• 240 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    "Can sıkıntısı,buhran içindeki modern öznenin yaygın bir ruh hali olarak karşımıza çıkıyor."

    "Sıkılmış candan umut kesilmez"

    Benim canım çok sıkkındı,acilde işkence çekiyodum günde 200 hasta paso bakmak zorundaydık,bin hastayı geçiyordu bi günde toplamda,bi çocuk onbeş yaşlarında Burnum akıyo nspayım diye geldi ,yüzüne baktım,ilaç yazdım,kesilir mi dedi iyileşiceksin dedim gittiii,biz sıkılmayalım da kim sıkılsın,anladınız mı?
    Bugün yine özellikle de güçleri yettiğin için bir kadın hekim arkdaşımız dövülmüş hasta yakını tarafından,hiç utanma arlanma kalmadı artık,,,
    Biz sıkılmayalım da kim sıkılsın??sıkı can çıkmıyo ya canımızı almaya çalışıyolar o yüzden öyleyse bu kitabı bizi yani hekimleri dövmek isteyenler okusunnnnn anladınız mıııı ?????belki arkadaş olmayı öğrenirler insanlarla.hippkrtın yemini verdik biz verdik hipokrat yemini ettik anladınız mı??biz sizi dövemeyiz tabii....şimdilik bu kadar ....
  • Sokaklar, şu sokaklar şimdi bana arkadaş
    Hangi köşeyi dönsem yine gelir benimle
    Sokaklar can evime, kalbime bastığım taş
    Sokaklar bir sevgili acep şimdi kiminle?
  • Öncelikle Ahmed Arif etkinliğime ( #39275085 ) katılan herkese çok teşekkür ederim 💕💐. Doğruyu söylemek gerekirse bu kadar katılım beklemiyordum. Bu etkinliği yapmamın asıl sebebi, bugün karşıma çok fazla Ahmed Arif iletisi, alıntısı ve incelemesi çıktı. Bende böyle bir şey yapmak istedim. Tekrar tekrar teşekkür ederim 💐💕💙🌻. Her gün bir yazar ya da şairimiz için böyle bir etkinlik yapmaya karar verdim.

    17 Ocak tarihinde, Tarçınlı Süt ile Attila İlhan etkinliği yapacağım. ( yapıldı 💕💕💜 )

    18 Ocak tarihinde, ~Meczup~ ile Mevlana Celaleddin-i Rumi etkinliği yapacağım. (yapıldı 💕💕💜 )

    19 Ocak tarihinde, Semanur UYSAL ile Özdemir Asaf etkinliği yapacağım. ( yapılıyor 💕💕💜)

    20 Ocak tarihinde, Uykucu Midilli ile Sabahattin Ali etkinliği yapacağım.

    21 Ocak tarihinde, Ahmet Telli etkinliği yapacağım.

    22 Ocak tarihinde, Ümit Yaşar Oğuzcan etkinliği yapacağım.

    23 Ocak tarihinde, Rojbin ile Cemal Süreya etkinliği yapacağım.

    24 Ocak tarihinde, Tuğba Karaca ile Nazım Hikmet Ran etkinliği yapacağım.

    25 Ocak tarihinde, Mir'ât-ı Cünûn ve Onuncu Köy Sakini ile Hüseyin Nihal Atsız etkinliği yapacağım.

    26 Ocak tarihinde, Betül Deniz ile Can Yücel etkinliği yapacağım.

    27 Ocak tarihinde, Nurbanu ile Cahit Zarifoğlu etkinliği yapacağım.

    28 Ocak tarihinde, Kılıç ile Turgut Uyar etkinliği yapacağım.

    29 Ocak tarihinde, Ayhan GÜVEN ile William Shakespeare etkinliği yapacağım.

    30 Ocak tarihinde, Fatih Tarihçi ile İlber Ortaylı etkinliği yapacağım.

    31 Ocak tarihinde, kısaca Ocak ayını Mehmed Uzun ile kapatmak istiyorum.

    1 Şubat tarihinde, Ramazan... Abim ile Stefan Zweig etkinliği yapacağım.

    2 Şubat tarihinde, Uykucu Midilli ve Selma OFLAS ile Şükrü Erbaş etkinliği yapacağım.

    3 Şubat tarihinde, Luna Potter ile Franz Kafka etkinliği yapacağım.

    4 Şubat tarihinde, Cahit Bahtiyar ile Nurullah Genç etkinliği yapacağım.

    5 Şubat tarihinde, H. İbrahim... ile Arkadaş Zekai Özger etkinliği yapacağım.

    6 Şubat tarihinde, @writerselma ile Kahraman Tazeoğlu etkinliği yapacağım.

    7 Şubat tarihinde, Büşra A. ile Sezai Karakoç etkinliği yapacağım.

    8 Şubat tarihinde, *Çikolatalı süt* ile
    Oğuz Atay etkinliği yapacağım.

    9 Şubat tarihinde, 1.69 ve Neşeli ile Orhan Kemal etkinliği yapacağım.

    10 Şubat tarihinde, Mir'ât-ı Cünûn ile Yavuz Bülent Bakiler etkinliği yapacağım.

    Sizde bana istediğiniz kişiyi mesaj olarak ya da yorum ile bildirebilirsiniz. Herkese çok teşekkür ederim 💐 💕💜
  • .
    .
    .
    Hitler'in babası çocuğunu dövdükten sonra hırsını alamıyor, evdeki köpeği bile dövüyordu. Eğer şiddet uygulanılan kişiler mutlu ve huzurlu kişiler olsaydı dünyanın en mutluluk veren insanı Hitler olurdu. Ama maalesef, şiddeti en üst noktada tadan küçük Adolf, insanlığa bir kâbus hazırlayan ruha sahip oldu ve dünya tarihinin en nefret edilen insanı, dayak yiyerek yetişti.

    Adım adım bakacak olursak; bu çocuk doğduğu gün insan öldürmeye planlanmış bir karabasan ruhuna sahip değildi. Kendisine yaşatılanlar onu insana karşı duyarsız, acımasız bir his yoksunu haline getirdi.
    6 milyon Yahudi'yi katleden Adolf Hitler'in çocukluk yıllarında yaşadığı olayların, çocuklarını ceza ile terbiye edeceğini düşünen anne-babaların mutlaka bilmesi gereken bilgileri barındırdığını söyleyebiliriz:
    Führer Adolf Hitler, 20 Nisan 1889'da küçük bir kasabada dünyaya gelmiş ve hayatının yalnızca ilk üç yılını burada geçirmesine rağmen ruhu bu evde kapkara hale getirilmiştir. Adolf Hlitler'in doğduğu şehre 'kara şehir' veya 'kahverengi şehir' adı verilmektedir.
    Hitlerin babası çocuğunu ceza ve şiddet ile terbiye edeceğine öylesine inanmaktadır ki, küçük çocuğunun en ufak hatasını, en acımasız ceza yöntemleri ile durdurmaya çalışmaktadır. Babası korku dolu ve itaat edici bir ruha kavuşması için küçük çocuğunu korku dolu bir evde yetiştirmişti.

    Hitler ailesi, Adolf üç yaşına gelince Leondinge yerleşmişti. Adolf'un zamanında babasından defalarca dayak yediği salon bugün tabut doludur. Hitler'in anne ve babası, Klara ve Alois Hitler, çocuklarını korku ile kendilerine itaat edici hale getirmek için en acımasız yöntemleri 'çocuklarının iyiliği için' uyguluyorlardı.
    Baba Alois Hitler, tipik 19. yüzyıl babaları gibi dayakçı bir babaydı. Onu genelden ayıransa, daha doğumundan itibaren bir utançla damgalanmış olması; dünyaya gözlerini köylü bir kızın gayrimeşru çocuğu olarak açması idi. 39 yaşına kadar annesinin soyadı olan Schicklgruber'i kullanan Alois, daha sonra üvey babasının adı olan Hitler'i kullanmaya başlamıştı. İşte Adolf'un babası böylesi bir ruh hali ile yaşama başlamış, bu da onda yaşama ve insanlara karşı acımasızlığı beraberinde getirmişti.
    Hitler'in annesi Klara Poelzl, Aloisin üçüncü eşiydi. Evlilikleri çok özensizce gerçekleşmişti. Adolf, babası 51 yaşindayken doğmuştu. Çocukluğunda Adolf'a arkadaş ve akraba çevresi 'adi' diye hitap ediyordu. Aile ise çocuklarını öylesine özenle yetiştirmek istiyorlardı ki Adolf ismini koydular Adolf Hitler, 'asil kurt' demekti.
    Kendisi dayaklar içinde adam edilmeye çalışılan Adolf, daha küçük yaşlardayken sessizlik içinde acı çekmeyi öğgrenmişti. Acılar içinde yaşayarak gözyaşı akıtmamayı öğrenmişti. Ağlamak yasaktı evde. O yüzden acılar çok daha can yakıcı oluyordu. Duyguyu dışa vuramamak, Adolf'un duyarsızlaşmasını daha da artırdı. Evde şiddet o kadar hakimdi ki, evin küçük köpeği bile babası tarafindan dövülüyordu. Köpek, dayağın acısı ile altını ıslatmaya başlayınca, tekme vurularak dışarı atılıyordu...
    Hitler'in hayat hikáyesini yazan John Toland'a göre; Hitler, bir gün babasından dayak yediğinde ondan hiç ağlamayarak öç almaya karar vermişti. Tek yaptığı, sopanın sırtına kaç kez inip kalktığını saymak olmuştu. Bu hal ise babayı daha da çılgına çevirmiş, kırbaç darbelerini daha kuvvetli vurarak çocuğu pes ettirmeye çalışmıştı. Ama Adolf'un yediği her bir kırbaç darbesi artık derisini duyarsızlaştırdığı gibi, kalbini de duyarsızlaştırmıştı... Bir süre sonra kendisine 'adi' diye hitap edilen Adolf, acıyı duymayan ve his dünyası yok olan bir ölüm makinesine dönmüştü...
  • "Hiç kitap okumayan bir adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları? Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder diğer gezegenlerdeki hayatı? Geçmiş ve bugün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor? İşler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde… Her ülkenin sınır komşuları dost ve kardeş düşman ülkeler… Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız! Oyunları savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görüyor elbet… Aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, aynı şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş… Bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı…"

    Bana Bir Şeyhler Oluyor - 2003
  • -Ulan kaç kere söylicem punch mıdır ne zıkkımdır , şunun sodasıyla meyve suyunu iyi ayarla !! Çakmak çaksalar fezada ilk türk olacaz !!
    - Votka iyidir, iyi .. Bir otobüs metalciyiz şurda .. Alkol "mikrobu" kırar.. hem ben gittiğimiz Bursa iline iyilik yapmaktayım .. "Leyla" modunda otobüsten indiğimiz tüm konserlerde karakolluk olmadık mı ? Yalan mı lan bunlar haa ? Yalan mı !!?!?
    - Olm senin bu sözlerin , işbu zıkkımı içtikten sonra ilişki durumunu single dan başı bağlı konumuna aldığımız ve şehirler arası mola yerlerinde can kurtaran edasıyla sevgilimizmişçesine kucakladığımız , over- reactive sindirim sistemlerinde alkole dayalı bozukluklardan kelli yüz göz olduğumuz GEBER"İT" marka pisuvarları anımsattı bana..
    - Senden o denli kaliteli bir mamul beklemiyordum doğrusu .. Bizim otobüs daha çok Lord Visamcılar konsülüne bağlılık yemini etmiş ve gazi mertebesine yükselmiş , kimi ampute kimiyse savaş sonrası sendromu yaşayan bilinci mazide ,hayatı günümüzde kalmış topal tapınak şövalyelerinden oluşuyor ..
    - Hele şu bokluca bülbülüne bak hele !! Görende ortaçağda köylülere zulmeden Federico Spagetti 'nin (?!?!?) Toscana'daki kale surlarından günümüze ışınlanmış sanır seni ..
    - Ya ne sandın?!?
    - Zohahahahaha =)) Tamam tamam kes tatavayı! Keste ver ordan Nemiroff'u ..
    - Olm canına mı susadın sen ? Bunu ne olur ne olmaz diye dönüş için almadık mı ? Hem bu biberli .. Soğukta başkumandanlık edecek bize demedik mi ?
    - Başıma gelecekleri ben de biliyorum .. Hem iki şişe kanyak zulam var !! Aman çaktırma ! 3 kapak yolluk istihkakımdan feragat ediyorum .. Geçen bunu bizim Gomez'le İstanbul' a giderken Karesi expresinde çaktık .. Kompartımanın bir yanında kalorifer cehennem turizme evrilmiş ..Bizim taraf Sibirya .. Dönüşümlü oturuyorduk .. Arkadaş sıcağa bir gectim ki!! Verin dedim bana bir kalem kağıt .. Vasiyetimi yazıcam .. Beni dedim ölünce karlara gömünüz .. Bildiğin havalanıp yerçekimsiz ortamın tadını alan ve atmosferle one night stand yaşayan molotof kokteylinin düşüşe geçip yerle buluştuğu anları yaşadım .. Evlerden ırak !!
    - ZOHAHAHAHAHA !! Bozkırlı Karlar Graliçesi seni !! Beter ol !! Fare giremediği deliğe kıçına bir de balkabağı bağlayıp girmeye kasarmış .. Seninkisi o hesap ..
    - Hahahahaha !!! Aynen aynen! Köylülerin iyiliği için at sırtında çıplak dolaşmış Lady Godivaları boşuna mı okuduk biz beee ?!?! Bunları yaptıysam neden yaptım ?
    - Neden ?
    - Millet feyz alsın olm feyz !! Örnek oldum topluma !! Tüm kompartımana !!
    - Zohahahahaha !! Hani şu geçen konser , girdiğimiz bakkalda tek sakız alıp sonrasında yüzsüz yüzsüz fiş isteyip trollediğin teyze sana "Allah bilanı virsin!" demişti ya !! Harbiden hakediyorsun sen !!
    - Dur şimdi dur , onları bırak .. Vermiş zaten vereceğini .. Bu otobuste gidiyoruz hep beraber.. Daha ne olsun !? Bak iner inmez hemen sound-check için çingenelik çıkarıp başa oynucaz! Geç kalırsak içemeyiz ..Sıra beklemenin anlamı yok .. İlkten işimizi halledelim .. Sonrasında icraat kasarız .. YAPACAM EDECEM YOK ! YAPTIM ETTİM VAR ! Önce iş sonra alış-veriş ve fiş .. Tatlı tatlı yemenin acı acı .. Söylettirme bana !!
    - İyi hatırlattın cidden .. Ama en önce bi pideli köfte yiyelim yauw.. Mideme ateş düştü ulan benim !!
    - Tamam ! 1.5 söyleriz.. Geviş getire getire de yeriz ..Şen olsun Bursa şehri! İyi mi?


    İşte kahramanlarımız Tuco ve Bruno , karlar altındaki Bursa ilinin sınırlarını geçtikleri sırada bu ehemmiyetli işlerle meşgul olmaktaydılar ..Alkol denince gözleri dönen bu işsizlik neferleri , sonrasında başlarına geleceklerden habersiz daldılar lokantaya ve pideli köftelere..

    - Olm insan buna nasıl doyar ya !! Safi şu bile cennetin ispatıdır !!
    -Hakkaten ha !! Ver ordan acıyı bakem .. Maria nenem bunu bize köy yerinde tortillalara sarıp yapardı .. İçine de jalapeno kordu ..Toprağı bol ossun..
    - Kup kup yiyip şişmeyelim aman .. Yer kalsın alkole !
    - Ahahahaha ! Diyene de bir bak ! Yığmış önüne Ağrı Dağını , bana ordan aforizma yumurtluyor ..
    - Neyse ne ! Şu hesabı halledelim de çıkalım bir hele ..


    (DEVAMI GELEBİLİR ...)