Yaşamımız denilen garip mi garip olayın temel koşulu her zaman önünde çeşitli çıkış yolları bulmasıdır; o yollar işte öyle çeşitli olduklarından, seçmek durumunda olduğumuz olanaklara dönüşürler. Yaşıyoruz demek, belli olanakların ortamında bulunuyoruz demektir.
Çağımızın kendi kendisini nasıl hissettiğini açıklamak kolay değil: diğer dönemlerden ileri olduğunu sanmakta, aynı zamanda kendi kendine bir başlangıç olarak algılıyor, aslında bir can çekişme olmadığından da emin değil.
Günümüz olayların gelişme temposunun hızı, her şeyin enerjik bir atılımla yapılır olması, eski usul bir kafa yapısı olan kişiyi bunalıma sürüklemekte, işte o bunalım kendi nabız atışının düzeyiyle çağın düzeyi arasındaki seviye farkının ölçüsüdür. 
Kıtalılar, her zaman olduğu gibi-çünkü Avrupa her zaman bir halklar sürüsü olarak görünmüştür-dehadan yana zengin, ama huzur yoksunular, hiç olgunlaşmazlar, hep çocuksudurlar ve geride, onların ardında İngiltere… Avrupa’nın mürebbiyesi gibidir.