Venedik'te Ölüm Uzun Öykü

7,1/10  (58 Oy) · 
162 okunma  · 
33 beğeni  · 
1.483 gösterim
20. yüzyılın en büyük Alman romancısı Thomas Mann’ın yazarlık yaşamında, Buddenbrooklar, Büyülü Dağ ve Doktor Faustus gibi büyük romanların yanı sıra Venedik’te Ölüm’ün de benzersiz bir yeri vardır. 1929’da Nobel Edebiyat Ödü­lü’ne değer görülen Mann, I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde yayınlanan Venedik’te Ölüm adlı bu uzun öyküsünde, sanatçının trajik çıkmazını işler: Yorucu bir çalışmanın ardından gerilimlerinden kurtulmak için Venedik’e giden ünlü yazar Aschenbach, genç Polonyalı Tadzio’nun olağanüstü güzelliği karşısında büyülenir. Salgın hastalık kenti sarınca da, tutkularına yenilerek ölüm isteğine teslim olur. Aşk ve ölüm simgeleri, Mann’ın yazarlık yaşamında bir dönemi kapayan bu yapıtın derin duyarlılığının temel öğelerini oluşturur. Güzellik, belki de sanat, yaşamı yok edici bir işlev yüklenir. Luchino Visconti’nin sinemaya da uyarladığı bu ölümsüz romanı, Behçet Necatigil’in ölümsüz çevirisiyle sunuyoruz.

Ödüller: 1929 Nobel Edebiyat Ödülü
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    109
  • ISBN:
    9789750707162
  • Orijinal Adı:
    Der Tod Venedig
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
fazi 
04 Haz 16:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Thomas Mann adını duyunca aklınıza gelen ilk kitap büyük olasılıkla Venedik'te Ölüm olacaktır.
Ben de bunu bilerek, önce Dolandırıcı Felix Krull'un Itirafları'nı okuyup yazarı biraz tanıyarak ve sonra araştırarak Venedik'te Ölüm'e geçtim. Çünkü bir anda bu eseri okursam bir şeylerin eksik kalacağını düşündüm.
Kısa bir internet araştırmasıyla, Venedik'te Ölüm'ün başlarda Goethe öyküsü olarak tasarlandığını, fakat sonra Goethe model kabul edilerek Gustav von Aschenbach karakterinin yaratıldığını okudum.
Kahramanın çocukluk yıllarında yaşadıklarına değinen yazar, büyüme çağlarını ve sanatçı olmaya karar verişini de anlatıyor eserde.
Konu ise şöyle; Verimsiz bir döneme giren Aschenbach, Venedik'te dinlenmeyi amaçlar. Ancak bu gezide karşısına 'Yunan tanrılarına' benzettiği Polonyalı on üç - on dört yaşlarında genç Tadzio çıkar. Öyküde uzun betimlemelerle Tadzio'nun güzelliğinden bahseder yazar. Onu izlemeye ve günlerini bu şekilde geçirmeye başlar. Aschenbach Tadzio'ya kendini kaptırır, onun güzelliğini överken kendi yaşlılığından da nefret etmeye başlar..
Okurken birçok betimlemenin kullanıldığını göreceğiniz eserde, bu sayede karakterler hakkında fikir sahibi olacaksınız. En sevdiğim şeylerden biridir karakterleri gözümde canlandırabilmek, bu nedenle okurken hayli zevk aldım bu kısımlarda.
Bir de değinmek istediğim şey, internette eserin 'çerezlik' olduğuna dair okuduğum yorumlar.. Üzülerek burada da bazı kitaplar hakkında bu manasız benzetmenin yapıldığına şahit oldum.. Eserleri sadece kısa olduğu için, 'çerezlik' olarak tanımlayan sığ düşünceli kişilerin, bu yorumları listelerin üst sıralarında gezen ve okuyana hiçbir şey kazandırmayan kitaplara yapmalarını tavsiye ediyorum. Zira Venedik'te Ölüm, derin duygular barındıran hayranlıkların zamanla hastalıklı ve ölümcül bir hal almasını okuyucuya unutamayacağı bir şekilde aktaran çok önemli bir eser..

Hayriye Gül 
 30 Oca 21:31 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Thomas Mann ile tanışma kitabım oldu Venedik'te Ölüm. Kitabı aldıktan sonra bitirme süremin en uzun olduğu kitap. Üç defa başladım ve hepsinde de yarım bıraktım, gitmedi, okuyamadım kitabı en iyisi ara vermek diye düşündüm; kitabı bitirmeye gayret etseydim Thomas Mann'ı bir daha okumaz, bu büyük yazardan mahrum kalırdım. Hani diyoruz ya '' her kitabın bir zamanı vardır'' bu kitapta zamanı olan kitaplardan.

Yeniden başlayınca eski bir arkadaşımı görmüş gibi oldum ve hemen hasret giderdim kendisiyle. Evet kitap akıcı değil, konu durağan, uzun ve anlamak için dikkat verilmesi gereken betimlemeler, nereye gittiğini sorguladığınız cümleler var, evet konu eleştiriye çok açık ve sarsıcı ama bunlar kitabı okumaya engel değil. Yazar anlatmak istediğini aşırıya kaçmadan, amacının dışına çıkmadan o kadar etkileyici anlatıyor ki, kitabın sonunda yazara hayranlığınız artıyor.

Tutkularımız ne kadar bizim kontrolümüzde ? Kontrol edemediğimiz tutkularımızın sonucu ne olur ? Güzellik -hele ki aklımızı baştan alacak kadar güzel olan- bizlere neler yaptırır ? Bu soruların cevabı için Venedik'te Ölüme bekleniyorsunuz. Keyifli okumalar.

Onur Erol 
02 Oca 11:09 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Aschenbach saygın bir yazardır. Venedik'e tatile gitmiştir. Fakat bir gün o ideal güzellik karşısında dehşete düşüp, tutkularının esiri olur. Yunan tanrıyla isimlendirdiği bir heykel bir sanat eseri diye tasvir ettiği bu güzellik onun hangi yollara sokacaktır. Tutkuları kendi sonunu mu getirecektir? Luchino Visconti tarafından sinemaya da aktarılan eseri mutlaka okuyun derim..

mehmet temiz 
 23 Mar 18:37 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Thomas Mann 'ın okuduğum ilk kitabı.5 gün önce okumama rağmen kitap hakkında bir şeyler yazmak için bir türlü hiç istek duymadım.sanırım,1929 yılı nobel ödülünü almış olan yazarın kitaplarını okumaya bu kitabıyla başlamak,benim için büyük talihsizlikti.kitap her yönüyle zor bir kitap.okuması zor,konusunu okuması daha da zor,inceleme yazılması ise en zor olan bir eser.bir defa çok uzun cümlelerle yazılmış,felsefi açıklamalar mevcut.hele ilk 20 sayfayı geçmek bayağı güç.sonra hikaye başlıyor ama toplumun hiç bir ferdinin kabul edemeyeceği düzeyde gelişiyor.bulunduğu yerde çalışmaktan sıkılan veya yorulan,yaşını başını almış bir erkek yazarın venedik'e tatile gelmesi,orada gördüğü bir erkek çocuğun güzelliği karşısında etkilenmesi ve sonrasında gelişen olaylar...vs..tabii aralarda bol bol felsefi içsel açıklamalar.Geçmişte, böyle bir kitap yazmış birine(kitap 1912 de yazılmış,ödül 1929 da verilmiş) neden Nobel ödülü versinler,bunda, benim anlamadığım başka bir durum var diye bu bir kaç gün düşündüm.ve en sonunda yazarın bize bu hikayesiyle büyük bir mesaj vermek istediği kanaatine vardım.bana göre kendi mesleğini,sanatını kötü yönde kullanmak suretiyle(erkek çocuğunun güzelliğine olan tutku şeklinde gösterilmiştir), cezbedici büyük menfaatler(para,mevkii..vs )elde edenlerin(kitapta anlatılan bu tür bir güzellikten alınan haz olarak gösterilmiştir),başına nelerin gelebileceği mesajı verilmek istenmiş olabilir diye düşünüyorum. tabiiki bu sadece basit bir okuyucu olarak benim düşüncem.bu kitap hakkında yorum yapmak hele hele benim gibi,edebiyat bilgisi fazla olmayanlara hiç düşmez.bunun bilincindeyim.buradan kimseye okuyun veya okumayın diye hiçbir şey söyleyemem.ama okumak isteyenlere,kitabı anlayabilmeleri veya çözebilmeleri için,sakin ve sessiz bir ortamda,sabırla ve yavaş olarak okumalarını tavsiye edebilirim ancak.

Fatoş Çetiner 
22 Şub 21:23 · Kitabı okudu · 16 günde · Puan vermedi

Kitabın son çeyreğine kadar yazarın ne anlattığına dair kafa yordum. Bitmek tükenmek bilmeyen betimlemelerden ruhum daraldı. Ancak son çeyreğine başladığım an aklıma asla gelmeyen, konduramadığım bir yere vardık. Zaten oraya vardıktan sonra da karakterin kendini haklı çıkarmak üzere anlattığı Yunan Mitolojinden hikayelerle birlikteki düşüncelerini okumak hoşuma gitmedi. Benim gibi kitabı araştırmadan okuyanlar için o konunun ne olduğunu söylemek istemiyorum. Bilmeyenlerin okurken keşfetme hakkını elinden almak hoş olmaz. O yüzden o konu diyerek devam edeceğim. O konunun herhangi haklı bir tarafı olmaz ve zaten buraya varmadan önce bile uzun betimlemelerden dolayı kitabın bana göre olmadığına karar vermiştim. Kitaptaki sadece iki üç cümle dikkatimi çekti. Onun dışında benim için tamamen gereksiz bir kitaptı.

insan_okur 
 13 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Öykünün kahramanı yazar Gustav von Aschenbach'ın artık yoruldum diyerek başka bir yere gitmeliyim diye yola çıktığı ; orada romanın diğer kahramanı Polonyalı yakışıklı, güzel, harikulade bir çocuk olan Tadzio karşısında kayıtsız kalamayıp, tutku ile sonsuza gidişini görüyorsunuz. sanatçılığı, şairliği anlatıp betimlemelerle büyütmüş. Venediği yazarın anlatımıyla gözünüzün önüne getirecek kadar betimlemiş. yazarın dili çok anlaşılır değil. Cümleler uzun, yorucu ama akıcı ve anlamlı. Kesinlikle sakin kafayla okunmalı. Öykü dememeli bence harika bir roman tadı var. Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ı almak artık şart oldu. Zaten okunması gereken eserlerde. Tavsiye ediyorum tabiki. 103 sayfa elinizden kayıp gidecek...

Emre Ö. 
18 Tem 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir sanatçının gözünden güzelliğin tasviri.
Güzelliği merkez alarak Thomas Mann Sanat nedir? Sanatçı nedir? sorularına cevap aramak amacıyla yazılmış bir roman. Fakat bununla birlikte tasvirleri o kadar iyi ki kalemini mükemmeliğe ulaştırmış. Çok beğendim. Çok akışkan, polisiye roman tadında kitap değil.Durağan.Sade ve yalın.Fakat tasvirleri okurken Thomas Mann'a hayran kalacaksınız..
Şöyle mükemmel bir analiz de yapmış:

"Başka maksatlarla yapılsa korkaklık işareti diye kınanacak hareketler, ayaklara kapanmalar, yalvarmalar, yeminler, ricalar, niyazlar, kulluklar, kölelikler, bütün bunlar aşka bir aşağılama düşürmüyor, aksine bunlar yüzünden övgüler alıyordu."

Kaonashi 
12 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

İlk Thomas Mann kitabım ve beğendiğimi söyleyebilirim. 103 sayfalık ince bir kitap olmasına rağmen "okunması için sakin bir ortam ve kafa gereklidir" diyeceğim türden bir içeriğe sahip.

Gustav von Aschenbach adlı başarılı yazar Venedik tatili sırasında "güzelliğin tüm esaslarının" toplandığı 14 yaşındaki Polonyalı Tadzio ile karşılaşıyor ve tutkusunun ve o sırada Venedik'te peydah olan salgının esiri oluyor.

Estetik & güzellik felsefesinin, 40'lı yaşlardaki bir erkeğin 14 yaşındaki bir çocuğa karşı olan pasif tutkusu eşliğinde anlatılmaya çalışılması biraz rahatsız edici bulunabilir ama bu hissi pek almıyorsunuz kitaptan.

CANSU FINDIK 
23 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Güzellik karşısında mutlak direncin olmadığını sıklıkla hatırlatan biraz yorucu fakat enfes bir öykü. Öykünün kahramanı yazar Gustav von Aschenbach'ın "kusursuz" olarak tasvir ettiği Tadzio karşısında kayıtsız kalamayıp, tutku ile sonsuza gidişini görüyorsunuz. Aynı isimde uyarlama ile filminin de izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar, iyi seyirler.

Emine ARSLAN 
30 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

Yazar, güzelliği bir sanatçının gözüyle derinlemesine anlatırkendiğer taraftanda sanatçıları eleştirmekde. Kurgu basit olsada güzellik temasının irdelenmesiyle konu derinleşiyor ve bilinçlere yerleşmiş olan güzellik kavramını sorgulatıyor

2 /

Kitaptan 36 Alıntı

insan_okur 
12 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İnsanlar bir sanat eserini niçin şöhrete eriştirdiklerini bilmezler. Sanat anlayışından yoksun, eserde bunca ilgiyi haklı gösterecek yüzlerce üstünlük bulduklarını düşünürler ama alkışın asıl nedeni, tartıya gelmeyen bir şeydir: yakınlık duygusu!

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 23 - Can Yayınları)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 23 - Can Yayınları)
Emre Ö. 
18 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Çünkü insan insanı, hakkında bir yargıda bulunamadığı sürece sever, yüceltir; özlem, eksik tanımanın bir sonucudur.

Venedik'te Ölüm, Thomas MannVenedik'te Ölüm, Thomas Mann
İlayda G. 
07 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yalnızlık
Yalnızlık özgünlüğü, o cesurca ve yadırgatıcı güzelliği, şiiri yaratır. Yalnızlık aynı zamanda ters, orantısız ve saçma olanı, izin verilmeyeni de yaratır.

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 40)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 40)
Emre Ö. 
18 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kusursuz uğruna didinen, mükemmelde dinlenmeye can atar; hiçlikse mükemmelin bir biçimi değil midir?

Venedik'te Ölüm, Thomas MannVenedik'te Ölüm, Thomas Mann

Güzellik karşısında cesaretimizi kırıp havalardaki başımızı yere eğdiren, Tanrı'dır kuşkusuz...

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 69)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 69)

Bu atılım onu gersin geri götürecek, onu asıl kişiliğine iade edecekti; şu da var ki kendinden uzaklaşmış bir kimse için, tekrar kendini bulmaktan daha sıkıntılı bir şey olur muydu?

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 92)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 92)
fazi 
04 Haz 15:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Birbirleriyle sadece göz aşinası olan, her gün, hatta her saat karşılaştıkları, birbirlerini inceledikleri halde, adetlerin hükmüne ya da kendi kuruntularına tabi olarak ne selam ne konuşma, görünüşte kayıtsız bir yabancılığı devam ettirmek zorunda kalan insanlar arasındaki ilişkiden daha garip, daha nazik bir şey olur mu?"

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Can Sanat Yayınları , E-kitap 1. Sürüm Ocak 2014)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Can Sanat Yayınları , E-kitap 1. Sürüm Ocak 2014)
Umay 
09 Nis 22:44 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Aschenbach azaplar içinde, gitmek kadar geri dönmenin de imkansız olduğunu görüyordu.

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 59 - Can yayınları)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 59 - Can yayınları)
seher 
 30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çünkü kader karşısında vakar; ıstırap karşısında kibarlık yalnız katlanma anlamına gelmez, o aktif bir başarı, olumlu bir zaferdir.

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 23)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 23)
Ali Yalçın 
 13 Şub 23:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İncenin incesi bir fikir: sevenin sevilenden daha tanrısal olduğunu, çünkü tanrının sevilende değil, sevende bulunduğunu söyledi."

Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 67)Venedik'te Ölüm, Thomas Mann (Sayfa 67)
4 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” demiş Süreya’lardan Cemal. Okuduktan sonra kendi içinizde özümseyeceğiniz, arkadaşlarınızla kritiğini yapacağınız, altı çizili cümlelerinizi temize geçireceğiniz o kadar fazla kitap var ki. Bu galeriyle sizlere fiziksel anlamda biraz yardım etmiş olacağım. Üstelik bu galeriyi incelediğinizde ağzını yaya yaya ”Bu tuğla gibi kitapları nasıl okuyorsunuz?” diyen arkadaşların tezlerini de çürütmüş olacaksınız. İşte size dünyaca ünlü yazarların duyu belleklerinden süzüp gelen 10 muazzam kitap.