- Gitme vakti geldi Olric. - Nereden gitme vakti geldi efendimiz? - Kalbinden Olric kalbinden. - Hiç gelmemiştiniz ki efendim. - O zaman neden bu kadar canım acıyor Olric? -Çünkü hep kalbindesiniz sanmıştınız oysa bir kere bile sizi kalbine almamıştı efendim. - Beni neden uyarmadın Olric? - Aşkından sağır olmuştunuz efendim. - Anladım Olric...
1000Kitap
Hiç okumayacak birine
O kadar acı çekiyorum ki sabahları acı içinde uyanıyorum. Ruhum, vücudum, kalbim acıyor. O kadar kötü haldeyim ki içim sızlıyor. Ölsem daha az acı çekerim gibi geliyor. Sabahın 6’sında insan güne böyle uyanır mı?Sanki ruhumu her an parçalara ayırıyorlar ve ben bunun acısını hissediyorum. Üstelik zamana rağmen hafiflemiyor da. Canım çok yanıyor. Sanırım bir daha asla gerçekten mutlu olamayacağım.Gezmeye gidiyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum ama bir an bile aklımdan çıkmıyorsun. İçimdeki hisler de, acı da hep aynı kalıyor.
Reklam
Hesapsızdı bu sevgi. Ne yarını düşündüm ne de başıma ne gelir diye tarttım. Kalbimde ne varsa, korkmadan koydum önüne. Kendimi saklamadım, eksiltmedim, olduğum gibi geldim. Sevmek buysa, ben seni tam da böyle sevdim. Yanlışlarım oldu belki ama sahte olmadım. Rol yapmadım, yarım sevmedim, kaçmadım. Bazen kelimelerim yetmedi sana. Bazen sustum. Ama bil ki sustuğum her anın içinde bile sen vardın. Sana alışmak kolay oldu; çünkü kalbim seni hiç yabancı saymadı. Ama senden vazgeçmek... işte o, insanın sırtına dünyanın en ağır yükünü alması gibi. Şimdi bu satırları yazarken içimde kocaman bir boşluk var. Ne koysam dolmuyor, ne eklesem yetmiyor. Sesini koysam yetmeyecek, anılarını koysam taşacak bir boşluk bu. İnsan en çok, en çok alıştığı yoklukla sınanıyormuş. Bunu senden sonra öğrendim. Belki eksik sevdim, belki yanlış zamanda, belki de fazla derin... Ama seni sevmekten hiç pişman olmadım. Gözlerim doluyorsa sebebi pişmanlık değil. Canım acıyor evet, çok acıyor... ama bu acı, gerçek bir şeye dokunduğumun kanıtı gibi. Zaman geçecek, biliyorum. Günler akacak, hayat benden güçlü olmamı isteyecek. Ben de devam edeceğim. Ama içimde senden kalan bir yer hep eksik kalacak. Bazı şarkılar yarım bitecek, bazı geceler uzun sürecek. Kalabalıkların içinde durup bir anda yalnız hissedeceğim; çünkü insan en çok, sevdiği kişinin yokluğunda yalnız kalıyor. Sana söyleyemediğim cümleler var. Dilimin ucunda kalıp geri dönen, "şimdi sırası değil" dediğim cümleler... Belki söyleseydim hiçbir şey değişmeyecekti. Belki de her şey. Ama artık ihtimallerin bile can yakmadığı bir noktadayım. Şimdi gidiyorum. Ardımda yarım cümleler, söylenememiş kelimeler, gecelere sığmayan düşünceler bırakıyorum. Belki bir gün adımı duyduğunda kalbinde hafif bir sızı olur, belki hiç olmaz... Ama bil ki sen, benim
Tepkisini ne şekilde vereceğimi bilmediğim bir ateş yaktılar içimde! İnsanın yüreği ayaza muhtaç olur mu hiç? Susmayı öğrendim sırf bu yüzden. Kendimi koymam gereken yeri bilmediğim zamanlarda yaparım bunu. Verdiğim tepki ne olursa olsun sonunda suçlu çıkacağımı bildiğimden susmayı seçiyorum artık. Haklıymışım, Haksızmışım peşine düşmüyorum. Bana bi heves arayıp üç beş dakika özgürce sesini duyma sevincini yaşatmayıp bir de üstüne öyle bir söz söyledi ki arabayı çekip direksiyonu yumruklaya yumruklaya ağladığımı ölsem unutmam. Haberi yok. Olmasın dedim sustum. Nasılsa haksız çıkarsın sen kendine et nasılsa hep kendine edersin bu kez de yap bilmesin dedim ama olmak istediği adama dönmesi için bir nedeni daha olsun anlatayım.. Demiş ya ne zaman mutlu olsam hayat kapımı çalar bir şeyler eksiltir benden diye. Birbirimize çok benzeriz derim hep. Bugünde birbirimize çok benziyoruz. Ne zaman ağız dolusu değilde yüreğimin dolusu gülsem o gün gözümden yaş eksilmez.. Ne zaman içime bir serçe konsa tam uçacakken kanadım kırılır. O yüzden onu çok ama cooook iyi anlıyorum bi kaç gündür.. Aylar önceydi yine uzun uzun yazıp damla damla gözyaşlarımı akıttığım bir gündü. Kimim ben? Neyinim senin diye sormuştum.. Yerim neresi benim, Kapının dışında olduğumu bilirim lakin bunca yaşanan şeylere rağmen bir sıfatım var mı benim? Bu kulak neler duygu, Neler işittim neler.. Ne çok uykusuz gecelerim oldu, Ne çok ağlaya ağlaya uyudum, Ne çok aç kaldım bir damla su içemez hallere geldim.
Acıyor yine canım Yine mi ben haksızım Hep kendini kayır Bıktım bu gururundan Yıktığın umudumdan Gelmiyor tabi hayır..🍂✍️
“Bana uzun uzun sarıl bi sarıl olur mu kocaman ve uzun” dedi. Olur dedim ama sstım yüzümü. Noldu neden astın yüzünü diye sordu.. “Sarılamama ihtimalini düşündüm bi an.” dedim. “Sarılırız”dedi. Birine inanmak tam olarak tek bir kelimeden ibaret işte. O bana sarılamama ihtimalimize rağmen “sarılırız” dedi diye içimi doldurdum umutlarla.. Uzun uzun sarıl kocaman dedi ama ben bi kaç saniyeye bile razıydım. Ha şimdi ha birazdan diye diye gün bitti. Gözlerinin içine baktım uzun uzun anlar mı diye ama anlamasına gerek yoktu ki bilirim en az benim kadar beklediğini o anı,bıraksam oracıkta sarılırdı bilirim ama işte Eylül hanım insan dip dibeyken de böyle hasret kalmayala imtihan edilirmiş bu hayatta. Burun buruna da yüreğine düşermiş kor ateşte şifası yanındayken bir damla suyuna muhtaç kalırmış insan böyle sevince. Açsam kollarımı, Sarsam dört bir yanını, Doldursam gönlümce seni içime, Akıtsam neyim var neyim yok arınsam kokunda, Şifa bulsam nefesinde, Huzura ersem göğüs kafesinde dedim her gözlerine uzun uzun baktığımda. Oracıkta herkesin içinde Allah biliyor ya nasıl seviyorum ben bu adamı diyip içimdeki özlemle kocaman sarılmak istedim her gözüne baktığımda. Sarılamadık bugün.. Son ama kadar bekledim. Kapının dışına çıkıp giderken camına baktım dönüp dönüp gel sarılamadık küçücük sarılayım öyle git der gibi bakar mı umuduyla ardıma baka baka bıraktım onu orda. Kime neye kızıyorsam bi hırsla bastım geldim sonra. Saatlerdir düşünüyorum. Kimi suçlamam gerektiğini bulamıyorum. Söylesene Eylül; Sarılırız dedi de sarılamadık diye ona mı kızayım, Hadi bi fırsat buldum gel sarılalım diyemedim o fırsatı bulamadım diye kendime mi kızayım, Yazılan kadere mi isyan edeyim, Burnumun ucundayken,kokusu içime dolarken dokunmayı haram kılan ama sevgisini de yüreğime dolduran Rabbime mi
Reklam
Reklam