bu eleştiriyi kitabı okuduktan sonra değil okurken yazdım. o yüzden bazı yerlerde kopukluklar olabilir ama ne hissettiysem o. aşağıdaki kısımlarda spoiler olabilir ona dikkat ederek okuyun.
ana karakterimiz çiçikov’un yer yer gezip toprak sahiplerinden ölü canları toplamasını konu ediyor. beni rahatsız eden ve bayağı gelen bir nokta var: ilk 8-9 bölüm yaklaşık 200 sayfa bir tv dizisi edasıyla ilerliyor. her bölüm olaylar birbirini tekrar ediyor, sadece kişiler değişiyor. hiç farklı olaylar da olmuyor. şöyle diyebilirim. bölümün ilk sayfaları yazarın kiminin seveceği kiminin sıkılacağı uzun betimlemeleri, çiçikovun yeni bir köye gidip yeni köy sahibiyle pazarlığa oturması, diyaloglar ve çiçikovun ölü canları sonunda alarak mekandan ayrılmasından oluşuyor. karakteri bilmediğimiz, neyi neden yaptığını da anlamadığımız için anlamsız gelmişti bana. ancak romanın devamında hikayenin açıldığını söylemeliyim. karakterleri anlıyoruz; motivasyonunu, değerlerini vs. bu yüzden kitap da daha anlamlı geliyor. çiçikov küçükken babasının onu bırakırken verdiği öğüdü unutmuyor. o öğüt kısaca zenginlerle arkadaşlık kur, para her şeyden önemlidir. paran varsa önemlisindir! o da hayatını buna göre yaşıyor. parayı her şeyden önde tutuyor. çeşitli uyanıklıklar yapıyor, dalkavukluklarla yükseliyor, batıyor ve de çıkıyor. inişli-çıkışlı hep aktif bir hayat sürüyor. en sonunda vekil oluyor ve bir memurla yaptığı görüşmede bir fırsat görüyor. devletin listesinde olan ölü canlar adına 2-3k borç alarak servet sahibi olabileceğini düşünüyor ve bu düşünce doğrultusunda ölü canları çaresiz, kimsenin ilgilenmediği çiftçilerden almaya başlıyor. bu canlar çiftçilere de yük olduğu için ne kadar anlamsız gelse de razı oluyorlar.
kitabın ikinci cildi ile yeni bir sayfa açılıyormuş gibi hissediyoruz.
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma