•  

    Êşîra Qoçgîrî(Koçgiri Aşireti), çoğunlukla Sivas ilinde yaşayan Kürt olan ve Alevi mezhebine menzup kişilerin oluşturduğu aşiretler topluluğudur. Büyük çoğunluğu Kurmancî konuşmakla birlikte Zazakî konuşanlarda bulunmaktadır.Türkiye'de bir çok ilde topluluklar haline yaşamaktadırlar.Bu yazımızda Sivas da yaşayan Koçgirilerden bahsedeceğiz.

     


    Sivasda yaşayan Koçgiri Kürtleri ,  Zara, İmranlı, Divriği, Hafik, Kangal, Gürünyörelerinde yerleşik olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Sivas nüfusu  yaklaşık 700.000 civarındadır ve Sivas'ta 150.000-200.000 arası Koçgiri - Kürt nüfusu bulunduğu tahmin edilmektedir.

     

    Koçgîrî İsminin Kökeni

     

    Yaşlıların anlatımı ile Koçgiri adı Kürtçe "Büyük göç" kelimesinden gelmektedir.Bu kelime Dersimde büyük boynuz anlamına da gelmektedir. Koça Gir büyük göçün Kürtçe de ki karşılığıdır.Aşiretler bu isim altında toplanmışlar ve Koçgiri Aşireti Federasyonunu oluşturmuşlardır. 

     

    Dersim Aşiretlerinin, özellikle Batı Dersimdeki Kabilelerin Erzingan (Erzincan) ve Sêvaz(Sivas) arasına çeşitli nedenlerle göç edip yada sürgün edilip, zamanla Koçgiri adı altında bir konfederasyon oluşturduğu bir birliktir Koçgiri Aşireti.

     

    Koçgiri İsyanı ve Katliamı
     

    Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmadan önce Temmuz 1920 - Haziran 1921 tarihleri arasında gerçekleşmiş, özünde Kürt haklarını talep eden bir isyan hareketidir. 

     

    1916 yılınca Kangal'ın Yellice nahiyesinin Hüseyin Abdal Tekkesi'nde Nuri Drsimi'nindüzenlediği ve Koçgiri aşiretinin ileri gelenlerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda genel hatlarıyla Kürtler'in memleketin içinde bulunduğu durumda takınacakları tutum ve Kürtler'in talepleri tartışıldı. Sonrasında 1918 ve 1919 yıllarında Nuri Dersimi bu bölgeyi tekrar ziyaret edipKürt Teali Cemiyeti'nin şubelerini açmıştır.

     

    Bu arada Mustafa Kemal yeni devletin kuruluşu için Erzurum ve Sivas'ta kongreler düzenliyordu. Mustafa kemal 1919'da Sivas'ta görüşmelerini sürdürürken Sivas valisi Reşit Paşa aracılığyla Koçgiri'nin önde gelen liderlerinden Alişan Bey ve Dersimli Mehmet Nuri Dersimi(Baytar Nuri Bey)'le görüşmek istedi. Davete iştirak etmesi için Alişan Bey yollandı. Mustafa Kemal , Alişan Bey'e Zara, Nuri Dersimi'ye ise Dersim mebusu olmalarını teklif etti. Alişan Bey her ikisi adına da bu teklifi Kürtler'in hak ve taleplerinin karşılanması gerektiğini, bu yönlü gelişmeler olmadıkça mebus olmalarının sözkonusu olmayacağını öne sürerek reddetti.

     

    Bunun üzerine Koçgiri aşireti liderleri toplanarak bir durum değerlendirmesi yaptılar. Burada çıkan sonuca göre Kürtler bu yeni durumda özerk siyasal durumlarının devamını talep etmeye, gerekirse bu amaçla ayaklanma dahil her yola başvurmaya karar verdiler. 

     

    Öte yandan merkezileşmeye çalışan yeni siyasal yapılanma Koçgiri'yi askeri ve siyasal açıdan kontrol altına almaya yönelik hazırlıklara başlamıştı. İlk askeri birlikler 1920'de bölgeye yollanmaya başladı.

     

    Merkezi siyasal yapının Koçgiri'ye askeri birliklerle girerek egemenlik kurmaya çalışmasını kabul etmeyen Koçgirili Mısto'ya bağlı birlikler Temmuz 1920'de Zara'nın Culfa Ali Karakolu'nu bastı. Bu, bugün isyanın başlangıcı kabul edilir. Kürt isyancılar benzer baskınlarla kısa sürede bölgenin kontrolünü ellerine aldılar. İsyan genişlemeye başladıkça Dersim, Malatya ve o zamanki adı Arga olan Akçadağ'da bulunan Drejan ve Atma aşiretleri de isyana ilgi göstermeye başladılar. Ankara hükümeti durumu kontrol altına almak adına Sivas Ümraniye Nahiye müdürü olan Alişan Bey'i Refahiye kaymakam valiliği'ne kardeşini de Ümraniye Nahiye müdürlüğü'ne getirdi. Ancak isyan kararlılığından olan Koçgiri aşireti önderleri bundan etkilenmedikleri gibi ataklarını artırmak adına yeni planlar yapmaya koyuldular. Dersim aşiretleri'ni de isyana katmak için Alişan bey bizzat Dersim'e giderek Hozat'ta aşiret liderleriyle bir toplantı yaptı. Toplantıdan çıkan 3 temel karara göre Koçgiri aşiretler'i Dersim'deki aşiretler tarafından desteklenecek, bu durum Ankara hükümeti'ne bildirilecek ve Kürtler'in isteklerini içeren bir mektup Ankara'ya iletilecekti. 

     

    "Batı dersim aşiret reisleri" , imzalı bu mektupta Kürtler'in varlığının ve özerk durumlarının kabulü, Kürt tutsakların serbest bırakılması, bölgeye gönderilen askeri gücün geri çekilmesi ve bölgede Kürt memurların görevlendirilmesi talepleri yer alıyordu. Ankara bu talepleri kabul edecek değildi ancak isyanı bastırmak için de zamana ihtiyacı vardı. Bu sebeple isyan önderleriyle görüşme amacıyla Koçgiri'ye bir 'Nasihat Heyeti' gönderdi. Bu oyalama taktiği işe yaradı zira kış gelmiş, dağlar isyancılara geçit vermez olmuştu. isyancılar ilkbaharı beklemek zorunda kaldılar. 
     

    Bu sırada Mustafa Kemal, Diyap Ağa'nın da içinde bulunduğu bir grup Kürt ileri gelenini mebusluğa ikna etti. Bu Koçgiri İsyanıaçısından olumsuzdu. Ayrıca aralık 1920'de isyanın önderlerinden Nuri Derismi bir tertip sonucu tutuklandı. Ancak Koçgiri ve Dersim aşiretleri'nin ileri gelenlerinin baskıları sonucu serbest bırakıldı.

     

    Ayaklanmayı bastırmak üzere 2.bir ekip olarak Nurettin Paşa görevlendirilmiştir. Ayrıca bir çete reisi olan Laz Osman(Topal Osman) da çetesiyle birlikte Sivas’a gönderilir. Topal osman’ın hem Alevi, hem Kürt düşmanı olduğu halkın sözlü öykülerinden aktarılmaktadır. Koçgiri aşireti’ne bağlı onlarca köy yağmalanarak yakılır, binlerce insan öldürülür. Kadın ve kızlara tecavüz edilir. Koçgiri köylerine ve halkına yapılan bu zulüm Millet Meclisi’nde sert eleştiri ve tartışmalara neden olmuştur.

     

    Katliamdan sonra Sivas'a vali olarak giden Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Oktay Akbal'in dedesi Ebubekir Hazım Tepeyran, yakın dönemde yayımlanmış anılarında o dönemde yaşananları 'orada komutanlık yapan Nurettin Paşa'nın acımasız bir katliamı olduğunu' belirtmişti.

     

    "Ümraniye bucağına ve Zara ilçesinin merkezine bağlı köylerden 76'sı ve Divriği ilçesindeki 57 köy savaştaki düşman istihkamları gibi yıkılmış ve yüzlerce insan öldürülmüştür. Binlerce nüfus da dağlarda, kırlarda açlıktan, sefaletten ölüme mahkum edilmiştir.Nurettin paşa yarattığı facialarla yetinmemiş, Koçgiri ileri gelenlerinden öldürülen ya da can korkusuyla dağlarda saklanan kişilerin ailelerini de Sivas'a sürmüştür ", şeklinde açıklamıştır.

     

    Koçgiri Kürtçesi

     

    Koçgiri Kürtçesi kendine göre has ve saf bir Kürtçedir. Bunun en güzel örnekleri türküleri ve şiirleridir. Parmakla sayılacak kadar az Türkçe içeren Kürtçeleri; Kuzey-doğu Amed(Diyarbakır), Çewlîg(Bingöl), Xarpêt(Elazığ) ve güney Dersim(Tunceli) - Pertek , Kürtçesine benzemektedir. Hem kelime anlamıyla hemde gramatik anlamıyla bu saydığımız şehirlerin Kürtçesi ile hemen, hemen birdir.

     

    Dersime yerleşmek isteyen ama Dersimlilerin yoğun şikayetler üzerine Osmanlı kayıtlarında 1536 tarihinde Koçgiri Aşireti Kanuni Sultan Süleymanın emiri üzerine Sivas Zaraye yerleştirilir. 1856 yılında “Koçgiri” adıyla nahiye, 1870 yılında ise “ZARA” adıyla kaza merkezi olmuştur. 

    Kaynaklar

    Kürdistan 1919 - Edward William Charles Noel

    Koçgiri Halk Hareketi - Komal

    Türk Kurtuluş Savaşı'nda İrticai Olaylar ve İç İsyanlar -  Necati Çankaya

    Hatıratım - Doktor Nuri Dersimi
  • Hitler demişti ki:
    -Mustafa Kemal,bir milletin bütün vasıtalardan mahrum edilse dahi,kendisini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat etmiş bir adamdır..."
  • "Arkadaşlarına karşı sonsuz denebilecek bir hoşgörürlüğü ve düşmanlarına karşı bile en kızdırıcı vakalarda hislerini uzun müddet kapalı tutan sinir hakimiyeti Atatürk'ün hayran kaldığımız huy hususiyetleri arasında idi."

    "Atatürk, görev başında hiçbir saygısızlığa yer vermeyecek kadar ciddi,özel yaşantısında ise dostlarının her türlü nazını çekecek kadar candan idi..."

    "Zekası kadar hafızasına şaşrdık.Hiç dikkat etmez göründüğü konuşmalardan bile hiçbir şey unutmazdı."
  • ◼Tarihimizin en utandırıcı dalkavukluk şairleri Cumhuriyet devrimizde yetişti.

    İşte Kemalettin Kamu’nun şiiri:

    “Ne örümcek ne yosun Ne mucize ne füsun Kabe Arab’ın olsun Çankaya bize yeter.”

    İşte Behçet Kemal Çağlar ın çığlıkları.

    “Atatürk dendi mi dolar gözümüz Atatürk… Atatürk bu baş sözümüz Yola düşer birden açtığın izde Adın besmeledir her işimizde Açar al gülümüz her son baharda Yarın bir iskelet olsak mezarda Atatürk çağrışır kemiklerimiz Nimetinle dolu iliklerimiz…”


    İşte İlhami Bekir’in çığlığı:

    “İlk adam Mavi gözlerle Baktı toprağa

    Toprağın haritasını çizdi bayrağa Allah değil, o yazdı Alın yazımızı”
  • Tam da kudurma vakti gecenin
    Kim bilir şu Dışkapı'da
    Ne yalanlar dolanıyor ayaklarına
    Etin Çankaya'da Kızılay'da kalmış
    Kemiğin Altındağ'da
    Bunalımlarla titreyen o konduda
  • “11 Nisan 1920’de meşhur ‘Fetâvay-i Şerife’ çıktı.Bu fetvalara göre Mustafa Kemal’in emri altında vuruşanlar ve ölenler şehit olmayacaklardı,Kuvay-ı Milliye’ye karşı cihat îlan edilmekte idi.”
  • “Ne Avrupa,ne Asya ne de Afrika’da hiçbir zaman,Türk egemenliği kalkınca o memleketin maddi refahı ve medeni düzeyi yükselmediğini gösterir hiçbir misal yoktur.Türk savaşta kazandığını barışta feyizlendirecek yeterliliği göstermemiştir.”