlayabilir?
Aşkın ateşiyle korkusuzca daha ne kadar yansınlar?”