Sahi, gökyüzünün rengiyle kim oynadı?
Neden bulutsuz solgun çocuk yüzleri?
Ah,
Uçurtmalar da eksiliyor birer birer
Göz göze gelmelerimiz neden tükendi?
Mavi rengi pas mı tuttu,
oksitlendi mi aşklar?
Yanık türkülerin yerini zahiri tutkular aldı.
Bir âlemi yaradan unutuldu da adı bakî kaldı.
Salıncaklar kurudu, salındı deniz,
Gün sonu Z raporu kokuştu etraf,
Tırnaklar kırıldı, nemalar sahiplendirildi.
Cicoz bugün üzgün,
maması yerinde yok.
Öyle ya,
Kiraz sapından da çay yapar lümpenler,
Bana biraz adaçayı kâfi, sana ıhlamur limonlu.
Kükürtlü mis havada hepimiz Behçet olduk
Naneler de kokmuyor artık,
bilirsin soldu dünya,
Mahpus karılar değil artık herkes sigaradan tiryaki,
Cansız limanlarına gemiler yanaştıramam daha
Ne sanat ne de zanaat izi kaldı kırışıklarımda.
Soğuk anısızlığımdan yek fotoğraf yek hatıra;
Kırgın ve sessiz sonata.
C. Can Keynes