Durağanlığı seviyorum. Yavaşlığı. Hiçbir şeyin olmadığı zamanları. Gölün maviliğini. Temiz havayı içime çekmeyi. Trafik gürültüsünün içindeki kuş şakımalarını. Yalnız ayak seslerini. İlkbaharda bir isyanla patlayan çiçekleri. Sessiz geçen zamanların ölü zamanlar olduğunu düşünürdüm. Şimdi capcanlı geliyorlar. Yere uzanıp dünyanın kalp atışlarını dinlemek gibi.
Başkaları önemlidir. Ama arkadaş bulmak için başka birine dönüşmenin hiçbir anlamı yok. Sizi sevecek insanları bulmak için önce kendiniz olmak zorundasınız.
En dibe vurmanın en iyi yanı artık düşecek yer kalmamış olması. O anda en sağlam yerinizi keşfedersiniz. Daha fazla parçalanmayacak, duygu dilinizde “ Ruh “diyebileceğiniz o yeri. En dibe vurduğumuzda alttaki sağlam temelimizi keşfederiz. Oradan başlayarak kendimizi yeniden inşaa edebiliriz.