Örneğin iki kişi farz edin. Birisi binlerce kitap okumuş, diğeri hiç okumamış olsun. Gelgelelim ilki, o binlerce kitapta ne okuduğunu unutmuştur ama yine de kitap okumayandan farklı bir insan olacaktır. Siz de okumuş olanı anında saptayabilirsiniz çünkü bilinçdışı okuduklarını kayda geçirmiştir.
Örneğin bir dil sürçmesi yapabilirim ya da belli bir kelime aklıma gelmez. Ben konuşurken bilincimin bilinçdışının derinliklerinde gezmekte olduğunun bir semptomudur bu. Eğer bilincimi buna odaklasaydım, olayı gözlemleyebilir ve ondan sonra size anlatabilirdim. Fakat bunu yapabilmek belli bir eğitim gerektirir ve herkes başaramaz. Bildiğim şeylerin inanılmaz bir tantanası her an mevcuttur ama bunlar bilinçten dışlanırlar. Bilinçdışıdırlar ve bilincin bakış açısından, uyku halindedirler. Gerçekte bilinçdışı asla uyumaz, etkin olarak iş başındadır. Aslına bakarsak bilinçışının bu aktifligine ve ihtiyaç duyduğum kelimeleri onun benim ağzıma koymasına tamamıyla bağımlıyımdır. Eğer iş birliği yapmayı bıraksaydı, suspus hale gelirdik çünkü zihinlerimiz bomboş olurdu Zihnimizden geçen ya da aklımıza gelen şeyler bilinçdışından gelir.