Bir beyefendinin doğal terbiyesinden bu kadar böyle arsız zalimlikte bir mektup gönderecek kadar uzaklaşabileceğini de düşünemezdi: ayrılma isteğiyle birlikte üzüntülerini de ifade etmek yerine güven istismarını kabul etmeyen her tür sevgiyi inkar eden bir mektup- her satırı ayrı bir hakaret olan ve yazarının alçaklıkta hayli mesafe katettiğini gösteren bir mektup.
''Söz mü!'' diye haykırdı Marianne, ''söz filan yoktu.''
''Nasıl söz yoktu!''
''Yoktu, o sandığın kadar bayağı biri değil. Bana verdiği herhangi bir sözden dönmedi.''
''Ama sana seni sevdiğini söyledi?''
''Evet - hayır tam değil. Her gün ima edildi ama hiç açıkça söylenmedi. Bazen söylenmiş gibime geliyordu ama söylenmedi.''
''Ayrıldığımızdan beri çok değişmiş olmalısın çünkü başka türlü orada olmaman imkansızdı. Ama bunun mümkün olduğunu kabul edemem; öyle olmadığı konusunda senin bizzat içimi rahatlatmanı bekliyorum.''
''O da aynı şeyi hissediyordu Elinor haftalar haftalar boyu hissetti. Bunu biliyorum. Onu şimdi her ne değiştirdiyse eskiden onun için dileyebileceğim kadar değerliydim.''
Elinor kağıt masasına Edward'ın karısı olacak kişiye sadece sevgi duymadığı değil ama onunla evlenince az çok mutlu olma şansı bile olmayacağı inancıyla, hüzün içinde oturdu; mutluluğun o kadarını kadının içtenlikli sevgisi verirdi ama sadece çıkarcılık bir kadını kendisinden bıktığının alabildiğine farkında olduğu bir erkekle sözlü kalmaya ikna edebilirdi.