Cansın Gökmen

Cansın Gökmen
@cansingokmen
Rasasvada...
Yediğin her portakalın hayatında yediğin en güzel portakal olma olasılığı vardır. Ama sen mükemmeli arayarak bir kasa portakalı tüketirsen ulaşacağın tek şey aptal bir karın ağrısı olur.. bir şeye karşı ne kadar az beklentin olursa ondan o kadar lezzet alırsın..
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Cansın Gökmen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·134 syf.·
11 günde okudu
·
2023 102. kitabı
Simon Critchley
7.7/10 · 119 okunma
Çok kötü bir ihanete uğradığınızda artık sadece karşınızdaki insanla olan geçmişinizi anlamıyor olmayacaksınız. Geleceğiniz de çöpe gitti ve bu da büyük problem ama asıl şimdiki zaman oldukça karmaşık ve kaotik bir hale geldi. Aslında olay daha da kötü. Zira kötü bir ihanete uğrarsanız aynı zamanda “ben kimim, nasıl bu kadar aptal olabildim?” diye düşüneceksiniz. Sonra “bu kadar kötü bir insan nedir, nasıl olabilir?” diye düşüneceksiniz. Yani sadece algınızın alt yapısındaki temeller yıkılmayacak, aynı zamanda sizin kim olduğunuz ve insanın ne olduğu ile ilgili fikriniz de ciddi şekilde sarsılıp zarar görecek. Bu öyle önemsiz bir olay değil. İnsanlar buna travmatik bir olay derler. Bu neredeyse fiziksel bir yara gibi bir şey ve aslına bakarsanız travma yeterince şiddetliyse insanda psikofizyolojik yara açabilir. Büyük bir ihanet buna güzel bir örnek. Büyük bir ihanet beyninize hasar verebilir ve siz bu travmadan belki iyileşebilirsiniz belki iyileşemezsiniz. Jordan B. Peterson
Elbet karşılaşacağız ve bu sefer insan bedenlerimizden kurtulmuş olacağız.
İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düşen Pavese, 27 Mayıs’ta günlüğüne şunları yazar; Güçsüzlüğüm ve hiçbir şeye bağlanmayışım yüzünden bir girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen bu sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı Pavese’nin. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Torino’daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti. Pavese’nin eserlerini incelediğimizde kendi ölümünü bize sindire sindire haber verdiğini anlayabiliyorduk. Pavese içinde bulunduğu buhranı şu satırlarla anlatır: Bir şey sona ermek üzere. Oturmuş sigaranı tüttürürken içini kemiren, seni tedirgin eden bir şey olduğunu seziyorsun. Gündelik hayatın dertleri mi seni korkutan? Hayır. Seni korkutan içindeki boşluk. Ben hiçbir zaman dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkarabilen rahat bir insan olamadım. Şu dünyada henüz değerini kaybetmeyen çok az şeye karşı anlayışsız, duyarsız ve duygusuz olan insanların bulunması beni neredeyse çıldırtacaktı. Bundan böyle kendi içimde bir çıkış noktası aramanın boşuna olacağı duygusuydu bu karmaşık duruma ilk tepkim. Birtakım şeylerden düzenli ve inançlı olarak vazgeçen insan, hayatını işte bu vazgeçtiği şeyler üstüne kur­ar. Gözü yalnız bunları görür. Yaşadığım farkındalık şuydu: İntiharı düşünen bir insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. İntihar düşüncesi bir alışkanlık haline gelince ortaya çıkan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur. Sorumluluk, vicdan, irade gelişigüzel yüzüp durur bu ölü denizde, sulara gömülse bile rastgele bir akıntıyla yeniden ortaya çıkar. Acının düzenli vuruşları başladı