Çağla Atmaca

Çağla Atmaca
@ccaglaefla
Kitapsever, yaşam-boyu öğrenen, araştırmacı, evcimen.
10/10
·440 syf.··
2025 4. kitabı
Leyla romanını okurken arka planda sürekli Klasik Türk Müziği çaldı: Şehnaz Peşrevi, Zeki Müren’den Kadifeden Kesesi, Fikret Karakaya’dan Ferahnak Peşrev… Böyle olunca zamanları arşınlayan bir zaman kapsülünün içindeymişim hissettim kendimi: Bir Abdülhamid döneminde, bir 2000’lerde, bir de dinlenmek için romanın kapağını kapatıp bugüne döndüğümde. Öyle kaliteli okuma saatleri geçirdim ki, o iki cesur kadınla yaşananları sanki ben de kendi bedenimde yaşar gibi hissetmeye başladım. Bir ara belimin ağrıdığını fark ettim; saatlerce aynı şekilde, pozisyon değiştirmeden okuduğumdan olsa gerek. En son Orhan Pamuk’un Veba Gecelerini okurken bu lezzeti almıştım. Bu kitabı Türk edebiyatına kazandırdığınız için teşekkür ederim. Kaleminize sağlık. Diğer kitaplarınızı da merakla bekliyor olacağım.
Zamanın Unuttuğu Kadın: LeylaGülsüm Kınıkoğlu Başer · Destek Yayınları · 2025110 okunma
Reklam
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Kitabın kapağını kapattıktan ve romanı bitirdikten sonra “ben ne okudum ya öyle” dediğimi ve bir süre boş duvara baktığımı söyleyebilirim. İnsan yaşamını bu denli “acı” yaşayabilir mi? Birçok zorluğa göğüs gererken diğer yanda sevdiklerini toprağa gömerken sahiden yaşayabilir mi? Yaşamak nedir? Nasıl yaşanır bir hayat? Soru çok felsefik ya da spesifik olsa da Fugui’nin yaşadığını ne yazık ki söyleyemeyeceğim. Türlü zorluk karşısında geçmiş pişmanlıkların üstünü örtebilmek adına çabalamış fakat kötü yazgısı nedeniyle bir türlü yüzü gülememiş zavallı adamcağızın. Okunmasını şiddetle tavsiye etsem de “zor bir döneminizden” geçiyor iseniz depresif duygularınızı tetikleyip yaşamın anlamını size sorgulatabilir. Bana kalırsa sıradan bir roman değil bu.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
7/10
·92 syf.··
2024 1. kitabı
Aldanan Kadın Kitap İncelemesi Yirmili yaşlarında genç bir Amerikalı delikanlı, kırklı yaşlara adım atmış dul bir kadın… Rosalie, kendisinden yaşça küçük, oğlu Eduard’ın İngilizce öğretmeni olan Ken Keaton’a yasak aşkını başlarda dizginlemeye çalışmış hatta kendisine bile itiraf etmekten çekinmişti. Doğanın kadınlara sunduğu o müthiş dişil hediyenin (âdet görmek) kendisinde artık olmayışı Rosalie’ye bu aşkı yaşama hakkı tanımıyordu; en azından Rosalie öyle düşünüyordu. •Kızı Anna annesine göre nispeten daha aklı başında kararlar alabilen, sezgileri güçlü ve annesine her koşulda yardımcı olmaya çalışan, aşktan yana yüzü gülmemiş ve bir ayağı topal olan genç bir kızdır. Daha Rosalie’nin duyguları çok tazeyken Anna bu duyguları fark etmiş ve gerekeni yapmak için harekete geçmişti. •Eduard ise annesi Rosalie ile çok da iyi anlaşamayan, rahmetli subay babasına benzeyen genç bir delikanlıdır. Hikayede olayların gerisinde diyebiliriz. •Doğanın ve doğanın kadına sunduğu dişil hediyenin ipuçlarını müthiş bir şekilde yanlış yorumlayarak bu aşkın peşinden gitmeyi tercih etmiş, duygularına ara sıra akılcılıkla cevap veren kızına karşı empatik tavırlardan uzak ve bana kalırsa bencilce cevaplar vererek kızının söylediklerini yadsımış, aşkın getirdiği şehvet ve gençliği kendisinin aleyhine kullanmıştır. •Nobel Edebiyat Ödülü alan Aldanan Kadın kitabını okuma hızınıza göre 3-4 saatte belki daha kısa sürede bitirebilirsiniz. Betimlemelerin sıklıkla kullanıldığı kitapta akıcılık ve anlaşılırlığından da rahatça bahsedebiliriz.
Edebiyat
Aldanan KadınThomas Mann · Can Yayınları · 20121,908 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2022 22:06
·
Aşkın Celladı’na başlarken zihinsel düşümde kaygı ile cebelleşiyordum. Kaygımın ana kaynağını iyi biliyor ve rahatsız edici düşünceleri aklımdan çıkarmak benim için zor oluyordu -diili geçmiş zaman kullandığıma bakmayın hala öyle; ne de olsa üzerinden sadece dört gün geçti. Neyse. Bizler insan olmanın gereği kaygı yaratan düşünceler bilinç yüzeyine çıktığı zaman onları adeta elimizde bir süpürge varmış ve biz bu düşünceleri süpürmeye gönüllüymüşüz gibi silip atmak ister, verdiği huzursuzluktan ötürü düşman belleriz kendisini. Aşkın celladında kaygı kaynamağım olan bir kelime ile karşı karşıya kalınca önce bir devam etmesem de kitabı rafa mı kaldırsam diye şöyle bir düşündüm. Daha sonra bir ruh sağlığı uzmanı olarak kaygımın kaynağını bastırmamın bende hiçbir işe yaramayacağını aksini onu besleyeceğini düşünerek kitabı elime alıp -bana zor da gelse- okumaya devam ettim. “Ölüm” kavramını sıkça ifade eder Yalom. Kitaplarında da sıkça yer verdiği gibi koca bir metni bu kavrama ayırabilir. İşte Yalom’un ifadesel dünyasına bu kavramın benim üzerimde yaratmış olduğu kaygı ile başlamış oldum. Gelgelelim benim üzerimde bıraktığı etkilerin subjektif yorumu bir yana İrvin Yalom sıradışı ve başarılı bir varoluşsal psikoterapist. Bu da onu ne tür bir kitap yazarsa yazsın okunur bir yazar haline getiriyor. Kitap yaklaşık 10 kişinin yaşamlarına travmaların verdiği darbeleri gün yüzüne çıkarabileceği varoluşsal sancıları konu alarak Yalom’un başarılı girişimleri ile çözümlenmeye çalıştırılıyor. Bir psikolog olarak kendimi onun hiç tanıyamayacağı bir öğrencisi olarak görerek söylediklerini -daha doğrusu yazdıklarını- ivedilikle okudum ve gereken notlarımı aldım. Danışanlarımla gerçekleştirebileceğim terapilerimde bana da yardımcı olabilecek noktalara rastlamak kendimi düzeltip
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
7/10
·160 syf.··
2022 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2022 12:42
Felsefe doktorasını yapmış olmasına rağmen çamaşırhanede şef pozisyonunda çalışan 41 yaşındaki Gerhard’ın durmak bilmeyen dinamik gözlem ruhu ve zihnine üşüşen davetsiz düşünceleri ile baş başa kalacağınız bir serüven. Serüven dediğime bakmayın çünkü bildiğimiz akıştan biraz farklı. Psikolojik tahlillerin yoğun olduğu anlatımlar, Gerhard’ın iç dünyasını bazen ona üzülerek bazen kendinizden bir şeyler bularak ilerlemenizi sağlıyor. Evlilik, çocuk, düzenli bir meslek gibi gündelik konularda yol kat etmek zor geliyor baş karakterimize. Hakkını yemeyelim bu onun suçu değil. Çocukluğunda yaşamış olduğunu düşündüğüm travmatik anıları ve sanki çocukluğuna duyduğu özlem onun bugün yaşadığı problemlerin kaynağı gibi duruyor. Depresif düşüncelerin ve eylemlerin izine rastlasamda varoluşsal sancılar içinde de kıvranıyor sanki. Çocuk yapmaya hazır değil, evlilik fikri ona uzak, çalışmak zor Gerhard için. Traudel adında ki sevgilisi (eşi olamadı çünkü Gerhard içsel buhranlı yüzünden evlenmeye pek yanaşamıyordu) ile aynı evin içinde yıllardır yaşıyor olmaları ve Traudel’in bana kalırsa Gerhard’a sevecen ve anne gibi anaç tavırlar biçiminde yaklaşması onun daha da kötüye gitmesine engel olmuş. Gerhard’in müthiş gözlem yeteneğine sahip olması zihnine üşüşen davetsiz düşünceleri kendisinden uzaklaştırdığı için ona büyük bir fayda sağlayıp “şimdiki an” dediğimiz sürece dahil olmasını sağlıyor. Bir tavşanın yürüyüşü, bir çocuğun gülüşü ya da o denli basit olabilecek bir eylemi bile anlatırken sanki bu görüntü sizin retinanıza geliyor da orada oluyormuşsunuz gibi hissetmenize sebep oluyor. Kitabın ismi beni kendisine çekmiş ve bu sayede okumaya başlamıştım. Bu yoğun yaşam temposunda sizin de ne hissettiğinizi size düşündürdüğü için okunabilecek güzel bir kitap. İç dünyanı bize açtığın
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma
Reklam