Gazap Üzümleri'ni Remzi Kitabevi'nin 1968 basımı Rasih Güran çevirisiyle okudum, tek tük yazım hataları rahatsız etmeyecek boyuttaydı, bazı eski basım çevirilerdeki gibi zorlama bir şive yoktu gayet akıcı bir dili vardı. Steinbeck'ten okuduğum 4.kitap oldu tasvirleri baştan beri etkisi altına alıyordu bu kez karakterleri işleyişine ve onları uzun uzun okumaya da hayran kaldım.
Kitaptaki Ana karakterine baktığımda onu, kitabı sırtlayan karakter olarak görüyorum fakat altı çizili cümlelerim daha çok Casy' nin cümleleri, mesleği gereği hitabeti kuvvetli, ağzı iyi laf yapıyor.
Öyle zor zamanlar okuyoruz ki öyle zor yollardan geçiyorlar ki okurken insanın boğazı da düğümleniyor, midesine yumruk yemiş gibi de oluyor. Kapitalizm bir yırtıcı gibi sürekli pençesini ve dişlerini geçirirken bu yolculukta; sevdiklerini, paralarını, kaybedenler de, ailesini birarada tutamayanlar da inancını kaybedenler de oluyor buna rağmen umutları, çabaları onları ayakta tutuyor, yokluklarını bile pay ediyorlar.
-spoiler-
Çöpler bile sakınılıyor bu insanlardan,hayretler içinde okudum, çöpün başına bekçi dikiyorlar ve parası olmayana hiçbir şey vermiyorlar, çöp bile...
Hayatta kalabilmek ve işlerini kaybetmemek için hep daha az ücrete çalışmaya razı oluyorlar. Böyle olunca göçmenler yerlilerden daha çok tercih edilir oluyor ve yerliler tarafından dışlanıp tepki çekiyorlar. Bu olay çerçevesinde Okieler bana Suriyeli göçmenleri anımsattı. Bir zamanlar ev, arsa, iş sahibi olup başka topraklarda yeni bir hayata başlamaya çalışmak her yüzyılda benzerlik gösteriyor demek ki.
-spoiler-
11. -14. -21. bölümler baştan sona etkileyici bölümlerdi benim için, okuyacak olanlara iyi okumalar.