• Bana hiç nefs-i emmârem gibi sû’i karîn olmaz
    Bu düzd-i hanegînin kimse şerrinden emîn olmaz

    [Bana kendi nefsim gibi kötü arkadaş ve azgın düşman bulunmaz. Hırsız içeride olduğu için kilit de kâr etmez.]
  • Mary Shelley'in henüz 19 yaşındayken yazdığı bu roman; okumamış olsa da herkesin bir yerlerden duyduğu, aşina olduğu hatta filmlere dahi konu edilen bir başyapıt. İnsan kitabı okuduğunda 19 yaşında bir insanın böylesine etkileyici bir üsluba sahip olmasına şaşırmadan edemiyor. Bir İngiliz olan ve edebiyata aşina bir ailede büyüyen Shelley'de yine aynı toprakların büyük dehası William Shakespeare'in biçeminden izler sezinledim ve muhteşem kurgusunun yanı sıra bunun da etkisi ile kitabı zevkle okudum.
    Modern bilimkurgunun ilk eseri sayılan kitaba adını veren sanılanın aksine yaratık değil yaratıcı olan kimyager/biliminsanı Victor Frankenstein'dır. Frankenstein genç yaşta kimya bilimine ilgi duyar. Eski simyacıların gerçekliği mümkün olmayan ölümsüzlük, değersiz madenleri altına çevirme gibi arayışları onda büyük ilgi uyandırır. Bu ilgisini akademik seviyeye taşır. Üniversite hocaları ise şu an hiçbir geçerliliği olmayan fikirlerin sahibi insanların müridi olduğunu söylerler ve Victor Frankenstein kimya hakkında her şeye sıfırdan başlar. İlgisi ve azmi onu çok ileri seviyelere taşır. Kimya biliminin yanı sıra anatomiye de ilgi duyar ve bu alanın da inceliklerini öğrenir. Asıl olay bundan sonra başlar, uzun uğraşları neticesinde cansız varlıklara nasıl yaşam enerjisi bahşedebileceğini keşfeder Frankenstein. Keşfettiği bu büyük buluştan kendisi de çok etkikenir ve şaşkınlığı geçer geçmez bir canlı yaratmak için işe koyulur. Mezarlıktan kemikler toplar. Normal insandan daha büyük boyutlu, daha güçlü, daha heybetli bir yaratık yaratmak uğraşı içine düşer. Başarılı da olur fakat can verdiği anda yaratığından kendisi dahi ürker, saklanır ve uzun yıllar boyunca yaratığı ile tekrar karşılaşmaz. Bu yaratım işi Victor'a yıllar sonra çok pahalıya mal olacaktır.
    Kitap orijinal kurgusunun yanı sıra canavarın insan izlenimleri ile yer yer psikolojik noktalara da değiniyor. Canavarın başta sevgi dolu olması ve ona sevgi gösterecek bir arkadaş arayışı, insanların ön yargıları ve farklı olana saygı duymamaları ile kalbine kötülüğün yerleşmesi zaman zaman okuyucunun insani duygularına da dokunuyor. Yaratıcısının bile ondan yüz çevirmesi ile büyük bir psikolojik bunalıma düşen canavar, yaratıcısından kendine göre bir arkadaş yaratmasını istese de bu isteği önceleri kabul eden Victor daha sonra ikinci bir yaratımın tehlikelerini düşününce sözünden döner. Bu olay canavarın kalbini yaratıcısına karşı tamamen kötülük ile doldurur. O günden sonra yaratık, ömrünü yaratıcısının hayatını zindan etmeye; yaratıcısı ise yaratığının ömrüne son vermeye adar kendini. Victor Frankenstein yaşamının sonunda, gözünü yummadan hemen önce dahi bu yaratımın pişmanlığı ile kavrulur.
    Halen daha dillerden düşmeyen bu kurgu harikası roman okunmayı kesinlikle hak ediyor. Shelley'in hayranlık uyandıran cümlelerini daha iyi hissedebilmeniz için eseri iyi bir çeviriden okumanızı tavsiye ederim.
  • Hemdem ;samimi dost, can ciğer arkadaş.
    @birkitabist madem senin sayende buradayım seninle başlayayım söze. 😊
  • Yöresel ağızla , samimi bir şekilde yaşadıklarını anlatmış yazar. Resimlerle de desteklenmiş. Mahallesini, köyünü, okul ve arkadaşlarını anlatmış bizlere. Ne çok şeyimiz var da ne çok şeyimiz yokmuş diyoruz okurken. Sahip olduklarimizin kıymetini bilelim.
  • alnını
    dağ ateşiyle ısıtan
    yüzünü
    kanla yıkayan dostum
    senin
    uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
    benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
    şimdi dingin gövdende
    uğultuyla büyüyen sessizlik
    birgün benim elimde
    patlamaya sabırsız mavzer olsun

    başını omzuma yasla
    göğsümde taşıyayım seni
    gövdem gövdene can olsun

    söyle bana ey
    ölümün açıklayıcı pervanesi
    hangi yavru tek başına yiğittir
    hangi yangın bir başına söndürülür
    ah herkes susuyor
    hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
    ah herkes mi susuyor
    kalbimi kalbine bağladım dostum
    ah herkes mi susuyor
    kalbi kalbimize benzeyen dostlar
    bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
    hayatın ateş renkli kelebekleri
    bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
    ah herkes mi susuyor

    bağırsam içimdeki dehşeti
    hırsım deler mi toprağı
    beni
    acısıyla onduran
    dostumu
    aşkla vurduran hayat
    sana
    yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
    dünyanın yeni baharına
    çatlarken kadim güneş
    bağrım delinirken fidanların kanıyla
    anamın doğurgan karnıdır diye
    sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
    dostumun üretken gülüdür diye
    sana bağlandım
    sana sarıldım

    beni umutsuz koma
    tarihle avutma beni
    çünki aşkla sınanmışım sana
    sana yangınla, suyla, ateşle
    ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
    ey yaşarken kanayan acı
    şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
    uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
    yapraksız bir ölümün anısı için
    körpecik kuzuların derisi için
    beni tarihle avutma
    umutsuz koma beni

    akıtsam deliren sevdamı
    köpürür mü hayatı besleyen su
    ey benim
    yedi başlı kartalım
    her başını
    bir dağ başlangıcında koyanım
    senin
    böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
    bizim aşkımızı solduranların korkusu
    çünki elbette bir su
    kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
    ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
    artık ırmak mı ne denir
    işte devrim
    ona benzer bir akışın hızına denir

    yarın ne olur bilirim ben
    bahar gelir, otlar büyür
    ölüm de yapraklanır
    bir dağ bulur uzun uzun bakarım
    bir çam ağacı gölgesi
    güzel kokular veren
    bir damla güneş görünce
    sana da gülümseyeceğim yarın

    şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
    yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

    Arkadaş Zekai Özger
  • Bana hiç nefs-i emmarem gibi su'i karîn olmaz
    Bu düzd'i haneğinin kimse şerrinden emin olmaz
    (bana kendi nefsim gibi kötü arkadaş ve azgın düşman bulunmaz,hırsız içeride olduğu için kilit de kar etmez.)
    Diyarbakırlı Hamî