“Bakın. Cumhuriyet Maarifi, bizi ‘Hayatta en hakiki mürşit
ilimdir’ doğrultusunda eğitirken, pozitivizmin gereği olarak doğrusal
neden-sonuç ilişkilerinde yoğunlaşmıştı. Sistem, ‘şunu şöyle etkilersen bu
sonucu alırsın’ şeklindeki Kartezyen dünya görüşünü öylesine başarıyla dayatmış ki, ‘Osmanlı İmparatorluğu neden battı?’ gibi canhıraş bir soruyu, ‘Padişahlar zevkü sefa alemine daldılar da ondan’ diye fevkalade indirgemeci bir neden ileri sürerek mükemmelen cevaplayabiliyorduk. Ya da ekonomik geri kalmışlığımızı ‘Müslüman olmamızla’ ya da, sosyal güvenlik sisteminin batıyor olmasını ‘emeklilik yaşıyla’ açıklayıp bitirebiliyorduk”