“Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar. Düzen ya da düzensizlik sayıdadır (örgütlenmededir). Cesaret ya da korkaklık tavırdadır. Güçlülük ya da güçsüzlük görünümdedir. Bu nedenle düşmanı yönlendirmeyi iyi bilenler yanıltıcı bir görüntü verir ve düşman buna kesinlikle kanar. Onu küçük avantajlar vererek harekete geçirir ve askerleriyle saldırıya geçmeyi beklerler.”
“Notalar beşi geçmez, ama beş notanın bileşimleri hiç duyulmadık melodiler yaratır. Renkler beşi geçmez, ama beş rengin bileşimleri hiç görülmedik renkler yaratır. Tatlar beşi geçmez, ama beş tadın bileşimleri tadılmadık tatlar yaratır.”
“Eskilerin iyi savaşçıları önce yenilemezliği sağlar, ondan sonra düşmanın yenilebilirliğine bakarlardı. Baş edilemezlik kendimize, baş edilebilirlik düşmana bağlıdır. Bu nedenle iyi bir savaşçı yenilgiye uğratılamayacağı koşulları yaratabilir, ama düşmanı yenilgiye uğratabilecek koşulları yaratamaz. Onun için ‘Zafer önceden görülebilir ama yaratılamaz.’ denir.”
“Karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır bir kaybeder; karşısındakini de kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer.”
“Askerlikte kural on katıysan kuşat, beş katıysan saldır, bir katıysan dağıt, denksen hakkından gelebil, azsan çekilebil, zayıfsan kapışmaktan kaçındır. O nedenle zayıf bir ordu bilinçsizce direnirse güçlü bir düşmanın tutsağı olur.”