Hasta yatağında yatarken öleceğini anlayan sessizlik içinde hayatının her aşamasını aklından geçiren bir liderin kendi ağzından dinlediğimiz hikayesi.
Aşina olduğumuz bir hikaye ama daha detaylı, daha sıcak. Çocuk Mustafa’dan, öksüz Mustafaya, delikanlı Mustafa kemal’e, Harbiyeli komutana, aşık adama, devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e…
Yaverleri üzülmesin diye acısını bile saklayan kocaman yürekli bir adamın hayatı.
Kitapta okumaktan en keyif aldığım kısım sanırım genç ve aşık Mustafa Kemal idi. Çünkü çok başarılı bir asker, çok iyi bir evlat, vatan sever bunların hepsi bildiğimiz özellikleri ama aşk ondan duymadığımız, üzerine pek kaynak bulamadığımız bir konu.
Eşini bile vatanının kadınına örnek olması adına seçtiği Latife hanım, ilk aşkı, uğruna ‘gençliğimi Sofya’da bıraktım.’ dedirtecek kadar etkilendiği Dimitrina, yüreğini ısıtan, annesinin asla onaylamadığı içinde ukde kalan Fikriye ve hayatına dokunan diğer kadınlar.
Çok hassas bir konu Atatürk. Hepimizin üzerine uzun uzun konuşabileceği ama kelimeleri bir o kadar da hassas terazide tartarak seçmemiz gereken bir konu bizim için. Onu anlatmak hiç kolay değil. Kaldı ki onun ağzından anlatmak… Burada Ayşe Kulin’i de tebrik etmeden yazımı bitirmek istemem. Kalemi çok güçlü, örnek, tam da Atam’ın Cumhuriyet’i kurarken, olmasını hayal ettiği bir kadın başarısı.
İlber Ortaylı’nın yasını tuttuğumuz bu günlerde onun hastanede bir anısı üzerine söylediği ve beni mesleğimden dolayı da çok duygulandıran bir sözünü de yazıma eklemek isterim.
‘Pazar gecesi aniden fenalaştım. Hemşireler beni kurtarmak için seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim; PAŞAM DÖRT TÜRK KADINI İHTİYAR MORUK PROFESÖRÜ KURTARDI. İNKILAPLAR HEDEFİNE VARMIŞTIR.’
İyi ki varsın Atam. Kitaptan bir alıntı ile yazımı