Kristof Kolomb İtalyan’dır, daha doğrusu Cenevizli’dir. Zamanının süper deniz güçlerinden Portekiz de dahil olmak üzere birkaç ülkeye kendisine sponsor olması için başvurur, ama onun “Batı’ya doğru yelken açarak Hint ülkelerine ulaşmak” teşebbüsüne İspanya, daha doğrusu bugünkü İspanya’nın çekirdeği Kastilya Krallığı destek verir. İspanya, Portekiz ile rekabet halindedir ve Portekiz, Kolomb’un teşebbüsünün amacına ulaşamayacağı görüşüne varmıştır (Denizciliği bilen Portekiz haklı çıkmıştır; Kolomb farkında olmadan Amerika’ya ulaşsa da Hint ülkelerine hiç ulaşamamıştır). İspanya’nın desteğini alması da kolay olmaz Kolomb’un. I. Isabel ve II. Ferdinand onu adeta kapılarında süründürürler (Avrupa’nın Ortaçağında bir insanın herhangi bir konuda kendi devletinden başka bir devlete başvurabilmesi veya sığınabilmesinin, Avrupa’nın bilimsel keşiflerine ve demokrasisine katkıda bulunduğuna dair görüşler de mevcut).
Bilindiği gibi Kolomb, “Hint ülkeleri”ne ulaşmaya çalışıyor. Sanıyorum ki bu tâbir bugünkü Hindistan’dan daha büyük bir coğrafyayı kapsıyor. Ayrıca Kolomb, Japonya’nın yanısıra Çin’in, yani Marco Polo’nun deyişiyle “Katay”ın da hayalini kuruyor. Kolomb da dahil, Marco Polo’nun o dönemki maceracılar için çok önemli bir kaynak olmayı sürdürdüğü anlaşılıyor.
İspanya’dan demir aldığı dört yolculuk yapıyor Kolomb. İlki 1492 yılında (Bu tarihin, İspanya’daki ve Batı Avrupa’daki son bağımsız Müslüman devlet olan Granada Emirliği’nin Hıristiyanlarca ele geçirildiği yıl olması ilginç). Kitabımız, karavelalarla yapılan bu yolculukları elde kalan belgeler aracılığıyla aktarıyor. Söz konusu yolculukların tarihî değişikliklere neden olduğunu biliyoruz. Örneğin, diğer değişikliklerin yanında, özellikle patates gibi yiyeceklerin Amerika kıtalarında keşfedilerek dünyaya