Ebrar

Ebrar
@catonthestreet
Uzaktaki gelecek için hedefler belirliyor, şu anı hazırlık evresi olarak görü­yorsun. Bunu gerçekten de yapmak istiyorum ve zamanı gelince yapacağım, diye düşünüyorsun. Bu şekilde yaşamak, hayatı erte­lemektir. Hayatı ertelediğimiz sürece, asla bir yere varamayız ve günlenınizi sıkıcı bir monotonluk içinde geçiririz çünkü burayı ve şu anı bir hazırlık dönemi, sabırlı olmamız gereken bir zaman olarak görürüz.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Hayat bir dizi andan ibarettir ve ne geçmiş, ne de gelecek vardır. Sen kendine geçmişe ve geleceğe odaklanmak­tan kaçmak için bir yol bulmaya çalışıyorsun. Geçmişte olan­ların burada ve şu anda yaşadıklarınla hiçbir ilgisi yoktur ve gelecekte olacaklar da burada ve şu anda düşünmen gereken şeyler değildir.
Kendini kabullenmek, hayati önem taşıyan ilk adımdır. Normal olma cesaretine sahip olursan, dünyaya bakış açın da çarpıcı bir şekilde değişir.
'Dünyanın merkezi' olduğunda, topluluğa bağlılık konusunda hiçbir dü­şünceye sahip olmazsın çünkü herkes 'senin için bir şey yapa­cak birisidir' ve bir şeyleri senin yapmana gerek yoktur. Ama sen de dünyanın merkezi değilsin, ben de. Kişinin kendi ayak­ları üstünde durması ve kişiler arası ilişkilerle ilgili görevler üstlenerek ileriye doğru adım atması gerekir. Bu kişi bana ne verecek? diye değil, Ben bu kişiye ne verebilirim? diye düşünmesi gerekir. Buna, topluluğa bağlılık denir.
Bu tür bir onay görme arzusunu takıntı haline getir­miş kişiler, başkalarına bakıyormuş gibi görünseler de aslında sadece kendilerine bakıyordur. Başkalarını umursamazlar ve sadece 'ben 'le ilgilenirler. Kısacası, benmerkezcidirler.