Truva destanının çok farklı bir yerden ele alınarak anlatımı. Mitolojideki karakterlere ve İlyada&Odessa destanlarına dayandıralarak iki ana karakter üzerinden anlatılan, savaşı bilseniz de içinizi kavrayan merakla okunacak bir roman. Kirke’yi beğendiyseniz bu kitabı da beğenirsiniz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kheiron bir defasında, ölümlülerin icatları arasında en ahmakça olanının milletler olduğunu söylemişti. “Hangi milletten olursa olsun, hiçbir insan diğerinden değerli değildir.”
Yağma yapmak, kuşatma savaşlarının en alışıldık yöntemiydi. Şehre saldırmaz, onun yerine şehrin tahıl ve et kaynağı olan çevredeki arazileri yağmalardınız. Direnenleri öldürür, direnmeyenleri de köle olarak alırdınız. Tüm yiyecekleri sizin olurdu, adamların sadakatini güvenceye almak için de karıları ile kızlarını rehin tutardınız. Kaçmayı başaranlar kente sığınırlardı, böylece mahalleler hızla kalabalıklaşır, isyankarlaşırlardı. Salgın hastalıklar baş gösterirdi. Sonunda şehir kapıları mecburen açılırdı. Şeref yüzünden değilse de çaresizlik yüzünden.