Venedik'te Ölüm

Thomas Mann
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

1/10
·104 syf.··
2021 34. kitabı
Rahatsız edici! Birçok kişi tarafından bir 'başyapıt' ilan edilmesi ise daha da rahatsız edici. Kitabın ilk kısmı ağır cümlelerle birlikte çok hoştu. Sanat ve güzelliğe dair gerçekten ince fikirlerle başlıyor ve hikayeye nasıl bağlayacağını anlayamıyorsunuz. Yazarımız hayatının sonuna yaklaştığını düşünerek bir yolculuğa çıkma arzusu duyuyor aniden ve kendini Venedik'te buluyor. Venedik'te ise hiç görmediği bir güzelliğe aşık oluyor. Eee, ne güzel hikaye değil mi? Bu güzelliğin 14 yaşında Polonya'lı bir erkek çocuğu olduğunu okuyana kadar bekleyin. Yazar bunu sanata duyulan aşk diye tanımlasa da, çocuğun asla konuşmaması ve sadece ona duyulan muazzam sevgiden bahsedilmesi, çocuğun hareketleri, gülüşü, sahilden gelişi, vücudu vs. oldukça nesneleştirilmiş ve sanat adı altında buram buram pedofili kokuyor. Yazarın onunla göz göze geldikten sonra ifade ettiği duygular, çocuk hakkında bir bölümde 'ilahına' diye bahsetmesi, boşluğa fısıldanan 'seni seviyorum' gerçekten dayanamadım yani. Kitap bittikten sonra yaptığım araştırmada; "sanatın en yalın hali" gibi birçok yorumla beraber benimle aynı fikirde olan binlerce kişi de gördüm. Üstelik kitabın başında sanat ve mitoloji betimlemeleri ile çocuğu sevdiğini söyleyen yazar sonuna doğru bu sapkınlığı kabul eder gibi cümleler kurmaya başlamış. Şu alıntıyla açıklamaya çalışayım; "Görüyorsun ya, biz şairler ne bilge olabiliriz ne de onurlu! Doğru yoldan sapmamızın, zevk ve eğlenceye düşkün ve duygularının kurbanı birer serüvenci olup çıkmamızın bir zorunluluk olduğunu görüyorsun ya? Üslubumuzdaki usta tavrı, yalan ve çılgınlıktır, itibarımız, payemiz ise bir komedya; halkın bize gösterdiği güven son derece gülünçtür; halkın ve gençliğin sanatla eğitilebileceği düşüncesi, yasak edilmesi gereken tehlikeli bir girişimdir. Çünkü
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
İhtiyar Aschenbach'in acıları
9/10
·104 syf.··
2023 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 14:22
Güzel ahlak muhafızları burdalar mı? O halde baharat, mayonez, kahve , et ve gazlı içecekler gibi şehvet uyandırıcı şeyleri bir kenara bırakıp incelememize başlayabiliriz. (Mesir macunu, ejder meyvesi ve medine hurması hariç) Kitaba başlamadan önce küçük çaplı bir araştırma yaptım ve gözlemlediğim kadarıyla 1929 Nobel ödüllü yazarın, bu kitapta işlediği konu itibariyle pedofilik bir vaka üzerinden okurlarca çarmıha gönderildiği şahit oldum. Açıkçası bu durum beni de rahatsız ettiği için okumakla okumamak arasında kaldım. Bereket versin ki biz; Nihat Doğan'ın "benim olmazsan taciz ederim" şarkısının çınladığı bir zamanın kanlı canlı evlatlarıyız.Yani mide bulatılarına karşı bağışıklığımız gayet yerinde. Tüm ceseretimi topladım ve okumuş bulundum. Bu sayede de iyiki de okumuşum dediğim ender kitaplar arasında yerini aldı. Spoiler vermeden: Asalet ünvanıyla da onurlandırılmış olan Aschenbach adında 50 yaşlarında ünlü bir sanatçının inzivaya çekilme isteğiyle yolu Venedik'e düşer. Kalmış olduğu otelde Tadzio adında henüz ondördünde bir Polonyalıyla karşılaşır ve olaylar bu şekide başlar. Burda gözden kaçan önemli husus var ki Aschenbach'in geçmişinden kaynaklı derin bir boşlukta bulunması ve kültürel olarak mitolojik zamanlardan kalma sanrılarla yaşamasıdır. Bu durumu güzellik ve estetik gibi tanrısal vasıfların baş karakterin gözünde hayat bulmasıyla beraber; tabuların, ahlak ve erdemin bir nebze ihlali şeklinde yorumlayabiliriz. Bu süreçte Aschenbach, yüreğinde vuku bulan istençten çok gözlerinde hayranlık uyandıran mistik bir durum üzerinden şehri esir alan salgınla beraber kendi vakur ölümüne kadar olayı idare etmeye gayret göstermekte, duygularını dizginlemeye çabalamaktadır. Güzellik ve sanatla haşir neşir olmuş bir ruhun erken dönem
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
Tanrı, sevilende değil, sevende..
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2022 123. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2022 20:02
Çevirisini Behçet Necatigil’in yaptığı bir novella Venedik’te Ölüm. Karakter Gustav von Aschenbach, biraz nefes almak, yaşadığı sanatsal sıkışmışlığı aşmak için Venedik’e tatile gidiyor. Gelsin Akdeniz mavisi, limon çiçeği kokusu, romantizm. Yazar da Allahı varmış, veriyor isteneni! Al diyor, sana romantizm: çürümüş su ve küf kokusu eşliğinde ölüm, salgın hastalık, kirli hesaplar ve gizlenen arzular. Üstü kalsın. Karakterin içinde bulunduğu sıkışmayla, Avrupa’nın içinde bulunduğu kültürel sıkışmayı paralellik kurarak anlatıyor Mann. Ölüm ve yaşamı kafa kafaya çatıyor, gençlik ve yaşlılığı kafa ve kafaya..Ve güzelim Akdeniz mavisi düşünü küf ve çürümüşlükle kucak kucağa oturtuyor. Tüm bu zıtlıkları kullanırken altını mitolojiden bir harçla dolduruyor ki, bu ne zenginlik diyor insan. Mitoloji bilgisi fakir biri olduğum için, bu neye karşılık düşüyor diye bakınırken enteresan bir bilgiye rastladım. Bir görüşe göre Venedik’te Ölüm, Euripides’in Bakkhalar kitabının bir uyarlaması. Okuyanlara sormak lazım, öyle mi sahiden? Kitapla ilgili yorumların çoğunda karakterin Tadzio’ya duyduğu tutkuyu pedofilinin sahillerinde dolaşmak olarak değerlendiren çok fazla yazı okudum. Kitapta vurgulanan şey fiziksel bir güzelliğin yarattığı bir aşk hikayesi değil bana göre. Tadzio’da sonutlanan güzelliğin yarattığı mutluluk. Öyle ki, Kolera salgınından kaçmaya bile çalışmıyor karakter. Hayata, onun güzelliklerine tutunmak için ölüme kucak açarak kusursuz bir trajedi yaratıyor. "...kurnaz gönül avcısı, incenin incesi bir fikir: sevenin sevilenden daha tanrısal olduğu, çünkü tanrının sevilende değil, sevende bulunduğu fikrini söyledi..." alıntısı bu tartışmanın yersizliğine bir zerre omuz versin dilerim. Keyifli okumalar..
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
9/10
·109 syf.··
2017 157. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2017 16:46
Thomas Mann adını duyunca aklınıza gelen ilk kitap büyük olasılıkla Venedik'te Ölüm olacaktır. Ben de bunu bilerek, önce Dolandırıcı Felix Krull'un Itirafları'nı okuyup yazarı biraz tanıyarak ve sonra araştırarak Venedik'te Ölüm'e geçtim. Çünkü bir anda bu eseri okursam bir şeylerin eksik kalacağını düşündüm. Kısa bir internet araştırmasıyla, Venedik'te Ölüm'ün başlarda Goethe öyküsü olarak tasarlandığını, fakat sonra Goethe model kabul edilerek Gustav von Aschenbach karakterinin yaratıldığını okudum. Kahramanın çocukluk yıllarında yaşadıklarına değinen yazar, büyüme çağlarını ve sanatçı olmaya karar verişini de anlatıyor eserde. Konu ise şöyle; Verimsiz bir döneme giren Aschenbach, Venedik'te dinlenmeyi amaçlar. Ancak bu gezide karşısına 'Yunan tanrılarına' benzettiği Polonyalı on üç - on dört yaşlarında genç Tadzio çıkar. Öyküde uzun betimlemelerle Tadzio'nun güzelliğinden bahseder yazar. Onu izlemeye ve günlerini bu şekilde geçirmeye başlar. Aschenbach Tadzio'ya kendini kaptırır, onun güzelliğini överken kendi yaşlılığından da nefret etmeye başlar.. Okurken birçok betimlemenin kullanıldığını göreceğiniz eserde, bu sayede karakterler hakkında fikir sahibi olacaksınız. En sevdiğim şeylerden biridir karakterleri gözümde canlandırabilmek, bu nedenle okurken hayli zevk aldım bu kısımlarda. Bir de değinmek istediğim şey, internette eserin 'çerezlik' olduğuna dair okuduğum yorumlar.. Üzülerek burada da bazı kitaplar hakkında bu manasız benzetmenin yapıldığına şahit oldum.. Eserleri sadece kısa olduğu için, 'çerezlik' olarak tanımlayan sığ düşünceli kişilerin, bu yorumları listelerin üst sıralarında gezen ve okuyana hiçbir şey kazandırmayan kitaplara yapmalarını tavsiye ediyorum. Zira Venedik'te Ölüm, derin duygular barındıran hayranlıkların zamanla hastalıklı ve ölümcül
Edebiyat
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
BİR HİKÂYEDEN ÇOK DAHA FAZLASI
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 92. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2020 17:02
Apollon, Antik Yunan'da Güneşin, ateşin, şiirin, ışığın ve 'gerçeğin' tanrısıdir; kehanet yapar, bilicilik özelliği vardır. Bununla birlikte, Orfe öğretisinde sezgi, ilham ve 'vicdan' sembolüdür. Kitabın baş karakteri Gustave von Aschenbach da Apollon özellikleri gösteren, romanda onunla özdeşleştirilen bir karakterdir. Ünlü ve saygın bir yazardır. Bununla birlikte, yaşlanmaya başlanmasıyla edebi manada tıkanma noktasına gelmiş ve ilham aramak için daha önce de yolunun düştüğü Venedik'e gelmiştir. Kumsalda, Polonyalı bir ailenin on dört yaşındaki Tadzio adındaki çocuğunu görünce, adeta büyülenir. Aynı otelde kalırlar ve Gustave sürekli onu izlemeye başlar. Yer yer detaylı tasvirlerle Tadzio, Gusvate'in gözünden anlatılır. Kitaba yapılan incelemelerin bir kısmında, salt bu noktaya dikkat kesilerek olumsuz yorumlar yapıldığını gördüm. Adı üstünde bir yorumdur ama benim takıldığım nokta, "herkes" ifadesiyle duyulan rahatsızlığın genelleştirilmesi ve yorumun öznel niteliğini kaybetmesidir. Şahsen ben bu anlatımlardan rahatsız olmadım. Bunun iki nedeni var; birincisi edebiyatta her konu işlenebilir ve genel olarak da sansüre karşıyım, buna rağmen rahatsız da olabilirdim. Yani bu, direkt rahatsız olmama nedeni teşkil etmiyor. Asıl neden, hikayenin bence anlatmak istediğinin farklı olmasıdır. Thomas Mann, Nietzsche'den etkilenmiş bir yazardır. Buna dair öğelere Büyülü Dağ kıtabinda da rastlamıştım ama Venedik'te Ölüm, direkt olarak Nietzsche'nin ele alıp üzerine kitap yazdığı ve felsefesinde önemli bir nokta teşkil eden ikili Apollon- Dionysos üzerinden; ahlaki değerlerin katı hegamonyasinin aslında ne kadar kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ve bununla birlikte sanatın ahlakiyetle ne kadar ve nasıl bir ilişkinin olduğunu anlatan, aşk ile ölüm gibi zıtlıklar arasında gidip
Edebiyat
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
Venedik'te Ölüm Hakkında
4/10
·104 syf.··
2023 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 15:15
Thomas Mann'ın Nobel Ödüllü kitabı. Kısa ama öz bir kitap. 100 sayfalık olmasına rağmen ağır, okuması zor bir kitap. Çünkü betimlemeler ve tasvirlerle dolu. Sayfa sayfa betimlemeler, bu kadar kısa bir kitabı bile okumasını zorlaştırıyor. Gerçi Venedik'i çok güzel anlatmış, kitapta sevdiğim tek bölümdü. Bazı incelemelerde mitolojik bir kitap olunduğu yazılmış ancak değil. Sadece baş karakterimiz sevdiği kişiyi Yunan Tanrılarına benzettiği birkaç kısa bölüm var. Bunların dışında kitabın içeriğine girersek baş karakterimiz sanatçı Gustav'ın psikolojisi ile başlıyoruz . Hayata karşı duyduğu bıkkınlık, bunalım... Tipik postmodern yazar örneklerinden biri. Thomas Mann, Gustav'ı kendisinin de çok sevdiği bir yazar olan Goethe'ye benzeterek yazmış. Ve tabii hayat hakkında kendi görüşlerini de Gustav'ı kullanarak anlatmış. Bunlardan bazılarını şu şekilde anlatıyor: Mesela sanat hakkında benim de katıldığım şekilde; sanatın doğal olması gerektiğini, burjuva ve zenginlerin eğlenmesi için değil, her tabakadan insana hitap etmesi gerektiğini savunuyor. Gençlik hakkında; tutkuya aşık gençlerin, problemlerden hoşlandığını söylüyor. Ama sadece gençlik olarak değil genel olarak insanların bir şeye karşı duyduğu fazla tutku ona zarar verir. Ki bunu Tadzio'da görüyoruz. Aşk hakkında; aşkın eksik tanımanın bir sonucu olduğunu söylüyor, hakkında bir yargıda bulunamadığın müddetçe insanın insanı sevebileceğini söylüyor ama bence tam tersi, bir insan başka bir insanı tam yargıda bulunduğu zaman sever veya tanıdıkça, alıştıkça sevgisi büyür. Aşkın ızdırabının aşkı büyüteceğini söylüyor ki genel olarak kitapta anlattığı da bu. Bütün bu iyi tanımlamalara rağmen kitabı sevmememin ve okurken rahatsız olmamın sebebi ise Gustav'ın, 14 yaşındaki bir çocuğa platonik aşk beslemesi. Veya kendisine
Duygu ve Düşünce
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
5/10
·104 syf.··
2023 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2023 21:41
Kitabın konusu ana karakterimizin Venedik’te bir otelde yaşadığı olayları,hisleri,gözlemleri ve düşüncelerini anlatıyor. Açıkçası başta okumak için zorladım kendimi ama birkaç bölüm sonra kitap biraz akıcı gelmeye başladı fakat bu seferde adamın düşünce tarzı beni rahatsız etmeye başladı. Pedofilik bir düşünce ve hareketleri vardı şahsen. Okurken acaba ben mi yanlış düşünüyorum, kitabı mı anlayamadım diye düşündürdü.Farklı bir bakış açısı kazandırmasını istiyorsanız şans verebilirsiniz..
1000Kitap
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
8/10
·109 syf.·
2017 8. kitabı
Thomas Mann ile tanışma kitabım oldu Venedik'te Ölüm. Kitabı aldıktan sonra bitirme süremin en uzun olduğu kitap. Üç defa başladım ve hepsinde de yarım bıraktım, gitmedi, okuyamadım kitabı en iyisi ara vermek diye düşündüm; kitabı bitirmeye gayret etseydim Thomas Mann'ı bir daha okumaz, bu büyük yazardan mahrum kalırdım. Hani diyoruz ya '' her kitabın bir zamanı vardır'' bu kitapta zamanı olan kitaplardan. Yeniden başlayınca eski bir arkadaşımı görmüş gibi oldum ve hemen hasret giderdim kendisiyle. Evet kitap akıcı değil, konu durağan, uzun ve anlamak için dikkat verilmesi gereken betimlemeler, nereye gittiğini sorguladığınız cümleler var, evet konu eleştiriye çok açık ve sarsıcı ama bunlar kitabı okumaya engel değil. Yazar anlatmak istediğini aşırıya kaçmadan, amacının dışına çıkmadan o kadar etkileyici anlatıyor ki, kitabın sonunda yazara hayranlığınız artıyor. Tutkularımız ne kadar bizim kontrolümüzde ? Kontrol edemediğimiz tutkularımızın sonucu ne olur ? Güzellik -hele ki aklımızı baştan alacak kadar güzel olan- bizlere neler yaptırır ? Bu soruların cevabı için Venedik'te Ölüme bekleniyorsunuz. Keyifli okumalar.
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2017 00:15
Aschenbach saygın bir yazardır. Venedik'e tatile gitmiştir. Fakat bir gün o ideal güzellik karşısında dehşete düşüp, tutkularının esiri olur. Yunan tanrıyla isimlendirdiği bir heykel bir sanat eseri diye tasvir ettiği bu güzellik onun hangi yollara sokacaktır. Tutkuları kendi sonunu mu getirecektir? Luchino Visconti tarafından sinemaya da aktarılan eseri mutlaka okuyun derim..
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 09:08
Biz mi tutkularımızı yönlendiriyoruz yoksa tutkularımızın esiri mi oluyoruz? Aslında bunun cevabı kitapta net bir şekilde veriliyor. Aschenbach saygınlık kazanmış, herkes tarafından sevilen sayılan bir yazardır. Dinlenme ihtiyacı duyduğu sırada, Venedik'e tatile gider. Ve kitap o an devreye girer çünkü Aschenbach gördüğü bir çocuğun güzelliğine hayran kalır, artık gözü hep onun üstündedir. Venedik'te salgın hastalık olmasına rağmen, çocuğun peşinden koşmayı bırakmaz. Peki bu süreç nereye gidecek, güzellik bizi her zaman iyi yola mı sokar yoksa istemediğimiz sonuçları da meydana getirir mi? Bu serüveni takip etmelisiniz.
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20074,664 okunma

Yazar Hakkında

Thomas MannYazar · 33 kitap
Paul Thomas Mann, (6 Haziran 1875, Lübeck; 12 Ağustos 1955, Zürih) 20. yüzyılın en önemli Alman yazarlarından biridir. Özellikle romanları ile tanınmakla beraber, edebiyat alanında verdiği eserler yanı sıra, toplumsal eleştirileri ile de öne çıkmıştır. 1929 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmış, 1933'te Nazilerin iktidara gelişinin ardından önce İsviçre'ye ardından ise ABD'ye göç etmiştir. 1944'te ABD vatandaşlığı almakla beraber, 1952'de yeniden İsviçre'ye dönmüş ve hayatının sonuna kadar burada kalmıştır. Mann, Johann Wolfgang von Goethe'nin yapıtlarını kendi yapıtında bir tüzük ve konu bulmada örnek olarak kullandı. Avrupa ve Alman ruhuna dair analiz ve eleştiriler yaparken, eski Alman hikayeleri ve Kitab-ı Mukaddes'te geçen kıssalardan, Goethe'nin, Nietzsche'nin ve Schopenhauer'in düşüncelerinden faydalanmıştır. Kendi ailesini örnek alarak oluşturduğu ilk romanı Buddenbrook Ailesi'nde örnek olacak biçimde anlatıldığı gibi, yapıtlarının başlıca konusunu burjuvazinin yozlaşması oluşturmaktadır. Mann, özellikle Alman edebiyatında önemli bir yer edinmiş olan Bildungsroman türünde yetkin eserler vermiştir. Alman yazar Heinrich Mann'ın kardeşidir. Thomas Mann'ın altı çocuğundan üçü, Erika Mann, Klaus Mann ve Golo Mann da yazar olmuşlardır.