"[S]adece veriyi kabul eden saf bilgi, hakiki bilgisinin esas temelidir ve ona doğanın olaylarının anlamına nüfuz etme imkanı verir."
[B]iyolojiyi becermek için, aklın yardımıyla bile olsa, kendimizi bazen hayvanlar gibi hissetmemiz gerek.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karaciğerin glikojenik işlevi hususundaki Claude Bernard'ın keşiflerinin yanında iç salgılar konusunda ki Brown-Séquard'ın çalışmaları, iç ortam bilgisini başlatmış oldu. Bugün klasikleşmiş olan bu kavramın oluşumunun başlangıç aşamalarına gittiğimizde layıkıyla biyolojik bir kavram örneğini buluruz; bu kavramın hazırlanması, deney yapmanın hem bir sebebi hem de bir sonucudur, bunun ötesinde bu kavram, hakiki bir kuramsal dönüşümü zorunlu kılmıştır.
Bernard şöyle der:
"Eski bilim sadece dış ortamı kavrayabiliyordu; fakat, deneysel biyoloji bilimini kurmak için iç ortamı da kavramamız gerek...
Organizmanın yarattığı iç ortam, her bir canlı varlığa özgüdür. Hakiki fizyolojik ortam tam da burasıdır."
"Fizyolojide yalıtık temel kısımların özelliklerini bize öğreten analiz, çok noksan bir ideal sentezden fazlasını veremez...
Bu yüzden daima yaşamsal sentezlerde deneyle ilerlemeliyiz, çünkü gayet tipik fenomenler, örgütlü unsurların giderek karmaşıklaşan birlik ya da birleşmelerinin sonucu olabilir. Bütün bunların gösterdiği üzere bu unsurlar ayrı ve özerk olsa da basit ortaklar rolü oynamazlar; birleşmeleri de bunların farklı özelliklerinin eklemlenmesinden fazlasını ifade eder."
-Claude Bernard
"Psikiyatri, psikolojiye kıyasla, felsefeye her zaman daha açık olmuştur; psikolojiyse 'bilimsel' olabilmek için -ki asla olamaz- felsefeden kopmak istemiştir hep. Georges Canguilhem gibi, Lacan da psikanalizi 'soylu' disiplinlere doğru taşımak amacıyla, psikolojinin bir sahte-bilim olduğunu söyleyerek devamlı eleştirmiştir."