Akıl ve Tutku

7,4/10  (56 Oy) · 
209 okunma  · 
48 beğeni  · 
4.252 gösterim
Gurur ve Önyargı'nın iki yılda 4 binden fazla satan yazarından ve çevirmeninden.

Kırk iki yıllık gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla İngiliz edebiyat tarihinin bir kült romancısı olmayı başardı. Eserlerinde güçlü kadın karakterleri başkahramanlar olarak yer aldı. Bütün romanları sinemaya uyarlanan Jane Austen, Akıl ve Tutku'da aile değerleri ve akrabalık ilişkileri ile kadın duyarlığı ve aşkı ele alır. Bu romanda da Jane Austen'ın derin gözlemi, zarif üslubu ve ince ironisi eserin konusu kadar dikkat çekicidir.
(Tanıtım Yazısından)

Jane Austen (1775-1817): Kırk iki yıllık gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla İngiliz edebiyat tarihinin bir kült romancısı olmayı başardı. Eserlerinde güçlü kadın karakterleri başkahramanlar olarak yer aldı. Bütün romanları sinemaya uyarlanan Jane Austen, Akıl ve Tutku'da aile değerleri ve akrabalık ilişkileri ile kadın duyarlığı ve aşkı ele alır. Bu romanda da Jane Austen'ın derin gözlemi, zarif üslubu ve ince ironisi eserin konusu kadar dikkat çekicidir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    392
  • ISBN:
    9789944882552
  • Orijinal Adı:
    Sense and Sensibility
  • Çeviri:
    Hamdi Koç
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nisa Nur 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

“Gerçek mutluluk sadece akıl ve tutku arasındaki hassas dengenin kurulmasıyla mümkündür. “
Jane Austen’in aşk ve gurur kitabını okumaya çalışmıştım ama okuduğum zamandan mıdır bilmem bir türlü sevememiş, bitirememiştim. Yazara ne kadar ön yargılı olsam da bu ön yargıyı yıkmak için yazarın ilk yazdığı olmasa da ilk yayımlanan kitabı olan Akıl ve Tutkuyu okumaya karar verdim.

Kitap iki kız kardeşin(Elinor ve Marianne Dashwood) babası öldükten sonraki hayatlarının bir bölümünü anlatıyor. Babaları öldükten sonra mirasını(para yaşadıkları ev ve eşyalar) kızların üvey abisine bırakır ve kızlara gerekli yardımı yapmasını söyler. Abisi babasının dediği gibi yardım yapacaktır ama gelgelim karısı buna karşı çıkar ve babasının sözlerini ustalıkla çarpıtır. Kocasının aklına girerek büyük miktar bir para yardımı yerine bir köy evi bulmalarına yardımcı olmasının yeterli olacağını belirtmesi üzerine kız kardeşler ve anneleri köyde bir çiftlik evine taşınırlar. Yeni bir ortam ve yeni insanlarla tanışmaya başlarlar.

Elinor ne kadar sağduyusu, mantığı ve aklı ile hareket ediyorsa; kardeşi Marianne de duyguları ve tutkularıyla hareket eder. Bu zıtlıklar ve yaşadıkları benzer olayla üzerine verdikleri birbirine uç tepkiler, düşüncelerden oluşan bir kitap.

Jane Austen’in toplumu satır aralarında inceden inceye eleştirmesine hayran kaldım. O dönemin sosyal yaşantısını, evliliklerini, aile yapısını çok güzel anlatmış. Okurken insan kendini 19.yy buluyor. Dili beni zorlamadı. Akıcı ve biraz şiirsel bir söyleyişle yazılmıştı.

Galiba Jane Austen'e olan ön yargım yaşadığı ve doğal olarak kaleme aldığı dönemle alakalı. Bana dönemdeki davranışlar-olayların abartılması, nezaket adına yapılan gereksiz içten olmayan hareketler, aile ilişkileri- ters ve yapmacık geldiği için ben bir türlü sevemiyorum. Daha fazla uzatmayayım.

Tarihi aşk romanı sevenler eminim bu kitaba bayılacaktır.
Keyifli okumalar.. :))