c.canik

9.bölüm
Belki yeniden işe başlarız, yeni, zengin topraklarda, Kaliforniya'da. Orada meyve yetişiyormuş, yeniden başlarız. Ama nasıl başlarsın... Yalnız bir çocuk başlayabilir. Sana bana gelince... bütün bunlar bizim başımızdan geçti. Birdenbire bir kızgınlık, binlerce düş, bütün bunlar biziz... Bu toprak, bu kızıl toprak biziz; sel yılları, toz yılları, kuraklık yılları hepsi de bizleriz. Biz yeniden başlayamayız. Eskiciye dertlerimizi, ahlarımızı sattık... Aldı, ama daha içimizde duruyor; toprak sahipleri bizi kovdukları zaman, bu kovulan insanlar bizdik. Traktör evi yıkmadı, bizi yıktı. Yaşadığımız süre yıkık kalacağız. Ne Kaliforniya, ne de başka yer... Her birimiz acılarımızla birlikte yürüyen, acılardan oluşmuş bir geçit töreninin başında giden davuluz... Ve bir gün bu ıstırap ordusu aynı yönde yürüyecek. Hep beraber yürüyecek ve bu yürüyüşten korkunç bir terör doğacak.
Sayfa 134 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9.bölüm
Sen yalnız hurda satın almıyorsun, hurdalaşmış yaşantıları da satın alıyorsun. Bundan başka... göreceksin ya... onlarla birlikte ah da satın alıyorsun. O aldığın sapanı çocuklarının üzerinde süreceksin, sen, seni kurtarabilecek kolları ve canları da satın alıyorsun. ... Yılların emeğini, güneş altındaki çalışmasını satın alıyorsun; anlatılmayacak bir keder satın alıyorsun... Ama dikkat et bayım. Bu eşya yığını ve doru atlarla birlikte sana bir prim de geliyor, güzel bir prim. Günün birinde senin evinde büyüyecek, çiçek açacak bir ah demeti... Seni koruyabilirdik, ama sen bizi baltaladın, bir süre sonra sen de baltalanacaksın, o zaman seni kurtaracak kimse bulunmayacak bizlerden.
Sayfa 133 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Edebiyat
8.bölüm
- Düşündüm. Yalnız bu düşünme değil, düşünmekten daha derin bir şeydi. Tek vücut olunca nasıl kutsallaştığımızı ve insanlığın tek vücut olduğu zaman ne kadar kutsallaşacağını düşündüm. Ve kötü bir adamın lokmayı ağzına alıp da kendi bildiğine gittiği, önüne geleni itip, ardına geleni teptiği ve kavga ettiği zaman insanlığın ne kadar kutsallıktan uzaklaştığını düşündüm. Bunlar kutsallığı bozan insanlardır. Ama insanlar beraber çalıştıkları zaman, bir insan başka bir insanın yararına çalışmadığı zaman, herkes aynı bütüne bağlı olduğu zaman... O zaman her şey iyi oluyor, hayır oluyor, kutsallaşıyor. Bunun üzerine kutsallığın bile ne demek olduğunu bilmediğimi anladım.
Sayfa 124 - Remzi Kitabevi - eski papaz Casy·Kitabı okudu
Edebiyat
6.Bölüm
- Yollara düşen halkı görmek istiyorum, dedi. İçimden onları gidip görmek geliyor. Onların öyle bir yardıma ihtiyaçları var ki, artık bildiğimiz vaızlar filan onların bu ihtiyacını karşılayamaz. Hayatlarını yaşamayan insanlara nasıl cennet umudundan söz edilebilir? Kendi ruhları çiğnendiği, kader içine gömüldüğü bir zamanda onlara nasıl kutsal ruhtan söz edilebilir? Onların yardıma ihtiyacı var. Ölüme boyun eğmeden önce yaşamaları gerek.
Sayfa 79 - Remzi Kitabevi - eski papaz Casy·Kitabı okudu
Edebiyat
6.Bölüm
Halkı topraktan traktörle sürüp atmakla neyi yok ettiler bilir misiniz? Kârlarını almak için neyi aldılar, biliyor musunuz? Toprağın üzerinde ölmekte olan babamı, ilk soluğunda bağıran Joe'yu, geceleyin çalılığın altında bir teke gibi tepinen beni alıp götürdüler. Elimizden aldıkları nedir? Toprak mı? Onun ne mal olduğunu biz biliriz. Buralarda yıllardan beri iyi ürün alan olmamıştır. Ama şu masa başında oturan eşşoğlu eşşekler yok mu, onlar kendi kârları için halkı parçaladılar, böldüler. Evet tastamam parçaladılar. Halkın yaşadığı yerler halkın kendisidir, onun ayrılnaz bir parçasıdır. Artık halk bir bütün değildir, çünkü hepsi yollarda, otomobillerin üzerinde yapayalnız. Artık onlar yaşamıyorlar. O eşşoğlu eşşekler halkı öldürdüler.
Sayfa 78 - Remzi Kitabevi - Muley·Kitabı okudu
Edebiyat