Çünkü düşe kalka ilerlediği bu yaşam denilen yolculukta, yaptığı hata ve yanlışlıklar ona şunu öğretti: Biz insanlar genellikle güzeli, iyi ve erdemi değil, bastırılan, mükemmel olmayan, sinirli, yaşamda dişlerini göstererek bizle kavga eden şeyleri daha çok seviyoruz, ki bunlar erdem ve uyum değil, hata ve isyan dolu şeyler.
Ne kadar büyük bir çelişki bu? Birini hem seveceksin hem de onu kasıtlı olarak kırarak yola getireceksin, bu insanın kendi kendine zulmetmesi gibi bir şey.