Adı:
Aldanan Kadın
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714986
Kitabın türü:
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Aldanan Kadın
Aldatılmış Kadın
Rosalie eşini kaybetmiş, kırık bir aşktan geri kalan boşluğu resim yaparak gidermeye çalışan kızı ve lise öğrencisi oğluyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Oğluna İngilizce dersi vermek için eve gelen genç Amerikalı, onu çok etkiler. Önce kendine bile itiraf etmekten çekindiği duyguları, konuşmalarına ve hareketlerine farkına varmaksızın yansıyınca ilk tepkiyi çocuklarından alır. Ama ne pahasına olursa olsun, doğanın kendisine bahşettiğine inandığı bu aşkın peşinden gitmeye kararlıdır.

Aldanan Kadın, yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsüdür. Thomas Mann, erken dönem çalışmalarından Venedik'te Ölüm'ün ana motiflerini, bu defa yaşlanmakta olan bir kadının duygu dünyasına yerleştiriyor. Eserlerinde yaşam ile ölümün karmaşık diyalektiğiyle hesaplaşan Mann, ölmeden önce tamamladığı bu son öyküsüyle adeta kendi yazınsal döngüsünü de tamamlıyor. Kitap, dönemin kadına bakışını yansıtması açısından da çok ilgi çekici diyaloglar içeriyor.
92 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bir yorumdan etkilenerek aldığım bu kitabı çok beğendim. Bazı yorumlar şaşmıyor gerçekten. Thomas Mann ile ilk kez tanışıyorum. Kitap, 1929'da Nobel ödülü almış. İçerği roman değil, uzun öykü. Bu öykü o kadar gerçekçi ki, yazar toplam dört karakter üzerinden hikayeyi anlatıyor ama aslında çok tanıdık bir dünya.
Rosalie, ellili yaşlarını süren, kızı Anna ve oğlu Eduard ile birlikte Almanya'da yaşamaktadır. Kocasını kaybetmiştir ve iki çocuğu ile kendisine bir dünya kurmuştur. Bu arada anne karakterinin sanki kızının olduğu yaşta ve o yaşın hareketliliği içindedir. Konuşmaları öyle hoşuma gitti ki, en ciddi şeylerden bahsederken bile esprili bir dili vardı. Ben Rosalie'yi dinlemekten keyif aldım. Kızı Anna ise tam tersi geçmişte yaşadığı olumsuz bir aşktan ötürü, annesinin yaşındaki olgunlukta, aklı başında ve sürekli annesini dizginlemekle meşguldü. Rosalie ve Anna ruhen değiş tokuş yapmışlardı.
Bir gün oğluna İngilizce öğrenmesi için Amerikalı bir genç gelir. İsmi Ken Keaton olan genç, yaptığı esprili konuşmaları, tarih konusundaki bilgisiyle ailede yerini alır. Öyle bir yerleşir ki, yerleştği tek yer ev değil, Rosalie'nin kalbi de olur. Rosalie aşkın verdiği sarhoşlukla, dikkati kendine yönelir ve sürekli yaşlılık ile gençlik arasında yolculuk eder. Çok sevdiği Doğa'nın sesi hep kulaklarındadır. Kızı Anna her şeyi sezer ve annesini düştüğü bu durumdan kurtarmaya kalkar.
Yazar, diyalogları o kadar canlı tutmuş ki, sanki yanımda konuşuyorlarmış gibi hissettim. Hele sonuyla gerçekten içinizi cız ettiriyor. Yazarı tanımak adına bence iyi bir seçim. Tavsiye ederim.
92 syf.
Kitabı çok beğenerek okudum. Çok güzeldi kitap...
Bir sürü söz not aldım. Özellikle anne&kız ın konuşmaları ve konuşmalarına yansıyan doğanın o eşsiz ışıkları çok etkiledi beni. Kitabı kapattığımda uzun uzun düşüncelere dalmış yakaladım kendimi... şöyle bir yirmi yıl sonramı düşündüm ve hüzünlendim.

Doğa'yı taparcasına seven bir kadının, yine doğa tarafından aldatılması okunmaya değer kesinlikle...
Eşini savasta kaybetmis, ayağı aksayan,hayata karsı sevgisiz bir kızı ve zeki oğlu ile yalniz kalan  ellisini geçkin bir kadın. Oğluna ders vermeye gelen, neredeyse oğlu yasinda bir adama karsı farkli hisler besliyor. Aslinda hep erkeklerin asiriliklarina sahit oldugumuz bir dunyada boyle farkli bir eser okumak güzeldi. Ayrıca Thomas Mann'in dilini de sevdim.
92 syf.
·24 günde·4/10
Kocasını kaybetmiş, çocukları ile yaşaya kırk yaşlarındaki bir kadının kendinden küçük bir adama aşık olması ve toplumsal kurallar ile duyguları arasına sıkışıp kalmasını anlatan kitap uzun öykü türünde. Buddenbrooklar, Mann okumak için bana iyi bir referans olmuştu ancak Aldanan Kadın'ı çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Buddenbrooklar'da da hissettiğim şeyi burada hissettim, doğru mudur bilmiyorum ama Mann kadınlara karşı önyargılı ve onları yeterince tanımayan bir yazar gibi geliyor bana. Bu kitabın konusu tamamen kadın eksenli ancak yazarın bu konuda yetersiz kaldığını ve kadınlara kısır bir bakış açısı ile baktığını düşündürdü sık sık. Bu yüzden kitabı sevemedim ne yazık ki.
92 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Nobel ödüllü bir yazardan vasat bir öykü gibi geldi. Elli yaşında bir kadının oğluna ders veren hocaya aşık olması, heyecansız ve psikolojik kelimelerle anlatılıyor. Doğayla yaşamın ilişkilendirilmesi biraz renk katıyor. Önemli nokta ise otuz yaşında ki kızıyla arasındaki samimiyet ve sevgi. Yetersiz hissettim. İsteyen okuyabilir.
92 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Thomas Mann'dan harika bir kitap.kitapta iki çocuğuyla beraber yaşayan elli yaşlarındaki dul bir kadının,genç bir erkeğe hissettiği dramatik aşk anlatılıyor.ama tabii ki söylendiği gibi böyle basitçe bir hikaye değil.bütün yönleriyle,içsel çatışmalarıyla,oluşabilecek sosyal sorunlarıyla konu ele alınıyor.hepsinden önemlisi ise kadının bu aşkını bir başkasıyla değil de,kendini anlayabileceği tek kişi olarak gördüğü bekar kızıyla uzun uzun konuşması ve iç çatışmalarını onunla paylaşmasıdır.yazarın, adeta tamamen şaşırtıcı denecek şekilde dramatik ve beklenmedik bir final hazırlaması ise çok etkileyiciydi..kitaptaki uzun diyalog konuşmaları birazcık insanı sıksa da,akıcılığı iyiydi.son cümle olarak, kesinlikle okunmaya ve içinden büyük dersler çıkarmaya değer bir kitap diyorum.
92 syf.
·39 günde·2/10
Belki zaten içimiz dışımız toplumsal değer yargılarıyla boğulmuş olmasaydı daha ilgi çekici olurdu benim için..olsun okudum yine de..insanın klasik sıkıntısı..sana ait olamayan birşeyi başkasına da çok görüyorsun..tüm zamanlarda ve her yerde toplumsal baskı bireysel kıskançlık sonuç çöküş..
92 syf.
·Beğendi·7/10
50 li yaşlarını süren kocasını askerlik görevinde kaybetmiş bir kadın oğlu ve genç kızıyla birlikte yaşamını idame ettirmektedir. Ne var ki kızına ingilizce öğrenmesi için tuttuğu yakışıklı ve bilgili Ken, kadının aklını başından alır. Ve devamında doğaya meraklı bu kadının, doğa ve aşkı içiçe alan kızı Annayla konuşmaları... Aşkın ileriki yaşlarda ruhu hasta edene kadar saplantılı bir bağımlılığa dönüşmesinin nedeni ne olabilir? Geçmişte açığa çıkmayan bastırılmış duygular olabilir mi, insanın yaşaması gereken çağda bazı duyguları yaşamamasının adaletini kim konuşabilir ki,...
Bu kitabı okuduğunuzda klasik müzik dinleyin. O dönemin ruhunu yansıtan tatlı, akıcı, doğa sevgisinin had safhada hissettiğiniz bir kitap. Sevgiyle...
Kitap çok farklı yorumlara açık aslında. Ben yaşça büyük bir kadının kendinden küçük birine âşık olmasında bir sakınca görmedim tabii ikisi de bekar nihayetinde. Fakat şöyle bir sorun ortaya çıkıyor bir genç erkek yaşlı bir kadına ne tarz bir his besleyebilir? Bu sorun gerçekten ‘’masallarda’’ olmadığımızı gösteriyor ve böyle şeylerin gerçekte çok sık rastlanmadığını anlatıyor. Tabii yaşlı adamlarla evlenen genç kızlar ya da yaşlı kadınlarla evlenen genç erkekler var ancak bunlar samimiyetsiz geliyor bana. Dış güzelliğe önem vermediğini söyleyen insanlara zaten inanmıyorum. Kimse Recep İvedik’le uyumak istemez değil mi? :D Her neyse, sürpriz sonlu bir hikâyeydi. Kolay okunuyor ama değinmeden geçemeyeceğim anne ve kızın o uzun felsefi konuşmalarına güldüm. Üzgünüm, hangi anne kız ‘’doğanın lütufları, kokuların resmi’’ hakkında konuşur acaba? Varsa böyleleri tebrik etmek lazım :D
92 syf.
·Beğendi·9/10
Beni oldukça etkileyen bir uzun öykü.Kitap hayata tutunmaya çalışan orta yaşlı bir kadının öyküsünü anlatıyor. Bittiğinde oldukça hüzünlenmiştim.Aşk mucize gibidir birçoğumuz için.Belki de bu yüzden aşkın beraberinde getireceği her türlü mucizeye de inanmak isteriz..
92 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap 50 yaşında olan ve kocasını savaşta kaybetmiş olan bir kadının kızı ve oğluyla birlikte yaşamasını, aralarındaki ilişkini ve en önemlisi kadının oğluna ders veren 20li yaşlardaki bir erkeğe aşık olmasını konu ediyor. Yazarın kalemini sevdiğimi pek söyleyemeyeceğim ama diğer uzun öykülerden farklılık taşıdığını kabul etmek şart. En sevdiğim özellik yazarın dialogları sanki canlı şekilde oluyormuş, sanki şuan olaylar yaşanıyormuş gibi anlatmasıydı. Hele de kadın ve kızının konuşmaları... Çoğu zaman kızın düşüncelerine hak verdiğim, bazı durumlarda kadının kendisine de hak vermiş bulunduğum oluyordu. Geçmiş dönemlerin aile ve sosyal durumu iyice anlatılmış. Kızla annesinin ilişkisinden anlayabilirsiniz zaten kitabı okuyunca. Son olarak, konusu farklı geldiği için okudum bu öykünü ve yazarın kalemini daha yakından tanımam için diğer yazılarına şans vereceğim. Eğer siz de hem aile, hem aşk konulu kitaplarla ilgileniyorsanız, tavsiye edeceğim bir kitap diyebilirim.
Umut '' dedi Rosalie. '' Kim onu, senin talep ettiğin netlikle belirleyebilir ki?
Umut umuttur; onun kendine, senin deyiminle pratik hedeflerini sormasını nasıl beklersin?
Ölüm , hayatın önemli bir aracı,
eğer benim için yeniden diriliş ve aşk hevesi kılığına girdiyse bu bir kandırmaca değil,
iyilik ve lütuftu...
“...seni seviyorum, seviyorum, bunu biliyorsun, öyle değil mi, bunu senden tamamen saklayamadım ve sen, sen de beni seviyorsun!”
“...birbirinden ayrılmayacak iki şeyi birbirinden ayırmaya çalışıyorsun. Benim kalbimde, benim aşkım ve onun mükemmelliği bir.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aldanan Kadın
Baskı tarihi:
Temmuz 2012
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714986
Kitabın türü:
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Aldanan Kadın
Aldatılmış Kadın
Rosalie eşini kaybetmiş, kırık bir aşktan geri kalan boşluğu resim yaparak gidermeye çalışan kızı ve lise öğrencisi oğluyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Oğluna İngilizce dersi vermek için eve gelen genç Amerikalı, onu çok etkiler. Önce kendine bile itiraf etmekten çekindiği duyguları, konuşmalarına ve hareketlerine farkına varmaksızın yansıyınca ilk tepkiyi çocuklarından alır. Ama ne pahasına olursa olsun, doğanın kendisine bahşettiğine inandığı bu aşkın peşinden gitmeye kararlıdır.

Aldanan Kadın, yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsüdür. Thomas Mann, erken dönem çalışmalarından Venedik'te Ölüm'ün ana motiflerini, bu defa yaşlanmakta olan bir kadının duygu dünyasına yerleştiriyor. Eserlerinde yaşam ile ölümün karmaşık diyalektiğiyle hesaplaşan Mann, ölmeden önce tamamladığı bu son öyküsüyle adeta kendi yazınsal döngüsünü de tamamlıyor. Kitap, dönemin kadına bakışını yansıtması açısından da çok ilgi çekici diyaloglar içeriyor.

Kitabı okuyanlar 238 okur

  • Mustafa E
  • GÖRKEM OCAK
  • Özlem Özdal
  • kahvesever tıpçı
  • Emrullah Emre Toprak
  • Abdullah Esmer
  • sude
  • Albert
  • caner dilsiz
  • Ayşe Yiğit

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.4
25-34 Yaş
%49.2
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67
Erkek
%32

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (8)
9
%23.9 (21)
8
%17 (15)
7
%23.9 (21)
6
%11.4 (10)
5
%9.1 (8)
4
%3.4 (3)
3
%1.1 (1)
2
%1.1 (1)
1
%0