Okuryazar@, bir alıntı ekledi.
Dün 02:33

"Tüh! Bir toplantıda, kişinin özel işlerinden söz etmiştim. Ne kadar aptalmışım. Sizin gibi insanlar için tam aranan lokma. Daha bir şey anlayamadan cankurtaran simidi gibi ona sarılırsınız. Bununla da ne kadar gururlansanız yeridir, doğrusu!

Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç DostoyevskiSuç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

OkuL : Cehennem
Ders : 40dk.Iskence
Sira : Yatak
Ders : Ninni
Ogretmen : Öcü xD
Odev : TehLikeLi Madde
Kitap : Boyama Defteri
Tahta : Tuval
Tenefus : Cennette Gezinti
Zil : Cankurtaran Sesi
Bahce : KardeLen YoLu
Laboratuvar : KimyasaL PatLama Merkezi
OgretmenLer Odasi : MayinLi BoLge
Kopya : ILk Yardim merkezi
SozLu : Korku DoLu DakikaLar :))
Karne : SayisaL Loto
#Okul bnce byle bişy :)))))

18. Kitap Kardeşliği Etkinliği Kuraları
' Bir şeyin düzelmesi, bir yanlışın önlenmesi, bir güzeliliğin oluşması için birinin bir adım atması gerekiyorsa, (zaten başkası yapar, ya da niye baskası yapmıyor gibi seyler düsünmeden) o adımı siz atın.( hem de kimseye bırakmadan). Bir hayatı güzelleştirecek olan sensin başkası değil.

https://beta.1000kitap.com/gonderi/29798245

Arkadaşlar eşleşmeler belli oldu.
Not1: Kitap gönderme işlemini, eşiniz ile beraber belirleyebilirsiniz.(Kargo,yüzyüze veya başka şekilde)
Not2: Sitede herkesin okuduğu veya kütüphanesinde bulunan kitaplar belli olduğundan kitap seçiminde bunları göz önünde bulundurmakta yarar var.
Not3: Arkadaslar eslestigi kisiyle bir hafta icinde iletisime gecemeyenler lütfen mesajla bana bildirsin.

Çocuklar Masal Kitaplarını ve oyuncaklarını bekliyor :) Bu hayatı güzelleştirebiliriz. Umut ile...

Tülin Cankurtaran - Muharrem Okumuş
Betül Cansu - Hamide
Y. - Sultan
Reşat Karakaş - Sitare
Gülsüm Kuru - M.Baysal
Devlet Ayıcı - Ahmet Mulayım
Uğur Ukut - Gökhan Kaygısız
Bolahenk - Homeless
Birsen Erol - Tutku Kondu

M.Kenan Ademoğlu, bir alıntı ekledi.
08 May 05:49 · İnceledi

İlk sıcak temas
Her tarafta köyler yanıyor. Tüm cephede top gürlemeleri duyuluyor. Soğuktan donmuş, üstü başı ıslak yaralıların görünüşü de moral bozuyor. Cankurtaran yetmiyor. Yaralı tedavi yerleri yok .

Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter (Kültür Yayınları)Balkan Savaşı Günlüğü "Türklerle Cephede", Gustav Von Hochwachter (Kültür Yayınları)
Betül Aslan, Anne Kafamda Bit Var'ı inceledi.
 03 May 14:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sinema kariyeri öncesinde Bakırköy'de cankurtaran olarak çalışmış ve asıl adı Tahsin Tarık Üreğil olan Tarık Akan'ın kaleme aldığı Anne Kafamda Bit Var kitabı 12 Eylül 1980-1981 yıllarında yaşanan askeri darbe sonucunda tutuklanan hayatları, bunlar içerisinde de kendi tututklu dönemini anlatmaktadır. Almanya'da sahneden halka yaptığı konuşmasını yanlış ve taraflı olarak yazan Tercüman gazetesinin bu demeci nedeniyle günlerce, haftalarca, aylarca çok zor bir hapishane hayat sürmüştür. Hababam Sınıfı'nda Damat Ferit, Sevgili Dayım da Tarık, Neşeli Günlerde Ferit, Canım Kardeşim de Murat, Yılmaz Güney'in yazdığı ve çok zor şartlarla çekilen Yol filminde ise en iyi "En İyi Erkek Oyuncu" ödülü ile Seyit Ali Adaylık ve son filmin de Deli Deli Olma Mişka Dede ve daha nice roller, filmler.. Ama bilmezdik yaşadıklarını, hep yakışıklı hep gülerken gördük. Bazen çapkındı bazen asi.
Kitabın adının nereden geldiğinden bahsetmek istiyorum; Tarık Akan hapiste kaldığı süre boyunca türlü türlü hücrelere atılmış, kimi 2 kişilik kimi 40-50 kişilik. Tuvalet izni bile yokmuş, boş süt kaplarını hücrede tutup tuvalet ihtiyaçlarını görüyormuş. Temizlik bir yana gıda ihtiyacını bile karşılayamıyorlarmış. Göz göre göre ölüme terk edilmişler. Küfürler, dayaklar, türlü işkenceler. Hücre de en çok ne özledi dersiniz? Sigara ve tuz. Evet tuz. O zamanlar siyasi şubeye getirdikleri, siyasi suçlar sebepleri ile içeri attıkları mahkumlara tuz vermiyorlarmış. Vücut düşsün, zihin bulansın ve sorguda istedikleri söylensin diye, işkence türüymüş. Ama arkadaşı ile yaptıkları planlarla tuzu nasıl bulduklarını okuyunca hem şaşıracak hem üzüleceksiniz. Ve hücrede sirkeler, pireler, bitler, sıçanlar, fareler cirit atıyormuş. O kadar ki fareleri beslemeye ekmeğini bölüşmeye bile başlamış Tarık Akan. Ve sonunda beraat etmiş. Dışarı çıkmış. Abisi onu bir hamama götürüp iyice yıkatıp paklamış. Tüm bitlerinden kurtulmasına rağmen istemsizce kaşınmaya devam ediyormuş. Ve uzun bir süre her gün annesinin kucağına uzanıp "Anne kafamda bit var kırsana onları" diyip durmuş. Annesi her ne kadar "bit mit yok oğlum olsa kırmaz mıyım?" dese de Tarık Akan bu durumu çok uzun süre üstünden atamamış.
Üzülerek okuduğum ama okumaktan pişman olmadığım bir kitap. Özellikle dönem kitapları sevenlere tavsiye ederim.
Ve iyi ki bu dünyadan göçmeden bu gerçekleri bizlere eser olarak bırakmış.
İyi ki bu dünyadan bir Tarık Akan geçmiş.

Erich Fromm
Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur.

Nazlı, bir alıntı ekledi.
29 Nis 00:06

Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur.

Sevme Sanatı, Erich FrommSevme Sanatı, Erich Fromm
Hilal Karakoç, bir alıntı ekledi.
27 Nis 10:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz."

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 16)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 16)
Murat Sonğur, bir alıntı ekledi.
25 Nis 10:12 · Kitabı okuyor

#içimizdekişeytan
#alıntı
#SabahattinAli
- 1 -

Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Hava sıkıcı ve manasızdır. Ya fazla sıcak, ya fazla soğuk, ya fazla yağmurludur. Gelip geçenler suratına salak salak bakarlar ve on para etmez işlerin peşinde, bir tutam otun arkasından koşan keçiler gibi dilleri bir karış dışarı fırlayarak dolaşırlar. Aklını başına derleyip bu pis ruh haletini tahlil etmek istersin. İnsan ruhunun çözülmez düğümleri bir muamma gibi önüne serilir. Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın. Çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz. Mamafih insanlarda bu merak olmasa doktorlar açlıktan ölürlerdi. Bu depresyon kelimesine yapışıp iç sıkıntısının uçsuz bucaksız denizinde bocalarken karşına uzun zamandan beri görmediğin bir ahbap çıkar. Kılık kıyafetinin düzgünce olduğunu görür görmez derhal aklına kendi meteliksizliğin gelir ve gafil dostundan, talihin varsa bir iki lira borç alırsın… İşte ondan sonra mucize başlar. Şiddetli bir rüzgar ruhundan bir sis tabakasını sıyırıp götürmüş gibi içinin birdenbire aydınlandığını, bir hafiflik, bir genişlik duyduğunu görürsün. Eski sıkıntı pır deyip uçmuştur. Gözlerin etrafa memnuniyetle bakar ve sen de gevezelik edecek bir arkadaş aramaya başlarsın. İşte, iki gözüm, ciltlerle kitabın, saatlerce tefekkürün yapamadığı işi iki kirli kağıt başarır. Sen ruhumuzun bu kadar ucuz bir bedel mukabilinde takla atmasını haysiyetine yediremediğin için belki daha asil sebepler peşinde koşarsın, gökyüzünde birkaç yüz metre daha yükselen bir bulut, yahut ensene doğru esen serince bir rüzgar, yahut o esnada aklına gelen zekice bir fikir, sana bu değişmenin sebebi gibi görünmek ister. Fakat söz aramızda, iş bunun tamamıyla aksinedir, cebimize giren iki lira sayesindedir ki havanın biraz açıldığını görmek, rüzgarın serinliğini hissetmek, hatta akıllıca şeyler düşünmek mümkün olmuştur… Kalk, iki gözüm, iskeleye geldik. Günün birinde ya çıldıracağız, ya dünyaya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.”

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Aliİçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali