"Sürünerek çıkmak yükselmek demek değildir. Sen yukarılara doğru çıksan bile yine alçaksın. Ben aşağıya düşerken bile yükseğim. Sen yılan gibi yükseldin. Ben doğan gibi düşüyorum."
Er meydanındaki çukurun içinde iki dost onbaşı inli-yor... Birinin gözlerinde sarışın "Marya"nın aksi, birinin gözlerinde ceylan bakışlı "Ayşe"nin hayali var... Birbirinin yüzünü görmeyen iki yaralının yattığı çukurdan bir has-ret seyyalesi uzanıyor. Bu seyyale Anadolu'dan Polonya'ya kadar gidiyor. Bu seyyalede parçalanmış bir ümidin kırın-tıları da var... Ümit ölmez... Ümit en sonra bırakılan şey-dir... Fakat iki asker de pek iyi biliyorlar ki kendileriyle ve gözlerindeki akislerle beraber, en son ümitleri de bu çu-kurda gömülü kalacak... Ve ihtimal biraz sonra yanı baş-larında patlayacak olan yeni bir gülle, toprakta açtığı yeni bir çukura karşılık, kendi üzerlerini örterek onlara adsız sansız bir mezar yapacak...
Sayfa 68 - Birbirlerine karşı savaşan iki askerin öyküsü "İki Onbaşı"·Kitabı okudu