Efendi ile KöpeğiThomas Mann

·
Okunma
·
Beğeni
·
933
Gösterim
Adı:
Efendi ile Köpeği
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725661
Kitabın türü:
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Thomas Mann'ın 1919 yılında yayımlanan ve otobiyografik öğeler barındıran anlatısı, Mann ailesiyle yaşamış av köpeği kırması Bauschan ve sahibi ekseninde temellenir. Yazar, salt büyük bir romancı değil, aynı zamanda daha küçük metin türlerinin de üstadı olduğunu bir kez daha hissettirdiği bu anlatısında olağanüstü canlı, titiz ve ayrıntılı, yer yer mizah yüklü betimlemeleriyle pastoral bir portre çizer okuruna. Okur, Bauschan ve sahibiyle birlikte Münih'te nehir kıyısında ve kentin yeşil alanlarında günlük gezintilere çıkar, Bauschan'ın fiziksel ve karakteristik özelliklerine yakından bakma fırsatına sahip olur; köpek ile sahibinin arasındaki ilişkiye tanıklık eder: Bauschan'ın öyküsü, köpeğin, insanın yaşam alanının bu denli içinde olmasına karşın ona hâlâ ne kadar yabancı olduğunu anlatır.

Modern edebiyata içkin alegori ve parodi unsurlarının izlerini sürebileceğimiz Efendi ile Köpeği, kent ile kırsal arasında kalmış, tarihin yok oluşa mahkûm ettiği idilde sığınak arayan bireyin, Birinci Dünya Savaşı'yla değişime uğrayan Avrupa burjuvazisinin yaşam deneyimine ilişkin bir tasvir olarak da okunabilir.
(Tanıtım Bülteninden)
Münih’te bir nehir kıyısında, pastoral betimlemelerle yüklü bir portre çizer Thomas Mann. Kentin yeşil alanlarında Bauschan’ın maceraları, karakteristik ve fiziksel özellikleri, sahibiyle arasındaki duygusal bağ kitabı hiç olmayacak kadar akıcı hale getirir. Bauschan sahibine karşı çok iyi bir dost ve bir o kadar da yabancıdır. Av köpeği kırması olan Bauschan hoşlanıp hoşlanmadığı şeyleri adeta vücut diliyle ve yüz ifadesiyle söylemeye çalışır sahibine. Bir bakışıyla uzun uzun ne demek istediği cümlelere dökülür, tehlike sezdiği anda o tehlikeyi bertaraf edene kadar zaptedilmesi zordur. haylazlığı, sessizliği ve vücut dili çok iyi anlatılır. Sanırım bu, kitabın yarı otobiyografik öğeler bulundurmasından kaynaklı olan bir şey. Ancak bir köpek sahibi bunları anlayıp yazabilir düşüncesini hissediyorsunuz.
“Kent ile kırsal arasında kalmış, tarihin yok oluşuna mahkum ettiği idilde sığınak arayan bireyin, Birinci Dünya Savaşı’yla değişime uğrayan Avrupa burjuvazisinin yaşam deneyimine ilişkin bir tasviri” diye son üç sayfaya sıkıştırılan bir metin var. Daha çok macera ve tabiatın tasviri yönünden duygunun geçtiğini söyleyebilirim.

İlk evcilleştirilen hayvan olan köpekler, tarih boyunca insanların yolculuklarında, göçlerinde bir korunak, bir yoldaş, bir dost olmuşlardır. Yeryüzünde belki en iyi ‘sadakat’ timsali olan bu canlı, dünyada iyi şeylerin hala var olduğunu göstererek, kendisine bahşedilen sadakat ve bağlılığı hayatı boyunca sunar insanlara. Yaşamsal içgüdülerindeki vahşilik çıkar gün yüzüne kimi zaman. Bir şey hoşuna gitmesin, onu tutmak zorundadır. İnsanda irade var olduğu gibi onlarda da içgüdü, hissetme vardır. Aklı selim geçinmemize rağmen içimizdeki melun çoğu zaman dışa vurur kendini. Ne var ki bir köpek gelebilir bunun üstesinden. Köpeğin sert dişleri, tabiatı çöplüğe çeviren, iyi ilişkileri çıkar uğruna yapan, içten pazarlı insanın nefs-i iradesinden daha korkutucu değildir.

Ağızlarda hakaret mahiyeti taşıyan bu canlıyı kullanan o kadar fazla ki… Ufacık bir baş okşamayla bile çoğu insanın sahip olamadığı, olmak için adım atmadığı sonsuz bir sevgiyi sunar karşısındakine. Kendilerine nasıl tavır takınıldığını hisseder, çocuk ve kadınlar yetişkin erkeklerden ayrılarak daha bir titiz, ayrı bir yaklaşım oluşturur. Bunu yapmayan bir köpeğin yetiştirilme tarzının yanlış olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Köpek denilince aklıma direkt tür olarak Pitbull geliyor. Haberlerin ortaya attığı 'Pitbull dehşeti' manşetleri yüzünden Pitbull denilince saldırgan ve huysuz bir köpek türü olarak algılarız. Sokak köşelerinde binbir peşmudelik içinde boş gezen kişilerin elinde köpek görünce gerçekten üzülüyorum. Son derece uysal ve arkadaş canlısı olan, hatta Avrupa’da dadı olarak kullanılan Pitbull cinsini aşırı agresif ve saldırgan bir yapıya dönüştüren şeyler ancak bir dayak, aç bırakma, dövüştürme veya onu kızdıracak hareketlerdir. Birçok kişi tarafından yaygınlaştırılan bir şey bu, asıl dehşeti sağlayan hayvanı o dereceye getiren sahiplerinin yetiştirme tarzından başka bir şey değil. Çok tehlikeli saldırı aracına dönüşüyor bu kötü ellerde ne yazık ki.

Tabiat, köpek ve insan ortamında geçen üçlüyü seviyorum. Güzel bir otobiyografik kitap gerçekten.
Yaşanılan bir dünyadaysak, çocukların, yaşlıların, biraz da köpeklerin sayesinde olduğunu unutuyoruz.
Hep var ol ey dost.
Uzun öykü olan bu kısa fakat tasvir ve betimlemeleri ile roman tarzında olan Thomas Mann'ın kitabı av kırması Bauschan ile olan birlikteliğini anlatıyor...

Thomas Mann'ın köpeği olan, biraz şapşal biraz hassas ama efendisini çok seven Bauschan'ı o kadar güzel anlatıyor ki, betimlemeleri okurken, ormanda onlarla beraber geziye çıkıyorsunuz. Ava gittiklerinde Bauschan'ın becerisizliklerini ama sevimliliği ile sahibine olan sadakatini de gözlemliyorsunuz...

Bauschan avlar da hiç bir varlık gösteremese de, diyalogları sanki onların yanındaymışcasına gülümseyerek izliyormuşsunuz hissini yaşamanıza sebep oluyor...

Bir köpeğin sahibi ile olan derin bağını ve konuşmasalar da iletişimlerini hareketleri ile anlatan ve birbirlerine kızsalar da, birbirlerinden vazgeçemeyişlerini edebi anlatımını okurken, her canlının insan yüreğinde sahip olabileceği sevgiyi hissedeceksiniz...

Bauschan ve Thomas Mann'ın merak uyandıran dünyası aldığı ödülü sonuna kadar hak etmiş...

Yazarın bu eseri, her ne kadar sadece köpeğinin karakterini ve kendisi ile olan iletişimini konu alıyor gibi görünse de, bir konu üzerine sayfalarca tasvirin nasıl yazılacağının örneğini okurlarına sunuyor...

Tasvir ve uzun betimlemelerden sıkılmayan tüm okurlara tavsiye ederim. Gülümseyip, düşünmenize sebep olacak bu eser, köpeklerin de dünyasına farklı bir pencereden bakmanızı sağlayacak...
Kuşların cıvıltısı beni vakitlice uyandırabildiyse, günün ilk öğününden önce şapkamı almadan yarım saat açık havaya, evin önündeki ağaçlı yola çıkarak, bazen de daha uzaktaki yeşil alanlara giderek taze sabah havasından birkaç nefes çekmeyi ve işe güce dalmadan önce erken saatlerin berraklığının verdiği keyfe biraz ortak olmayı severim.
Thomas Mann
Sayfa 9 - Can Yayınları - 2015. 1. Basım, Çeviren: Esen Tezel
Bense yoluma devam ederim, gördüklerim hafiften içimi ürpertmiştir ama hemen ardından hayatın kaba komedisi toparlanmamı sağlar.
Thomas Mann
Sayfa 79 - Can Yayınları - 2015. 1. Basım, Çeviren: Esen Tezel
Önünde uzanan güne güçlü bir güvenle bakar yine de ona başlayıp başlamama konusunda keyifli bir tereddüt yaşarsın; rüya ile başlamakta olan gün arasındaki sıra dışı, üzerinde hak iddia edilmeyen, dertsiz tasasız, göstermiş olduğun ahlaki davranışların ödülü olan bir zaman diliminin efendisi olursun.
Başımı kaldırıp gökyüzüne, narin ve yumuşak yaprak öbeklerinin derinlerine bakarım, sinirlerim yatışır, ağırbaşlılık ve sükunet ruhuma geri gelir.
"Zaman ve unutuş olayın üstünü örttü, biz de aslen bütün hayatın temeli olan o örtünün üzerinde yaşamaya devam ettik."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Efendi ile Köpeği
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725661
Kitabın türü:
Çeviri:
Esen Tezel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Thomas Mann'ın 1919 yılında yayımlanan ve otobiyografik öğeler barındıran anlatısı, Mann ailesiyle yaşamış av köpeği kırması Bauschan ve sahibi ekseninde temellenir. Yazar, salt büyük bir romancı değil, aynı zamanda daha küçük metin türlerinin de üstadı olduğunu bir kez daha hissettirdiği bu anlatısında olağanüstü canlı, titiz ve ayrıntılı, yer yer mizah yüklü betimlemeleriyle pastoral bir portre çizer okuruna. Okur, Bauschan ve sahibiyle birlikte Münih'te nehir kıyısında ve kentin yeşil alanlarında günlük gezintilere çıkar, Bauschan'ın fiziksel ve karakteristik özelliklerine yakından bakma fırsatına sahip olur; köpek ile sahibinin arasındaki ilişkiye tanıklık eder: Bauschan'ın öyküsü, köpeğin, insanın yaşam alanının bu denli içinde olmasına karşın ona hâlâ ne kadar yabancı olduğunu anlatır.

Modern edebiyata içkin alegori ve parodi unsurlarının izlerini sürebileceğimiz Efendi ile Köpeği, kent ile kırsal arasında kalmış, tarihin yok oluşa mahkûm ettiği idilde sığınak arayan bireyin, Birinci Dünya Savaşı'yla değişime uğrayan Avrupa burjuvazisinin yaşam deneyimine ilişkin bir tasvir olarak da okunabilir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Ali Burak Subaşı
  • Ebru
  • Platon
  • Ali Yalçın
  • Ezgi Turhan
  • Irem Orhan
  • Eda Gülberk
  • Harun
  • Hot-ice
  • Necmettin Zafer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (3)
9
%0
8
%10 (1)
7
%40 (4)
6
%0
5
%20 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0