Nietzche evrak çantasını kapatıp kilitledi. “Hiç kimseye olmadığı kadar kendimi size borçlu hissederek ayrılıyorum yanınızdan doktor. Genellikle ayrılırken, ayrılma eyleminin kalıcı olacağını inkar eden kelimeler sarf edilir. Tekrar görüşmek üzere anlamına gelen ‘auf wiedersehen’ denir örneğin. Bu sözler verilen kararı çabucak unutup ondan da hızlı şekilde yeniden buluşmayı planlamak içindir. Ben böyle biri değilim. Ben gerçeği tercih ediyorum. Muhtemelen sizinle bir daha hiç karşılaşmayacağımız gerçeğini yani.
Bunalımı tedavi edemem Doktor Breuer. Ben onu inceliyorum. Bunalım, öz farkındalığın bedelidir. Hayatınıza yeterince derinden bakacak olursanız çaresizliği her yerde bulursunuz.
Ben insanların arasına karışıp onların arasında yaşayamam. Benim sosyal becerilerim, güvenim, diğerlerini olan ilgim uzun zaman önce köreldi. Ben hep yalnızdım ve hep yalnız kalacağım. Bu kaderi kabul ediyorum.
Ne tuhaf değil mi? Ölümün siren sesini susturmanın senin arkadaşına, kendisi de aynı hezeyanlardan geçmiş olan, sana en son yazdığım da bir tüfeğin namlusunun hiçte kötü bir manzara gibi gelmediğini söyleyen arkadaşına düşmüş olması sana tuhaf gelmiş olmalı.