Bahar

Puan vermedi·336 syf.··
2025 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 17:37
Milan Kundera ile tanışma kitabım oldu var olmanın dayanılmaz hafifliği. Bir felsefe düşünce kitabı ancak oldukça akıcı ilerliyor, sizi ağır düşüncelere maruz bırakmıyor. Kitabı genel olarak sevemedim maalesef, bunun nedeninden önce sevdiğim yönlerinden başlamak istiyorum. Kitapta aynı anda pek çok farklı konu okuyoruz. Karakterlerin iç hesaplaşmaları ile beraber varlığı felsefi olarak ağırlığı ve hafifliği sorguluyoruz. Bunun yanında Sovyetin Çekslovakya'yı işgali sonucu insanların yurtlarını terk etmek zorunda kalmaları, işgal ile beraber yaşanan toplumsal sorunları görüyoruz. Tüm bu konular birbiri ile ilişkili biçimde çok iyi verilmişti. Biz karakterlerin hayatlarına odaklanırken alt konuda bir savaş ortamını, işgalin insanlar üzerindeki etkilerini çok iyi gördük. Evet bu durumların hepsi güzeldi ancak kitapta insan ilişkilerinin büyük çoğunlukla cinsellik üzerinden verilmesi okurken beni çok rahatsız etti. Çarpık ilişkiler çok açık şekilde verilmişti. Kahramanlarımızın aile ilişkileri, sadakatsizlikleri, bağlanmaları, kaçışları gibi davranışlarını çocuklukları ve geçmiş yaşantıları ile ilişkili oluşunu da görebiliyoruz. Ama tüm bu ilişkileri yalnızca cinsellik üzerinden veriyor sanki yazarımız. Karakterler arasında kurulan iletişim yalnızca cinsellik üzerine olmasaydı, keşke karakterlerin duygularına varolmamın dayanılmaz hafifliğine odaklanabilseydim ancak felsefe yönü geri planda kaldı benim için.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam
9/10
·1552 syf.··
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 23:28
Yıllardır kitaplığımda bekletmiştim ama büyük hata etmişim. Beklediğimden hızlı bitirdim ve bir o kadar daha olsa keyifle okurdum heralde. Kalınlığı nedeniyle bekletenler hemen okusun diyorum. Ben en son bu kadar kalın olup aynı zamanda akıcı olan hangi klasiği okudum hatırlamıyorum inanın. Her gün sevdiğim bir dizinin yeni bölümü gelmiş gibi okudum. Kitabı okuduğum süre boyunca okurlardan kitapla ilgili hep güzel yorumlar aldım ve beğenmeyeni henüz görmedim. 1844 yılında yazılmış bir romanın günümüzde herkes tarafından beğenilmesi ve bizi bu denli etkiliyor olması da klasiklerin bir güzelliği olsa gerek. Kitap bittikten sonra hikayeyi, karakterleri özledigimi fark ettim ve biraz daha devam etsin isterdim. Heyecanlı, sürükleyici ve etkileyici bir yolculuktu. Uçsuz bucaksız okyanuslarda gemi yolculukları, korkutucu ada hapishanesi, soğuk zindan duvarları, kayalıkları hazinelerle dolu adalar, renkli Roma karnavalı, Paris sosyetesi ile balolar.. bu kitapta kendimizi aniden farklı mekanlarda bulabiliriz, bir anda yeni bir karakterle karşılaşabiliriz. Sürükleyici, katmanlı kurgusu ve unutulmaz karakterleriyle bu degişikliklere hemen alışıyoruz. Haksız yere hapis yatan denizci Edmond Dantes'in intikam hikayesini okuyoruz kitapta. Ancak Edmond'ın intikam hırsının, adaleti sağlamak amacıyla çıktığı bu yolda onu giderek yıprattığı ve yıkıcı bir hal aldığını görüyoruz. Edmond'ın intikam duygusu sonunda onun vicdani sorgulamalarını başlatıyor. İntikam adaleti sağlar mı diye düşündürüyor.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
8/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 23:38
Magda Szabo’dan okuduğum ikinci kitap Yavru Ceylan. Yazar ile Kapı kitabıyla tanışmıştım ve çok sevmiştim, Yavru Ceylan da beni şaşırtmadı beğendiğim bir okuma oldu. Kitapta başarılı bir aktris olan Ezster seçkin bir ailenin çocuğu iken yoksul düşmüş hayatını iç monolog şeklinde çocukluğuna dönerek hem bugün hem geçmiş arasında gitgellerle anlatıyor. Karakterin zihninin derinliklerine giriyoruz okurken. Yazarın cümleleri çok basit süsten uzak ancak hissettirdikleri çok yoğun duygular. Karakterin çocukluğunda yaşadığı kıskançlık, öfke ve utanç duygularının yetişkinlik dönemindeki yaşamını ne kadar etkilediğini, ilişkilerindeki tatminsizlik ve mutsuzluğunun nedenini oluşturduğunu çok güzel gösteriyor. Bir kadının psikolojik portresini çiziyor bize Yavru Ceylan.
Yavru CeylanMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2022676 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 11:43
Amin Maalouf’un kalemini seviyorum, Afrikalı Leo yazardan okuduğum üçüncü kitap oldu. Başlarda yavaş ilerleyeceğini düşündüğüm kitap bir anda akıp gitti. Roman, 16. yüzyılda yaşamış gerçek bir tarihsel kişilik olan Hasan el-Vazzan’ın hayat hikayesi üzerine yazılmış. Müslüman bir ailede doğan Hasan doğduğu yer Granada’nın düşüşü ile Fas’a göç etmek zorunda kalıyor. Çocukken çıktığı yolculuk hayatı boyunca devam ediyor; Kuzey Afrika, Sahra, Kahire, Mekke, İstanbul gibi pek çok yeri gezerek her gittiği yerde farklı kültürleri tanıyor. Dönemin Müslüman, Hristiyan ve Yahudi dünyalarının çatışmalarını gösteriyor. Bir yolculuğu sırasında korsanlar tarafından yakalanarak Roma’ya Papa’nın sarayına götürülüyor. Burada özgürlüğü karşılığında Hristiyanlığı kabul ederek adı Johannes Leo oluyor. Hasan’ın hayatı üzerinden sürgün, göç, kimlik, dinler ve kültürler temalarını işliyor yazar. Hasanın kırk yıl süren yolculukları bize ırk din fark etmeden insan olmanın önemini çok güzel anlatıyor. “Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hıristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine Tanrı’nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir, O'nun yüreği de çok geniştir.” (s.373)
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 47. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 23:02
Roman Hindistan’ın Kerala eyaletinde ikiz kardeşler Estha ve Rahel’in çocukluk anıları etrafında şekilleniyor. Kitapta çocukların ailesinde yaşanan küçük önemsiz görülen tercihler ve olaylar sonucunda hayatlarındaki dramatik değişimi okuyoruz. Ailenin merkezinde, toplumsal kurallara uymadığı için hayatı altüst olan ikizlerin annesi Ammu yer alıyor. Ammu’nun hikayesi ile yasak aşk, sınıf ayrımı, kast sistemi, aile sırları ve travma gibi temalar işleniyor. Roman, büyük felaketleri değil, küçük bakışları, çocukça sevinçleri, sessiz anları anlatıyor. Bu küçük anlarsa hayatımızı değiştirebiliyor. Yazarın dili hem şiirsel hem de yoğun bir anlatıma sahipti. Roman sık sık zaman atlamalarıyla ilerliyor, zamanda gelecek geçmiş arası geçişler zorlayabiliyor okuru. Bazen dikkatli bir okuma gerektiriyor hikayeyi anlamak için. Baştan sona hiç sıkmadan keyifle okudum, tavsiyedir.
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,744 okunma
Reklam